Nizam-ı Cedid Nedir?

In Genel, Osmanlı Tarihi, Sosyal Bilimler, Tarih 20 views

Nizam-ı Cedid dönemi yenilikleri nelerdir, Nizam-ı Cedid ordusunun özellikleri, Nizam-ı Cedid hakkında bilgi.

Osmanlı Devletinde, 18. yüzyılın sonlarında, askerlik ve idare alanlarındaki düzensizliklere, Batılı anlamda çare bulmak üzere ileri bir düzen kurmak hususunda ıslahat teşebbüsleri ve hareketleri için kullanılan bir tabir olup aynı zamanda bu gaye ile kurulan Avrupa usulünde yetiştirilmek istenilen talimli askere verilen addır.

Nizam-ı Cedid tabiri 3. Selim tahta çıktıktan sonra tam olarak kullanılmaya başlanmış, eski usül ve teşkilat için kullanılan “nizâm-ı kadim” sözüne karşılık, bu tabire daha çok önem verilmiştir. Bu devirde, Osmanlı Devletinde Nizam-ı Cedid tabiri ile, önce mevcut siyasi ve idari bir düzenin yerine yenisinin konulması manası anlaşılmakta idi.

nizami_cedidBu tabir daha sonra 2. Selim tarafından girişilen bütün ıslahat hareketlerine örnek olmuştur. Bu sebeple Nizam-ı Cedid, bu devirde Batı usulünde yetiştirilmek istenen talimli askeri teşkilatını, geniş manası ile de 3. Selim’in Yeniçeri Ocağını kaldırmak ve hiç değilse kendilerinden faydalanılabilecek şekilde, muntazam bir hale getirilmesini sağlamak, ulemanın geriliğe dönük zihniyetine karşı koyarak, onların nüfuzunu kırmak, Osmanlı İmparatorluğunu Avrupa’nın ilim, teknik ve medeniyetteki hamlelerine ortak yapmak için giriştiği ıslahat hareketlerinin bütününü ifade ediyordu.

Nizam-ı Cedid fikri ve hareketi 3. Selim’in tahta çıkması ile bir usul ve tertip dahilinde ortaya atıldı. Ancak bu hususta örnek alınması düşünülen Avrupayı iyice tanımak gerekiyordu. Bu sebeple padişah, Nizam-ı Cedid ıslahat hareketinin esasları hakkında tam bir kanaat sahibi olmak zorunluğunu duydu.

Bu hareketinde büyük bir kuvvet olan ilim adamlarının bu husustaki düşüncelerini almayı uygun gördü. Devletin bünyesinde yapılacak geniş ıslahatın selametini sağlamak için, Nizam-ı Cedid’i bir şahıs değil, devletin malı yapmak istedi.

Diğer taraftan bu başlangıç olmak üzere ve Avrupa’yı iyice tanımak için, Viyana elçiliği görevi ile gönderdiği Ebu Bekir Ratib Efendi’ye: “Avusturya’nın bütün müesseselerini görüp, kendisine bilgi getirmesi” görevini vermişti (1791). Ratip Efendi, yaptığı 8 aylık inceleme sonunda edindiği bilgileri havi padişaha sunduğu yazıda; bazı önemli meselelerin, birtakım şartların tahakkukuna bağlı olduğunu bildirmekte idi. ili. Seiim’in yapacağı Nizam-ı Cedid ıslahatı İle sıkı bir ilgisi bulunan ve şart ve tedbirler şöyle ifade edilmişti:

1. Askerin çok düzenli ve itaatli olması.
2. Hazine’nin zengin, tertipli ve her an dolu bulunması. 3-Vezirlerin, büyük devlet adamları ile memurların doğru, muktedir ve sadık kimseler olması. 4-Halkın huzur, refah ve himayesinin temin edilmesi. 5.Bu şartlar tahakkuk ettikten sonra bazı devletler ile ittifak ve yardım anlaşmalarının yapılması.
III. Selim devletin İleri gelenlerinden nizam-ı devlete dair lâyihalar kaleme almalarını istemiş ve böylece Nizâm-ı Cedîd hareketinin nazarî ve hukukî yönlerini teşkil ve tesisine girişilmiştir. Padişah, başta sadrazam olmak üzere, devlet ve idare hayatında bilgi ve tecrübesi bulunan belli başlı şahıslardan kendisine Nizam-ı Ce-dîd’e dair lâyihalar vermelerini emretti.
Bu suretle girişeceği esaslı ıslahat ha’ roketinde yalnız kalmamış ve III. Ahmed devrinde tasarlanan bir askerî ıslahat teşebbüsünün ulema ve devletin ileri gelenlerinden gizlenmesi yüzünden başarısızlığa uğramaması gibi bir durum ile karşılaşmayarak, sorumluluğa belli başlı devlet adamlarını da iştirak “ettirmiş bulunuyordu.
Nizâm-ı Cedîd hakkında padişaha mütalaalarını bildiren ve lâyiha verenler; başta sadrazam Koca Yusuf Paşa olmuş ve aralarında sadrazamlıktan tanınmış zatlar, defterdar, Şerif, Tarakçı Abdullah efendiler ile tersane emini, mabeynci, beylikçi, çavuşbaşı, kethüda gibi bir kısım görevliler ve yazar Enverî de bulunmak üzere 20 Türk ve Türk ordusunda hizmet gören Bertrano adında bir Fransız subayı,İsveç 

sefareti memurlarından ünlü d’Ohsson ol­mak üzere iki yabancidır.

Bu lâyihalarda görüş birliği bulunmadığı kesindir. Ağırlık noktalarını askerî sahada arzu edilen ıslahat teşkil etmekle beraber, taşıdıkları esas düşünceye göre, Nizam-ı Cedîd lâyihaları üç kısma ayrılıyordu:

Birinci kısım, Yeniçeri Ocağı’nı ve diğer ocakları, Kanunî devrindeki kanunlara gö­re ıslah etmeyi istiyordu ki, bunlar muha­fazakârlardı. İkincisi bu ocaklara, “Sultan Kanunî Süleyman kanunnâmeleri gereğindendir” diyerek, Frenk tâlim ve ter­biye usûlleri ve silahlarının kabul ettirilme­sini teklif edenler idi ki, bunlara da telifci demek mümkündür. Üçüncü kısım ise Ye­niçeri Ocağı’nın kaldırılması veya ıslah edilmesi mümkün olamayacağından, bu ocak bir kenara bırakılarak, bunun yanın­da Avrupa usûlüne ve Frenk orduları esas­larına göre yeniden bir ordu kurmayı dü­şünüyorlardı. Bunlar da inkılâpçılar idi.

Bütün bu ıslahat lâyihalarını verenlerin üzerinde birleştikleri nokta, mevcut asker ocaklarının bozukluğu idi.

III. Selim bu fikirlerden birini seçmek zo­runda kalınca, inkılâpçıların düşünceleri­ne katıldı ve uygulamaya girişmek üzere, bu fikri iyice benimsemiş olan kimseler­den mürekkep bir ıslahat heyeti meydana getirdi. Bu heyetin başkanlığına eski sad­razamlardan İsmail Paşazade İsmet Bey getirildi.

ismet Bey, işin başlangıcında, mese­lenin önemli olduğunu ve uygulamada karşılaşacağı tehlikeleri ve takip edece­ği hareketi padişaha bildirdi. Bu hususta padişahtan teminat aldı.

Heyetin hazırladığı 72 maddelik prog­ram, bir program, bir ıslahat tasarısı idi. Bu tasarının önce askerlikle ilgili kısmı­nın uygulanmasına girişildi. Bu mesele­de yenilik yapılan başlıca maddeler şun­lardı: I. Mevcut asker ocaklarının nizâm altına alınması; 2. Avrupa usûlünde yeni bir ordu kurulması (Nizâm-ı Cedîd ordu­su); 3. Savaş sanayii müesseselerinin ye­niden tertip ve tanzimi.

III. Selim bir taraftan Avrupa usûlünde bir ordu hazırlarken, diğer yandan da mevcut ocakları imkânlar nisbetinde ni­zâm altına almaya önem verdi. Yeniçeri Ocağı için haftada birkaç gün talim ve ter­biye zorunluğu konuldu. Diğer ocaklar için yeni kanunnâmeler yapıldı. Meselâ 1792’de yayınlanan Humbaracı kanunnâ­mesine göre bütün efrad, İstanbul’da top­lanacak ve yoklamaya tâbi tutulacaktı.

III. Selim, Nizâm-ı Cedîd’in müstakil bir 

askerî ocak olmasını ve buraya yeniçeri­lerden genç olanların girmesini istiyordu. Fakat yeniçeriler bunu kabul etmedikleri gibi, devletin ileri gelenleri de Yeniçeri Ocağı’nın dışında bağımsız bir ocak ku­rulmasını uygun görmemekle beraber çok tehlikeli buldular. Bu sebeplerle Nizâm-ı Cedîd, hassa bostancılar ocağı­na bağlı olmak üzere, bostancı tüfekçisi ocağı şeklinde kuruldu. İlk önce mevcu­du 12.000 olarak tesbit edildi (1793). Bu­na göre çıkarılan padişah iradesiyle İle­ride geliri sağlandıkça arttırmak üzere Le-vend çiftliğinde, subayları ile birlikte 1602 erden ibaret 12 bölük olarak bir “orta” ter­tibini başlatmayı, ortaya bir binbaşı, sağ ve sol kolağaları, her bölüğe birer yüzbaşı ve diğer subaylar tayini emrediliyordu. Er­lere de süngülü tüfek verilerek talime baş­lanılıyordu. Yeniçeriler, yurdun her tara­fına yayılmış, şehir ve kasabalarda yer­leşmiş olduklarından, Nizâm-ı Cedîd as­kerlerini çekemeyeceklerini de düşüne­bileceğinden, yeni askerî teşkilâtın gerekli olduğunu anlatmak icap ediyordu.

Osmanlı Devleti’nin büyüklüğünün; ahâlinin devlet kararlarına gösterecekleri saygı ile mümkün olabileceği, dolayısıy­la Nizâm-ı Cedîd’in benimsenmesinin bir görev olduğu anlatılmaya çalışıldı.

Öl Selim’in Nizâm-ı Cedîd lehinde yap­tırdığı bu propagandanın büyük tesiri ol­mamakla beraber, ilk zamanlarda teşki­lâtın kurulmasına ses çıkarılmadı.

Ancak gerek bu ıslahat, gerek siyâsi ve iktisadî sahada uygulanmaya çalışılan Nizâm-ı Cedîd, istenilen başarıyı tam ola­rak sağlayamamıştır. Esasen kısa bir sü­re sonra Nizâm-ı Cedîd düşmanlığı baş­ladı. Bazı başarısızlıklar da ıslâhat hare­ketlerinin değerini ve itibarını halk naza­rında düşürdü.

Nizâm-ı Cedîd ordusu önce Istanbul-da, sonra da Anadolu’da kurulmuştur. İlk olarak Mısır seferinde Akkâ Kalesi önün­de Napoleon ordusuna karşı başarı sağ­lanmıştı.

Rusya ile savaş ihtimallerinin belirmesi üzerine Karaman valisi Kadı Abdurrah-man Paşa yanındaki Nizâm-ı Cedîd askeri Rumeli’ye geçirildi.

Nizâm-ı Cedîd düşmanlığı açık ve ke­sin bir hal aldı.

Edirne’ye harekete geçen Kadı Abdur-rahman Paşa ordusuna mukavemete kal­kıştılar. Orduyu tehdit ettikleri bir sırada III. Selim, Abdurrahman Paşa’ya geri dön­mesini emretti (1806).

İstanbul’da Boğaz yamakları ayaklandı.

Veliahd Şehzâde Mustafa ve şeyhülis­lâm Ataullah Efendi âsilere akıl hocalığı yapıyorlardı. Padişah, devletin idaresini ellerine bıraktığı kimseler tarafından iha­nete uğramıştı.

Şeyhülislâm, padişaha bir yazı suna­rak: “Atmeydanı’nda toplanan yeniçeri­lerin Nizâm-ı Cedîd askerlerinin kaldırıl­masından memnun olacaklarını” bildir­miş, yazıda adları yazılı zatların cezalan­dırılmalarını istemiştir. Padişah, arzu et­mediği halde bu kişilerin idâm edilmele­rine müsaade etmişti. O, sarayın tarihini iyi biliyordu. Âsilerin istediklerini yapmaz­sa, zorla saraya gireceklerini de biliyordu.

Halbuki Nizam-ı Cedîd askeri, At mey­danında toplanan asilere biraz olsun di­reniş göstermiş olsalardı yeniçeriler pe­rişan olacaklardı.

Enderun ağalarının bu husustaki uya­rılarına karşı Padişah: “Benim için kan dökülmesin, benim yüzümden Muhammed ümmetine zarar gelmesin” diye kar­şılık verdi.

Asiler, bu zatları birer birer ele geçir­diler, işkence ederek öldürdüler. Fakat âsiler bununla da yetinmediler. Yeni bir kur­ban daha istiyorlardı. Çok geçmeden, bu isteklerine de kavuştular ve Nizâm-ı Ce­dîd hareketinin başı olan padişahı da ön­ce tahttan indirdiler, sonra da öldürdüler. Böylece padişahın hayatına kıyılmakla beraber millet ve memleketin Batı mede­niyetine ayak uydurması uzun süre gecik­tirilmiş oldu.

Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi sebep ve sonuçları nelerdir, Mekkenin Fethi
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir çeşitleri nelerdir, Mehir hangi durumlarda verilir, Mehir
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari kimin zamanında yaşadı, Molla Fenari kimdir
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet maturidi hayatı, Ebu Mansur Muhammet

Leave a reply "Nizam-ı Cedid Nedir?"


Top