Ana Sayfa Genel Tıp Fakültesi Tarihçesi Kısaca

Tıp Fakültesi Tarihçesi Kısaca

2
0

Türk Tıp Fakültesi tarihi, Tıp fakültesi ne zaman ve nerede kuruldu, Tıp Fakültesi Tarihçesi Kısaca bilgi.

İstanbul’da İkinci Mahmud’un açtığı Tıbbiyeden önce Türkiye’de birçok hastanelerde ameli; bazı tıp medreselerinde, Süleymaniye Tıbbiyesinde nazari ve ameli olarak tecrübeli ve alim hekimlerin yanında tıp okutuluyor ve medrese mezunları gibi tıpdan uzmanlık (ihtisas) yaparak Rüus (diploma) la hekim yetişiyordu. Lakin Türkiye sınırları içinde olduğu gibi dışında da hekimlik öğrenerek gelenler de görülüyordu.

İkinci Mahmud 1241 (1827’de Yeniçeriliği ortadan kaldırdığı vakit memleketin ilmi, idari ve içtimai ve askeri durumunu da yoluna koymak istedi. Düzen verdiği askerlik için gereken hekim ve cerrahı yetiştirmek üzere 12 şaban 1242 (1 4 mart 182 7) çarşamba günü Şehzadebaşında eski Odaların Çukurçeşme taralında köşe başındaki Tulumbacıbaşı konağında Tıphane ve Cerrahhaneyi açtı.

Burada gece yatılmazdı. Üstte Tıbhane ve altta Cerrahhane talebesi ayrı ayrı okutuluyordu. Tıbhanenin ilk bakan (nazır) ı Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi oldu. Kardeşi Abdülhak Molla, Başmüneccim Osman Saib Efendi, hekim ve Boğos Efendi ve diğerleriyle beraber ders vermiştir. Tıbhanede dört sene okunur; çıkanlar deniz ve kara ordularına, kalelerine, İstanbul’da birçok semtlerde adedi çoğalan askeri hastanelere verilirdi.
5 şaban 1247 (1831) de Cerrahhane, Topkapı sarayının deniz kıyısında Hastalar Odası denen binaya taşındı. Fransız bir cerrah, Sad dö Kalyer (Sade de Caliere) adında bir öğretmen getirildi. Dersler türkçe verilirdi. Bakanı Başmüneccim Osman Saib Efendi, öğretmenleri Istepan, Topkapı Asker Hastanesi Hekimi Konstantin Efendilerdi. 1252 (1836) yılına kadar okul burada kaldı, öğrenciler dört sene okurdu. 1248 (1832) de sayısı yüz yirmiyi buldu. İlk çıkanlar arasında sonra hekimbaşı olan cerrah İsmail Paşa da vardır.
1252 (1836) de Tıbhane ile beraber saray içinde Otlukçu Kışlasına ve iki yıl burada kaldıktan sonra 1254 (1838) te de gene Tıphane ile Galatasaray’a taşındı. Dersleri orada da ayrı idi.
Tıbbiye Galatasaray’da Mektebi Tıbbiyei Adliyei Şahane adını aldı. Bu yıl da Viyana’dan Dr. Bernard muallimi evvel sıfatıyla getirildi. Istepan muavin oldu. Abdülhak Molla Nazırlığa geçti. Açış törenine İkinci Mahmud gelerek söylevinde :”Bunda franşızca olarak fenni tıbbı tahsil edeceksiniz. Şimdilik mevcud müşkülat ve mehaziri beyan ile şu halin dahi kariben izalesini memul ve temenni ederim ..Bizim ise gerek asakiri şahane ve gerek memaliki mahrusamız için etıbbayı hazıka yetiştirip hidematı tazımede istihdam ve diğer taraftan dahi fenni tıbbı kamilen lisanımıza alıp kütübü lazımesini türkçe tedvine gayret etmelidir.. Etıbba sıfatıyla memaliki ecnebi-yeden birtakım meçhulülahval eşhasın gelmesinden ve şuraya buraya sokulmasından hoşnut ve memnun değilim.” demiştir.

Oğlu Abdülmecid, padişah olunca, Tıbbiyenin ilerilemesi için istenilen her şeyi yapmış ve iki sene imtihanlarda bulunmuş ve muhtelif rütbeler vererek genç mezunları taltif etmiştir.
Ga’atasaray Tıbbiyesi çok ilerlemiş ve garb tıb programlarını aynen alan bu okulun yenilikleri halka öyle aksetmiştir ki bir gün Kahyazade Arif Efendiye : “Efendim, Tıbbiyede Allahı inkar ediyorlarmış. Bu olan şayleri hep tabiat yapar, her şey tabiatla olur, diyorlarmış» diye anlatmışlar. O da: «öyleyse Allahın adını tabiat koymuşlar, çare yok bir Allah’a muhtacız” demiş.
Dr. Bernard’ın muallim olarak getirilmesinden itibaren ispençiyari ve tıbbi fenlerde doktora unvanı verilmeye başlamış, ve Tıbbiye Avrupa’daki tıp mekteplerinin seviyesine yaklaşmıştı, öğrenciler mektebi bitirince muhtelif rütbeler alarak mahreç olan hastanelerde ve ordularda vazife almışlardır. Bernard hastanın başı ucunda ders verir, hekimi olduğu Avusturya Hastanesinde talebesini otopsilere ve teşrih çalışmalarına çağırırdı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here