Rabindranath Tagore Kimdir, Hakkında Kısa Bilgi

Hintli Şair Rabindranath Tagore hayatı ve eserleri, Rabindranath Tagore felsefik görüşü nedir, Rabindranath Tagore hakkında kısaca bilgi.

( 1861 – 1941 ) ( Türkçede Tagor okunur. ) Yalnız Hindistan’ın değil, aynı zamanda bütün edebiyat dünyasının en seçkin ve mistik şair ve müelliflerinden Rabindranat Tagor, 1861 yılının 7 Mayısında Kalkütada doğdu. Ailesinin en küçük çocuğu idi. Babası modern ve mütekamil bir dinin lideri olan Maharşi Devendranat, büyük babası da Prens Dvarkanat Tagor idi.

Tagor, ilk tahsilini Hindistan’da hususi surette yaptıktan sonra, 17 yaşlarında iken hukuk okumak üzere Londraya gönderildi (1877) . Fakat çok geçmeden tekrar ana yurduna döndü. Henüz genç yaşta olmasına rağmen Bengal’deki mecmualara yazı yazmaya başladı. 19 yaşında iken ilk romanını neşretti. 22 yaşında evlenen şair, büyük bir aşkla sevdiği karısının ilhamile harikulade kuvvetli eserlerini vermeye başlayarak, 35 yaşına kadar, bu olgunluk devresinin vesikaları sayabileceğimiz, en güzel aşk şiirlerini, çocuk şarkılarını ve küçük hikayelerini yazdı.

Tagor 1901 yılında, Kalkütta’dan 93 mil ötede Bolpur ‘da meşhur Santi Niketan mektebini .kurdu. Bilinen usullerden bambaşka bir şekilde idare olunan, şairin başlıca ideallerinden birini teşkil eden ve uğrunda canla başla çalıştığı bu mektep, bugün beynelmilel bir üniversite halini almış bulunuyor.
Evlilik hayatının saadetini çok tadamayan, ona “Bahçıvan” adlı eserini ilham eden karısı ile, Büyüyen Aydaki şiirlerini kendisine yarattıran iki çocuğunu birbirleri arkasına kaybetmek felaketine uğrayarak sarsılan şair, ruhunda kopan ihtilalleri yepyeni nağmeli ölüm şarkıları şeklinde dokudu.

Artık Hindistan’da duramayacağını anlayarak 1912 de tekrar İngiltere’ye gitti. Uzun müddet orada kaldı. Bengalce’den bizzat İngilizceye çevirdiği dini şiirlerini Gitanjali ismiyle çıkardı. 1913 de bütün külliyatı neşredildi. Avrupa yeni bir deha güneşi ile aydınlanmıştı. Türlü türlü dinlerin, felsefelerin beşiği olan Hindistan’a bile yeni bir hava getiren Tagor, Avrupa edebiyat dünyasına da, Hindistan’ın esrarlı sadeliği, şairin en olgun fakat her türlü yapmacıktan, özentiden uzak lirik, dini, felsefi şiirlerinin tılsımlı ruhu ile tutuşturulmuş bir edebiyat meş’alesi uzatmıştı. Tabiiyetle de 1913 yılında Nobel edebiyat ödülünü kazandı. Buradan aldığı sekiz bin İngiliz liralık mükafatı, son kuruşuna kadar, Santi Niketan mektebinin inkişaf ve ilerlemesi için harcadı.

Artık beynelmilel bir şöhret olmuş olan Tagor’un eserleri birçok dillere çevrildi. Şair bir çok defa Avrupayı dolaştı. Japonya’da, Amerika’da seyahatlerde bulundu. Amerika’da verdiği konferansları (ki bunlar ekseriya dini akidelerini ve Hindistan’ın dini faaliyetlerini inceler) Sadhana (1913) çok ilgi gördü.