La Fontaine Kimdir, Hayatı Hakkında Bilgi

La Fontaine Kimdir, Hayatı Hakkında Bilgi

Fabl eserleri ile ünlü Jean de La Fontaine kimdir, Jean de La Fontaine hayatı ve eserleri hakkında bilgi.

Ünlü Fransız masal şairidir. Moliere, Corneille, Racine ile birlikte Fransız klasik edebiyatının dört büyüklerinden biridir.

La Fontaine Chateau Thierry’de doğdu. Babası Kralın Ormanlar ve Sular Bakanıydı, av partilerini düzenlerdi. La Fontaine doğduğu şehirde orta öğrenimini yaptıktan sonra rahip olmaya karar verdi, bir yıl rahip okuluna gittikten sonra bundan cayarak hukuk fakültesine girdi.

Paris Parlamentosu avukatı unvanını kazandıysa da baroya girmedi. Çünkü çocukluğa doğduğu kasabanın ormanlarında dolaşarak, tabiat ortasında geçmişti. Bu ruh bağımsızlığı sonradan bütün hayatında, eserlerinde görülür.

Hatta, 1647’de evlendikten sonra bile düzenli bir aile babası olamadı. Karısını, oğullarını kendi hallerine bıraktı. Kaygısız, tasasız, neşeli, her şeyi oluruna bırakan bir adamdı.
La Fontaine ömrü boyunca kendine gayet nüfuzlu koruyucular bulmuş, talihi bu bakımdan yaver gitmiştir. Mesela devrin zenginlerinden Fouquet 1 655 – 1661 yılları arasında La Fontaİne’i korumuştur.

Onun Ölümünden sonra Madam de la Sabliere şairi konağına aldı. La Fontaine zamanının İleri gelen adamlarıyla, edebiyat ve sanat hareketleriyle ilgileniyordu. Racine, Molİere, Boileau gibi edebiyatçıları yakından tanıdı. Serbest fikirli oluşundan dolayı kralın karşı koymasına rağmen 1684’te Akademi’ye kabul edildi. Jean de La Fontaine belki de dünyanın en dürüst ve en açık yürekli, saf insanıydı. Ömründe yalan söylememiş olduğu tahmin ediliyor.

Bir gün kendisine seslenip akşam yemeğine çağırıyorlar bir türlü gelmek bilmiyor. Yemek bittikten sonra görünüyor. Nerede olduğunu sordukları zaman «bir karıncanın cenaze töreninde» olduğunu söylüyor. Olen bir karıncayı ötekilerin nasıl götürdüklerini merak etmiş, karıncaların peşinden bahçenin bir köşesine kadar gitmiş, sonra karıncaları yuvalarına dönünceye kadar göz altında tutmuş. Ancak ondan sonra yemek vakti olduğunu akıl edebilmiş.

La Fontaine, bir kısmı eskiden beri bilinen hayvan hikayelerini güzel masallar haline getirmiştir. Bununla birlikte, bu masallar tamamıyla kendisinin eseri sayılır. Çünkü, La Fontaine Taklit ettim ama esir olmadan demiştir. Gene kendisinin dediği gibi, masallarında «insan eğitimi için hayvanları kullanmıştır. Tabiatta bulunan her canlı, onun hikayelerinde dile gelir. Ona göre açık bir öğüt can sıkıcıdır öğüdü olay içine sindirmelidir. Masallarının çoğunda tabiat manzaraları olayları çerçeveler. Bu bakımdan La Fontaine, devrinin en kendine mahsus şairidir.

Tabiatın en çok değişen dış görünüşünü tasvir etmiş, tabiatla insan münasebetlerini incelemiştir. Kişilerini hemen daima hayvan-ar arasından seçerse de bazen insanları, hele köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek, horozdur. La Fontaine, bu sevdiği hayvanlarla kendi yaşadığı devrin hayatını alaya almıştır. Kötüyü yererek iyinin ne olduğunu göstermek. İşte La Fontaine’in yapmak istediği budur.

Başlıca eserleri şunlardır:

Masallar. — İlk defa 1668’de derlenmiş, ondan sonra iki defa daha, yeni yazdıklariyle birleştirilerek basılmıştır.
Hikâyeler. — İlk iki kısım 1665, üçüncü kısım 1671, dördüncü kısım 1675’te çıktı. Hepsi toplanıp gözden geçirilerek bir arada 1691’de basıldı.
Komediler. — Hadım ( 1654), Gülünç Macera (1 684), Floransalı (1 685), Büyülü Maşrapa ( 1688), Kayıp Dana — ya da — Köy Sevdaları ( 1689).
La Fontaine’in, en çok, hayvan hikayeleri dilimize çevrilmiştir. Bunların en eskilerine Şinasi’nin Tercüme-i Manzume adlı çeviri şiir kitabında rastlıyoruz (1859). «Kurtla Kuzu» şiiri, onun ilk çevirisidir. Ondan sonra La Fontaine’i örnek alarak kendisi de şiirler yazmıştır. Recaizade Ekrem Bey de Ağustos-böceği ile Karıncayı hece vezniyle çevirerek Şümruh-i Edebi dergisinin üçüncü sayısında yayınladı ( 1879).
Bu dergide gerek La Fontaine tarzında, gerek ondan çevrilmiş şiirler yayınlamıştır (Ağustosböceği ile Karınca; Karga ile Tilki; Meşe ile Saz; Kurbağa ile Oküz; Horoz ile İnci; Aslanla Dana; Tuzla Sünger Yüklü İki Eşek). Recaizade’den sonra, asıl başarılı birkaç La Fontaine çevirisini, hem de hece vezniyle Tevfik Fikret’te görüyoruz (Şermin: Ağustos böceği ile Karınca). Onlardan sonra öğretmen Sıracettin Bey başta olmak üzere La Fontaine’in hemen bütün masalları birkaç kere dilimize çevrildi. En son, en başarılı olanları, Orhan Veli Kanık’ın çevirileridir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir