Monarşi Nedir, Hakkında Bilgi

Monarşi kurucusu kimdir, Monarşi sözlük anlamı, Monarşi hakkında bilgi.

Bir hükümdarın (monark ya da kral) mutlak yetkisine dayanan yönetim biçimi. Tarihteki en eski devlet biçimidir. Monark, ya da kral yönetimi, ilkel Cermen toplu­luklarından ve Asya’nın gelişmiş uygar­lıklarından bugüne kadar sürmüştür.

Mo­narşi, ya da tek kişinin egemenliği, Aris­toteles’in Politika’da yaptığı sınıflanmalar­dan biridir. Fakat, tarihteki örnekler bü­yük çeşitlilik gösterdiğinden, bugün ana­yasa hukukçuları bu terimi Aristoteles ka­dar kolayca tanımlayıp belirleyememektedir.

monarsiBaşlangıçta, komutan, adalet da­ğıtıcısı, hukuk ve yasaların kaynağı ve devletin yürütme organının başı olan monarklar, özellikle Hristiyanlık Avrupa’sın­da dini ya da sihir ve büyü ile ilgili işleri de yürüten kişiler sayılmışlardır. Yöneti­cinin, din ve devlet işlerini kendisinde top­laması görüşü, Ortaçağ’dan sonra terke­dilmiştir.

Modern çağların başında, millî devle­tin merkezileştirilmiş otoritesi sonucu, monarklar, iktidarlarının kutsal bir hak ol­duğu iddiasıyla güçlenmişlerdir. Bu teo­riye göre, monarka direnme, ya da baş­kaldırma Tanrıya karşı işlenmiş bir günah kabul edilmiş ve taht, bir veraset hakkı olarak babadan büyük oğula geçmeye başlamıştır. Bir süre sonra, orta sınıfla­rın ve parlamenter denetimin güç kazan­masıyla bu teorinin uygulanma alanı kısıtlanmış ve Avrupa’daki mutlak monar­şi devri, 1789 Fransız devriminden son­ra eski gücünü yitirmiştir.

19. yüzyıl boyunca yetkileri kısıtlanmış ve meşruti krallık kavramı ortaya çıkmış­tır. Bu görüş, Walter Bagehot’un The Eng-lish Constitution (İngiliz Meşrutiyeti) adlı kitabında ileri sürülmüş ve Kraliçe Victo­ria tarafından benimsenmiştir. Fransa’da ise, Louis Philippe’in 1830-1848 dönemin­de kurduğu burjuva monarşisi, bu tür yö­netimin mistik gücü ve otoritesi ile orta sı­nıf yönetimini bağdaştırmaya çalışmışsa da başarılı olamamıştır. 19. yüzyıl, monarşinin altın çağı olmuştur.

Bu dönemde, hemen bütün devletlerin başında krallar, ya da kraliçeler bulunmuştur. Bunların çoğu Balkanlar’da olduğu gibi, yeni kurulmuş monarşilerdir. Bu krallıklardan ikisi büyük gelişim göstermiştir. Doğu Avrupa’da, Rusya’daki Romanoflar ile Almanya’da Hohenzoller hanedanı, mutlak, ya da en azından anımsanmayacak birer otorite kurmuşlar, ama bunlar da I. Dünya Sa­vaşı sonunda ortadan kaybolmuşlardır. İngiltere, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İskandinavya’da krallık giderek bir sem­bol durumuna gelmiştir. 1919 Versailles antlaşmasını takip eden yıllarda krallar gide­rek azalmışlar ve bugün Avrupa’da sade­ce altı krallık kalmıştır. Bunlar, İngiltere, Hollanda, Belçika, Norveç, Danimarka ve İsveç krallıklarıdır.