Mercidabık Savaşı Sebep ve Sonuçları

Mercidabık Savaşının nedenleri nelerdir, Mercidabık Savaşı hakkında bilgi.

Osmanlıların fetih siyaseti daha çok ba­tıya, yeni gayr-ı müslim Avrupa’ya yöne­likti. Fakat bu siyaseti rahat uygulayabil­mek için doğu sınırlarından emin olması gerekirdi. Halbuki İran’da hüküm süren Şii Safevi saltanatı ve özellikle Şah İsmail, ge­rek propagandaları ve gerekse askeri ma­nevraları ile büyük bir tehlike teşkil ediyor­du.

Manisa ve Trabzon şehzadeliklerinde bulunurken, Yavuz bu tehlikeyi sezmiş fa­kat babası II. Bayezid’e bir tedbir aldıramamıştı. Sonuçta, savaş zoruyla babasın­dan saltanatı devralan Yavuz Selim, ilk iş olarak Şah İsmail tehlikesini ortadan kal­dırmaya koyulmuş ve Çaldıran’da Şah İsmail’i, büyük bir bozguna uğratarak karı­sı da dahil her şeyini ganimet olarak almıştı.

Ancak Şah İsmail bir yolunu bulup kaç­mıştı. Bu yenilgiyi hazmedemeyen Şah İs­mail Memlûk Sultanı Kansu Gavri ile itti­fak çareleri aramış ve bir derece bunda muvaffak da olmuştu. Bütün bu gelişme­leri hafiyeleri vasıtasıyla takip eden ve haber alan Yavuz Selim, Memlûk sultanının da takip edilmesi gerektiğine karar verdi. 40.000 kişilik bir orduyu Sinan Paşa’nın emrine vererek doğuya hareket ettirdi. Bu arada Memlûk sultan ve ümerasına name­ler göndererek, seferin kendilerine karşı olmadığını belirterek onları şaşırttı. Buna rağmen Kansu Gavri bir tedbir olarak ken­dilerine sığınan Yavuz Selim’in ağabeyi Şehzade Ahmed’in oğlu Kasım’ı berabe­rine alarak Halep’e getirmişti.

Sinan Paşa önce Maraş’a oradan da Malatya üzerinden Diyarbakır’a geçecek, böylece hem hedefi saptıracak hem de bir engel varsa bunu sultana bildirecekti. Si­nan Paşa Fırat’a gelince sınırdaki Mem­lük ümerasından geçiş izni istedi. Fakat bu izin verilmedi. Yavuz Memlük sultan ve ümerasına yeniden parlak hediyeler gön­derdi ve onların Şah İsmail ile yapmayı dü­şündükleri ittifakı engelledi.

Buna rağmen Kansu Gavri, Sinan Pa­şa’nın hudutta olduğunu öğrenir öğrenmez 50.000 kişilik bir kuvvetle beraberine Şeh­zade Kasım’ı da alarak Şam’a geldi. Bu arada Yavuz yeniden elçiler göndermiş ve gönderdiği namesinde İran üzerine yürü­düğünü ve kendisine dua etmelerini belirt­mişti. Aynı zamanda mülhidle ittifak eden müslime savaş açabileceğine dair fetva da almıştı.

Kansu, gönderilen elçileri ağır hakaret­lerden sonra hapsetmişti. Osmanlı ordu­sunun gelmekte olduğunu öğrenince Kan-sa Gavri Yavuz’a Moğolbay’ı elçi olarak gönderdi Fakat Yavuz bu arada elçilerinin başına gelenleri öğrenmiş bulunuyordu. Bunun üzerine Moğolbay’ı önce zincire vu­rup hapsettirdi, sonra da sakalını kesip ge­ri gönderdi.

Aynı sırada Osmanlı öncü kuvvetleri Malatya’ya gelmiş, çevresini işgale baş­lamışlardı. Yavuz Sultan Selim daha önce gönderdiği bir name ile Kansu Gavri’yi Mercidabık’ta savaşmaya davet etmişti. Buna karşılık Kansu Gavri, Halep’e gelme­sinin kendi arzusu olmadığını, ümerasının zoruyla geldiğini Yavuz’a bildirmiş, ancak bu bir fayda sağlamamıştır.

İki ordu 1516 yılının 24 Temmuz sabahı Mercidabık’ta karşılaştı. Beş-altı saatlik bir çarpışmadan sonra Memlük ordusu tam bir bozguna uğrayarak geri çekilmeye baş­ladı. Osmanlı ördusu daha hızlı davrana­rak kaçanları takip etti ve çoğunu kılıçtan geçirdi. Yunus Paşa emrindeki kuvvetler önce Halep’e sonra da Hama ve Humus’a girerek işgal ettiler. Kansu Gavri üzüntü­sünden felç olup öldü. Orduyu toplayacak bir baş kalmamıştı. Sultan Selim Halep’e girip ve Halep beylerbeyliğine Karaca Ahmet Paşayı atadıktan sonra her tarafa fe­tihnameler gönderdi. Artık Osmanlılar’a Mısır yolu açılmıştı.