Mustafa Reşit Paşa Kimdir?

Mustafa Reşit Paşa hayatı ve eserleri, Mustafa Reşit Paşa ne zaman ve nerede yaşadı, Mustafa Reşit Paşa hakkında bilgi.

Mustafa Reşid Paşa, 13 Mart 1800 tari­hinde İstanbul’da doğdu. 2. Bayezid vakıf­larının ruznamçecisi Mustafa Efendinin oğludur.

Okuma yazmayı babasından öğrendi. Fakat henüz on yaşını tamamlamadan ba­bası öldü. Bu yüzden medrese tahsili ya­pamadı. Arapça ve Farsça dillerindeki bil­gisi de bu yüzden eksik kaldı.

Eniştesi Ispartalı Seyit Ali Paşa, Mus­tafa Reşid’in zekasını takdir ederek onu mühürdarlığına tayin etti.Seyid Ali Paşa, sonradan tayin edilen vazifelerinde de Mustafa mustafa_resid_pasaReşid’i himaye etti ve onu devlet işlerinde tecrübe sahibi yaptı.

Kendisini himaye eden Seyid Ali Paşa­nın ölümünden sonra bir süre açıkta kaldı.

Reşid Paşa, zekası ve çalışkanlığı sa­yesinde sadaret mektubi kaleminde bir memuriyet bulabildi Bu sıralarda Pertev Paşa’nın dikkatini çekerek Paşa’nın verdiği görevleri dikkatle ifa etti ve savaş dolayı­sıyla ordunun başına geçen Selim Paşanın yanında Şumnu’ya gitti. Şumnu’dan or­duyu ilgilendiren bilgileri padişaha arzetmek için, telhisler yazıyordu. Bu telhisler­de kullanılan yazı üslubu 2. Mahmud’un takdirini kazandı. Maaşı artırıldı ve hızla yükselmeye başladı.

Rus savaşının barışla bitirilmesini so­nuçlandıran müzakerelerde katiplik göre­vini yaptı. Antlaşmanın imzalanmasından sonra İstanbul’a döndü. II. Mahmud tara­fından takdir edildi ve Osmanlı devlet ida­resinde önemli mevkilerden biri olan “amedilik” görevini ifaya başladı.

Mustafa Reşid, devlet yönetiminde önemli meseleleri kolaylıkla çözebiliyordu. Padişah , batılılaşma hareketlerine başla­dığı günlerde, gerekli bilgileri almak için Reşid Bey’i Paris Orta Elçiliği’ne tayin etti.

Reşid Bey Paris’te Fransızca’yı mükem­mel surette öğrendi. 1836 sonbaharında Londra’ya elçi olu. Londra’da iken Harici­ye Müsteşarlığına ve 1837’de müşir rüt­besiyle ve paşa unvanını kullanmamak şartıyla Hariciye nazırlığına geçti. Reşid Bey, hariciye nazırlığını idare ederken, 17 Ağustos 1838’de İngiltere ile ticaret antlaş­masını akdetti.

Bu anlaşmanın yarattığı tepkilere kar­şı, özel notlarında şöyle der:

“Devr-i Mahmud-ı sanide İngiltere Dev­leti ile tanzim olunan ticaret muahedesi­ni imza eden bu âcizdir.

Devlet hayatında düşman kazanmaya başladığım dönem bu muahedenin imza edildiği gündür.”

Reşid Bey, hariciye nazırlığını maharetle ifa ederken Mısır meselesini çözmeye ça­lışıyordu, İngilizler ile bir ittifak antlaşma­sı yapmak için Hariciye nazırlığı üzerinde kalmak üzere Londra’ya gitti.

Mehmet Ali Paşa ayaklanmasının tesir­lerini gidermek maksadıyla girişilen savaş tezi de kabul edilmişti. O günlerde ölen Sultan Mahmud’un yerine genç oğlu Abdülmecid padişah oldu.

Abdülmecid, Reşid Paşa’nın Tanzimat’ı ilan etmek hususundaki görüşlerini benim­sedi. Bunun üzerine Tanzimat’ın temel esaslarını teşkil eden Tanzimat Fermanı, Reşit Paşa tarafından kaleme alınarak Gülhane’de ilan edildi.

Tanzimat Fermanının ihtiva ettiği ilke­ler, hukuk devleti esaslarına dayanıyordu. Fakat bu fermanın tatbiki çok güçtü. Bir­ çok kişilerin menfaatları bozulmuştu. Re­şid Paşa birçok iftiralara maruz kalıyordu. Neticede menfaatları bozulanlar Reşid Pa­şa’nın Hariciye nazırlığından azlini ve evin­de oturmasını sağladılar.

Reşid Paşa, bir zaman memuriyetsiz yaşadı. 1841 Temmuz’unda Paris büyükel­çiliğinde tayin edildi. 1845 yılı sonlarına ka­dar Paris’te dördüncü ve beşinci elçilik­lerini ifa eden Reşid Paşa, 1845 yılı son­larında ikinci defa olarak Hariciye nazırlı­ğına tayin olundu. Bu dönemde Mısır va­lisi Mehmed Ali Paşa İstanbul’a geldi. Bu geliş, devletin güven verici bir duruma gir­diğini gösteriyordu. Güçlü bir devlet kurulması hususunda Reşid Paşa’nın çalışma­ları ve bunun müsbet neticeleri onu sad­razamlığa yükseltti ve 28 Eylül 1846 tarihinde ilk defa sadrazam oldu.

Reşid Paşa, altı defa sadrazamlık yap­tı. Devletin sıkıntıya uğradığı zamanlarda padişah tarafından sadrazam yapılıyor ve sıkıntı geçince ve meseleler çözülünce az­lediliyordu.

Devlet idaresinde gösterdiği isabet ve hukuk devleti ilkelerini tatbik etme husu­sundaki cesaret ve kabiliyeti kendisini ör­nek bir devlet adamı haline getirmişti.

Öncelikle Tanzimat-ı Hayriye adını alan Tanzimat’ın tatbikinde ve devamındaki başarıları unutulamaz. Devleti yönettiği es­nada gericilerin ve menfaatçıların yarat­tıkları engellere karşı devamlı olarak mü­cadelede bulunmuş ve Osmanlı Devletide büyük hizmetler ifa etmiştir.