Şinasi Kimdir, Şinasi Şair Evlenmesi Hakkında Kısaca Bilgi

Şinasi sahnesi nerededir, Şinasi şiirleri nelerdir, Şinasi Şair Evlenmesi Hakkında Kısaca Bilgi

1826 – 1881- İbrahim Şinasi 1826 da İstanbul’da doğdu. Babası topçu zabitlerinden bir Bolu’lu idi. Şinasi’nin doğumundan bir yıl sonra açılan savaş sırasında öldü. Şinasiyi anası Esma Hanım okutturup yazdırdı. Hayata gözlerini açtığı anlardan başlayarak, ilk zamanları yeniçeri ocağının kaldırılma karışıklıkları, ardından gelen savaş sıkıntıları İstanbul’u çalkalayıp durur halde idi. Şinasi, Tophane civarındaki ilk okullardan bir mahalle mektebinde okudu. Burayı bitirince, babasının topçu olması dolayısıyla, Tophane’de bulunanlar onu kalemlerden birine aldılar. O zamanın kalemleri yalnız ibare sökmüş, bir parça meşk yazmayı öğrenmiş olan çocuk yaştakileri (13 – 13) yazıya alıştırarak kalem katipliğine, hazırlamak işini gördüğü gibi, bazı dairelerde okumuş yazmış haliteler de bu gibiler arasında istidadı olanlara hocalık ederlerdi. Şinasi için de böyle oldu. Bulunduğu kalemde İbrahim Efendi adında sadece sırası geldiği için hulefalığa geçmişlerden değil, şark bilginlerinden haberli bir aydına rastladı. Bu zattan Arapça ve farsça öğrendiği gibi tanzimi eş’ar edecek bir seviyeye de çıktı. On dokuz yaşında iken, İstanbul’da yeni yapılan köprü için tarihler yazmış şairler arasında onunki beğenilerek Karaköy kapısının üstüne taşa kazıldı (1845).
Şinasi, İbrahim Efendiden bunları öğrenirken bir taraftan da Fransızca öğrenmek imkanını bulmuştu. Tophane’de, teknik işler için getirilmiş yabancılar vardı. Bunların arasında İslamiyeti kabul etmiş ve Reşat ismini almış olan biri kendisine bu kolaylığı göstermişti. Şinasi’nin bu suretle iki medeniyet alemiyle aynı zamanda haberli olması kendisinde, sonradan yetişenlerin bir çoklarında görülen eksikliği, genç yaşında gidermişti.

Ziya Paşa, Etem Pertev Paşa, hatta Namık Kemal ve Naci yabancı dili sonra öğrenmişler, bu suretle ilk öğrendiklerinin izlerini bir türlü üzerlerinden atamamışlardı. Şinasi’nin nazmı olsun, nesri olsun incelendiği zaman bunun ne demek olduğu pek güzel anlaşılır.

Kalem işleri arasındaki bu çalışma, Şinasi’nin sıkıntılı geçen çocukluğunun üzerinde bıraktığı tesirdendir, insanlardan çekinen, hatta kendisinde hastalık derecesine vardığı söylenen vehminin ilk izlerini de bu çocuklukta aramak .gerektir.

Tanzimat ilan edilmiş, üzerinden yıllar geçmeye başlamış, bir takım hareketler meydan almıştı. Tophane Müdürlüğü Mektupçu kaleminin hulefaları sırasına geçen Şinasi, bu sıradaki ruh halinden faydalandı, Müsteşar ve Müşürün öne düşmesi neticesi olarak hükumet tarafından Paris’e gönderildi. Mustafa Reşit Paşa hakkında yazdığı dört kasideden üslub-u kadim üzre inşat olundu kaydı bulunan birincisinin tarihi 1849 dur, Reşit Paşanın bu işe razı oluşuna bir teşekkür karşılığıdır. Şinasi Paris’te Fransızcayı ilerletince, İstanbul’dan sorup kendisine tavsiye edildiği gibi maliye tahsiline başlamış ve Fransa Maliye Nazırlığında bir müddet staj da görmüştür. Şinasi bir taraftan kendine vazife olarak verilen bu işi, vazifesever bir insan dürüstlüğüyle yapmış, bir taraftan da kendinin asıl ihtirasını teşkil eden edebiyat kültürünü genişletecek yolda görgü ve bilgi toplamıştır.

1853’te İstanbul’a dönmüş olan Şinasi, kendisinin Paris’e gitmesini kolaylaştıranların, hele Mustafa Reşit Paşanın iş başında bulunmamasından gene Tophane kalemine gitmiştir. Reşit Paşanın tekrar sadrazam olması üzerine Şinasi, 1855 te rütbesi büyültülerek, Meclis-i Maarif azalığına tayin olunmuştur. Fakat Reşit Paşanın kısa süren bu sadrazamlığından sonra yerine geçen Ali Paşa, Şinasiyi, sakalını tıraş ettirdi diye işinden çıkartmış, fakat 1856 da Mustafa Reşit Paşa sadrazam olunca gene Şinasi’yi yerine getirmiştir. Şinasi, Reşit Paşaya dair olan kasidelerinin üçüncüsünde bu azle sebep olanları teşhir etmiştir.

Ali Paşa hesabına yanlış olarak kaydedilecek hareketlerden biri, Köprülü siyaseti tutmuş olması, kendisine rakip olarak yetişmek istidat ve görünüşünde olanları her fırsattan faydalanarak yere vurmaya çalışmasıdır. Vefik Paşa, Şinasi, sonraları Kemal ve daha benzerleri hep bu düşünüşün zararlarına uğramışlardır. Reşit Paşanın ölümünden sonra Şinasi ancak Yusuf Kamil Paşanın dostluğu yüzünden Ali Paşa zararından kendini koruyabilmiştir. Şinasi, düşündüklerini yapmak devresine bu sıralarda girmiştir. Türkçe ata sözlerini toplamış, “Şair evlenmesi” komedyasını yazmış, ara sıra manzumeler denemişti. Bunları ortaya çıkarmak için imkan ve şartları ararken, ilkin 1857 de “Tercüme-i manzume” adlı eserini taş basması olarak bastırttı, çünkü kitapta Fransızca metinler vardı, o zaman ise basım evlerinde bu çeşit harf yoktu. Bu kitapta Lamartin’den başlığını olduğu gibi muhafaza ettiği Medıtatıon manzumesi ile La Fonten’den “Kurt ile Kuzu hikayesi” tam olarak ve Rasin’in Ester, Atali, Andromak trajedyaları, Jilber ile Feuelon’dan bazı mısra, beyit ve kıta tercümeleri vardır. Manzumelerde vezin yüzünden yaptığı ilavelerin altını işaretlemiş, böylelikle kelime ve mana hususundaki titizliğini göstermiştir. Bu tercümelere bir sanat eseri olarak bakmak insanı yanıltır, önemleri; ilk girişilen bu tecrübedeki tutulan yoldadır.

Şinasi bundan sonra asıl geniş bir çalışma alanı olarak hayalindeki isteğine bir arkadaş bularak onunla işe girişti. Agah Efendi ile birlikte, bir Türk tarafından hususi olarak çıkartılan ilk gazeteyi, Tercüman-ı Ahvali çıkardılar. Bu haftalık gazetede Şinasi ilk basılmış tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi komedyasını tefrika ettirdiği gibi bir iki makale de yazmıştır. Fakat Agah Efendiyle Şinasi’nin mizaçları birbirine zıttı. Şinasi’nin vehmi, insandan kaçarlığı ve çekingenliği azalacak yerde, olaylar tesiriyle artmış ve bu yüzden gazetenin bazı yazıları ve münakaşaları Şinasiyi ürküttüğünden bu ortaklıktan altı ay sonra ayrılmıştır.

(Şinasi’nin ayrılmasından sonra gazete, basın tarihinin ilk ceza yiyen gazetesi olarak tatil edilmişti). Şinasi, kendi hesabına çıkaracağı gazete için epey çalışmış, izin almak ve bir basım evi düzenlemekle bir hayli uğraştıktan sonra haziran 1862, de Taıvir-i Efkar gazetesini çıkartmıştır. Bu gazete, havadis gazetesi olmaktan ziyade bir fikir gazetesiydi. Gazetedeki haberler seçme olduğu gibi, yazılışı dikkatli ve hemen her biri bir tenkit fikriyle yazılmıştı.