Peygamberimizin Hayası Hakkında Bilgi

- in Dini Bilgiler, Genel, Sosyal Bilimler
0

Hz. Muhammedin hayası nedir, Peygamberimizin Hayası hakkında bilgi.

Haya ve edep sevgili Peygamberimiz’de taçlanmış, çiçek çiçek açmıştır. O kimseyi azarlamaz, tane tane konuşur, tebessümü yüzünden eksik etmezdi. Şımarıklığı, gururu ve büyüklük taslamayı asla sevmezdi.

Peygamberimiz’in, gençliğini ve orta yaşlılığını geçirdiği Arabistan’ın Hicaz bölgesinde edep ve haya dışı adetler ortalığı kaplamış olduğu halde yüce Resûl bu gibi adetlerin hiç birine uymamıştır. Cenab-ı Hak, geleceğin müjdecisini bu çirkin adetlere bulaşmaktan korumuştu. O sıralarda Arabistan^ da Kabe’yi çıplak tavaf etmek ve başkalarının yanında çıplak yıkanmak gibi haya ve edep dışı adetler de vardı. Peygamberimiz bu kabil hareketlerden daima nefret ederdi.

Henüz Mekke’de amcasının, koyunlarını güderken, iki gün üst üste Kureyşli gençlerin, katıldığı bir eğlenceye gitmek istemişse de o esnada gözlerini uyku bürümüş ve uyandığında eğlencenin bittiğini anlamıştı. Bir daha da böyle bir teşebbüste bulunmadı. Kâbe tamiri sırasında o da Abdülmuttaliboğulları adına taş taşımakta idi. Kureyşli gençler, elbiselerinin eteklerini omuzlarına toplayarak taşıyorlardı. Böylece omuzlan acımamış oluyordu. Ama etekleri kalkınca haya ve edep dışı bir görüntü ortaya çıkıyordu. Henüz yaşı genç olan Hz. Muhammed (S.A.V.) de bir defa bunu deneyecek oldu. Ama gizli bir el (bir melek) onun eteğini yere doğru öyle bir kuvvetle çekiyordu ki, Hz. Peygamber Kureyşli gençlerin düştüğü durumdan korunmuş oluyordu.

Peygamberimiz putlardan nefret ederdi. Onlar şerefine verilen ziyafet ve şölenlere asla katılmazdı. Fakat bir yıl halaları onu zorladılar, Kureyşli ileri gelen ailelerin katılabileceği putlar şerefine verilen bir ziyafete yeğenlerini de götürmek istediler. Henüz küçük bir çccuk olan Hz. Muhammed ne kadar direndiyse de halaları: “Böyle bir günde Abdullah’ın yetimini, yapayalnız, evde bırakamayız, bu, bizim mürüvvetimize sığmaz” diye düşünüyorlardı. Fakat henüz yılda giderken Peygamberimiz’in yüzünde görünmeyen bir sesin sakladığı duyuldu.

Hz. Muhammed, (S.AV) kendisini yerde bulmuştu, rengi sararmış, mecalsiz kalmıştı. Halaları hemen onu kaldırdılar ve eve döndüler, onun istirahatını sağladılar ve bir daha putlarla ilgili hiçbir toplantıya onu götürmedi-ler. Görüldüğü gibi, edep ve haya dışı hareketlerden İslamdan önceki dönemde de Hz. Muhammed (S.A.V)ilahi bir kontrol ile korunmuştur.

Ebu Said el-Hudrî (R.A.), diyor ki: ‘tNebî (S.A.V.) haya cihetiyle, kendi köşesinde oturan bakire kızdan daha utangaçtı.” Resûl-i Ekrem’in ne kadar haya sahibi olduğunu, Ebu Saîd -el- Hudri hazretlerinin bu sözünden, açıkça anlamaktayız. Peygamberimiz gıybet etmez, gıybeti yasaklar, dedikoduyu meneder, kendisine başkalarından dedikodu tarzında, laf iletilmesini doğru bulmazdı. İnsanların kusurlarını yüzüne vurmaz, hataları kusur sahibinin adını anmaksızın, genele dönük olarak zikreder, herkesin böyle fenalıklardan kaçınmasını belirtirdi.

Peygamberimiz, pek fazla utangaç olması, yüzünden arkadaşları tarafından kınanan biri hakkında: “Ona ilişmeyiniz. Çünkü haya imandandır” buyurmuştur. Bir başka, zaman Peygamberimiz, ashabına: “Hayainsan için zinettir” diyerek öğüt vermişlerdir.
Şunu bilmek lazımdır ki, haya insanın karakterini taşır ve hiçbir millet hayadan müstağni kalamaz. Fazilete talip insan için edep ve haya, ilahi nurla örülmüş bir taçtır. Onu giyen her fenalıktan uzak kalır.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir