Safeviler Kimdir? Safeviler Tarihi

Safeviler kimlerdir? Safevilerin tarihi, özellikleri, nerede yaşamışlardır? Safeviler hakkında bilgi.

İran’da XVI.-XVIII. yüzyıllarda (1502-1736) saltanat sürmüş olan bir Türk hanedanlığıdır. Hanedana adını veren, Safevi tarikatı reisi Şeyh Safiyeddin, hanedanın kurucusu ise Şah İsmail-i Safevî’dir. Sa-fevt ailesi başlangıçta Sünni bir tarikatın temsilcisi olarak faaliyet gösterdi, daha sonra güç kazanarak siyasi iktidarı da eline aldı ve büyük bir imparatorluk kurdu.

Safevi tarikatının reisi olan Şeyh Safiyeddin, İlhanlılar döneminde Erdebil şehrinde büyük bir ün yaptı ve çevresinde geniş bir mürit kitlesi toplayarak İlhanlıların saygısını kazandı. Kendisi 1334 yılında ölünce yerine oğlu Sadreddin geçti ve 1392 yılına kadar başta kaldı. Sadreddin’in yerine geçen oğlu Hoca Ali ise 1429, onun oğlu Şeyh İbrahim de 1447’ye kadar tarikatı yönettiler.

Bunlar zamanında tarikatın nüfuzu ve şeyhlerinin ünü İran’ın dışına da yayıldı ve büyük güç kazandı. Hoca Ali zamanına kadar Sünni olarak bilinen bu tarikat, onun zamanında Şiiliğe eğilim gösterdi. Timurlenk üzerinde büyük bir etki sağlayan Hoca Ali’ye, bu hükümdar tarafından ürdebil şehri verildi ve burada bağımsız hareket etme yetkisi tanındı.

safevilerHoca Ali’nin torunu olan ve Şiiliği benimseyen Şeyh Cüneyt, tarikatı tam bir siyasİ teşkilat haline getirdi, Karakoyunlular a karşı zaman zaman ayaklanmalar düzenledi. Suriye’nin kuzeyindeki Türkmenler arasında faaliyet gösterdi ve burada bir beylik kurmak istedi, fakat Mısır Memlûk Devleti’nin müdahalesiyle başarısızlığa uğradı. Bunun üzerine Trabzon’a giderek oradaki Rum devi etini yıkmak ve onun yerine bir beylik kurmak için çalıştı, fakat yine başarıya ulaşamadı. Daha sonra Uzun Hasan’ın kız kardeşiyle evlenerek Akkoyunlu ülkesinde serbest çalışma imkAnına kavuştu ve müritlerinin oluşturduğu 12.000 kişilik bir silahlı kuvvetle Gürcistan ve Çerkeş ülkesine akınlar düzenledi, Şirvan hükümdarı Halil ile yaptığı çarpışmada öldü (1460).

Bir Safevİ Devleti kurmayı hedef alan fakat bunu gerçekleştiremeyen Şeyh Cüneyt’in yerine geçen ve Uzun Hasan’ın yeğeni olan oğlu Haydar, babasının girişmiş olduğu hareketi sürdürdü. Uzun Hasan’ın kızıyla evlenerek Akkoyunlarla olan akrabalık bağlarını pekiştiren ve bu sayede Safevilerin gücünü daha da arttıran Haydar, müritlerine kızıl taçlar giydirerek sarık sardırttı ve bu yüzden müritlerine “kızıl Baş” adı verildi.

Haydar, babasının öcünü almak üzere Şirvan hükümdarı Ferruh Yaser üzerine yürüdü. Ancak çarpışmalarda öldü (1488). Aralarında İsmail’in de bulunduğu çocukları, dayıları Sultan Yakup tarafından anneleriyle birlikte Istahr kalesine hapsedildiler. Sultan Yakup 1490′ da ölünce İsmail ve kardeşleri anneleriyle birlikte serbest bırakıldılar. Ve büyük kardeşleri Sultan Ali, babasının müridleri tarafından tarikatın başına getirildi. Daha sonra Akkoyunlularla arası açılan Sultan Ali, bir çarpışmada ölünce kuvvetleri dağıldı ve Sultan Aliye halef seçilen küçük kardeşi İsmail, müritleri tarafından gizlendi.

Daha sonra Akkoyunlu hükümdarı Sultan Rüstem’in ölmesi üzerine çıkan saltanat kavgalarından yararlanmak isteyen İsmail, çoğu Anadolu’da bulunan Ustaclu, Şamlu, Rumlu,Hindlu, Tekelu, Bayburtlu, Çapanlu, Karadağlu, Avşar gibi Türk oymaklarını çevresine toplayarak Arran iie Şirvan’ın bir kısmını ele geçirdi. Arkasından Azerbaycan üzerine yürüdü ve Ak-koyunluiar’dan Elvend Bey’i kaçmak zorunda bıraktı, sonra Tebriz’e dönerek 1502 yılında kendini şah ilan etti, böylece Safevi Devleti kuruldu.

Akkoyunlular hanedanına mensup olanlara karşı bir kıyım hareketine girişen Şah İsmail, Şiiliği resmi mezhep olarak kabul etti, Sünnilere karşı çok sert bir baskı uyguladı. Ezana “eşhedü enne Ali’yyen veliyullah” (Hz. Ali’nin Allah’ın dostu olduğuna tanıklık ederim) cümlesini soktu. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın camilerde lanetle anılmalarını emretti. Şah İsmail’in Anadolu’da yürüttüğü propaganda hareketleri ve yönetimindeki Sünnilere karşı uyguladığı baskı Osmanlı padişahı I. Selim (Yavuz) ile arasının açılmasına sebep oldu, bu yüzden iki hükümdar arasında meydana gelen Çaldıran Savaşı, Şah İsmail’in yenilgisi ve Tebriz’e kadar olan toprakların Osmanlı Devleti’ne geçmesiyle sonuçlandı (1514). Bunun üzerine İran’da büyük karışıklıklar baş gösterdi, Şah İsmail’in 1524’te ölmesi üzerine yerine oğlu Şah Tahmasb (I.Tahmasb) geçti.

Şah fahmasb, Osmanlılar, Gürcüler ve Özbeklerle birçok defa savaştı. Saltanatı döneminde Kanuni Sultan Süleyman, İran, Irak ve Azerbaycan üzerine üç sefer yaptı ve Bağdat, Tebriz gibi önemli şehirleri aldı. Fakat Şah Tahmasb’ın teşebbüsüyle 1555’te yapılan Amasya Antlaşması, iki devletin ilişkilerinin düzelmesini sağladı. Safevi Devletini en güçlü duruma getiren Şah Tahmasb 1576 yılında ölünce iki oğlu Haydar Mirza ile İsmail Mirza arasında taht kavgası başladı.

Bu kavgayı kazanan İsmail Mirza, II. İsmail adıyla tahta çıktı ve kardeşi Haydar Mirza’yı öldürdü. Sünniliğe eğilimli olan II. İsmail, buna rağmen Anadolu’daki Şiileri Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmaktan geri kalmadı, baskıcı bir yönetim kurarak halkın ve yöneticilerin nefretini kazandı. 1577’de zehirletilerek öldürüldü. Ölümünden sonra Osmanlılar İran’a savaş açtılar ve Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Tiflis, Şirvan ve dolaylarını ele geçirdi, daha sonra da Özdemiroğlu Osman Paşa Tebriz’i aldı.

1587 yılında tahta çıkan I. Şah Abbas (Büyük Şah Abbas) bir yandan Osmanlılar, bir yandan da Horasan’ı tehdit eden Özbeklerle uğraşmak zorunda kaldı. Ayrıca ülkede iç karışıklıklar da geniş ölçüde arttı. Bu yüzden İstanbul’a bir sefir heyeti gönderen Şah Abbas, Osmanlılarla barış yaptıktan sonra iç karışıklıkları bastırdı, arkasından da Özbekleri yenilgiye uğratarak Horasan’dan attı, başkent Kazvin’in Osmanlı tehdidinde bulunması yüzünden devlet merkezini İsfahan’a nakletti, güçlü bir ordu kurdu. Daha sonra Osmanlılara karşı harekete geçen Şah Abbas, Osmanlı işgali altındaki toprakları geri aldığı gibi, Basra Körfezi ağzındaki adaları da Portekizliler ‘den aldı. Baskıcı ve sert yönetimiyle tanınan Şah Abbas 42 yıl saltanat sürdükten sonra 1628 yılında öldü.

Şah Abbas’ın ‘torunu Şah Mirza, Şah I. Safi adıyla tahta çıktı. Yönetimi sırasında Osmanlı padişahı 4. Murad, Revan ve Bağdat’ı aldı. Şah I.Safi’nin 1642 yılında ölmesi üzerine yerine oğlu II.Abbas geçti ve 1666’ya kadar hüküm sürdü. Onun yerine geçen Şah I. Süleyman zamanında İran sükunete kavuştu. Şah Süleyman’ın 1694’te ölmesi üzerine yerine geçen Sultan Hüseyin döneminde ise din adamları yönetime hakim oldular. Sünnilere karşı baskı hareketlerine yeniden girişildi ve bu yüzden ülkede tekrar huzursuzluk baş gösterdi. Ayrıca Afganistanlılar İran’a karşı saldırıya geçtiler ve Kandahar valisi Mir Veys 1709 yılında bağımsızlığını ilan etti.

1722 yılında da Mir Veys’in oğlu Mahmut, İsfahan’ı ele geçirerek Sultan Hüseyin’i tahttan indirdi. Komutan Nadir’in çabaları ile Afganlar 1729 yılında İran’dan atıldılar. Nadir, II.Tah-masb’ı tahta çıkardı, kısa zamanda onu da indirerek yerine 8 aylık oğlu III.Abbas’ı şah ilan etti. III. Abbas, kısa bir süre sonra ölünce Nadir, 1736 yılında Safevi Devleti’ne son vererek kendini şah ilan etti.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir