Kurtuluş Savaşı Nedir Sebep ve Sonuçları

- in Cumhuriyet Tarihi, Genel, Sosyal Bilimler, Tarih
0

Kurtuluş savaşı destanı nasıl yazıldı, Kurtuluş savaşını nasıl ve kimler sayesinde kazandık, Kurtuluş savaşı hakkında bilgi.

Kurtuluş savaşı 1. Dünya Savaşında yenildikten sonra, anayurdu yabancı işgal kuvvetlerinden kurtarmak için milletçe giriştiğimiz savaştır. Türk milleti için bir ölüm-kalım savaşı olan Kurtuluş Savaşı, kadınlı erkekli bütün Türkler’in tek bir vücut olarak eşsiz fedakarlıklarla çarpışması sonunda zaferle sonuçlanmıştır.

Düşmanların yurdumuzdan kovulmasından sonra da yüzlerce yıllık imparatorluk idaresi yıkılarak yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

1911’de Trablusgarp Savaşı, 1912’de Balkan Savaşı gibi, arka arkaya girdiğimiz savaşların sarsıntısı geçmeden 1914’te 1. Dünya Savaşı başlamıştı. Geçirdiğimiz sarsıntıların büyüklüğü düşünülürse bu savaşa girmememiz gerekirdi. Yalnız, o zamanki Osmanlı hükümetinin düşüncesizliği yüzünden, 16 kasım 1914’te savaşa girdik.

Büyük fedakarlıklarla sürdürdüğümüz savaş sonunda bağlaşık bulunduğumuz devletlerle birlikte yenildik. Düşmanların anayurdumuzu parçalamak için bekledikleri an gelmişti. 30 ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen hemen bütün hükümranlığına son veriyordu. (Mondros Mütarekesi Yunanistan’ın Limni adasında Mudros kasabasında imzalanmıştır.)
Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada yurdumuzda büyük bir sefalet ve ümitsizlik vardı.

Herkes galip devletlerin topraklarımızı paylaşmaya hazırlandıklarını biliyordu. 19111918 arası tamamen savaş içinde geçmiş, bu savaşların hepsinde de yenilmiştik. Zaten savaşta yenilmemizden çok önce Rusya, İngiltere, Fransa arasında gizli görüşmeler yapılmış, Türkiyeyi aralarında nasıl paylaşacakları kararlaştırılmıştı. Bu üç devlet arasında 1915’te yapılan gizli anlaşmaya sonradan itayla da katılmıştı.

Yurdumuzun İşgali:

1. Dünya Savaşı, 1918’in sonlarında bittiği halde Türklerle imzalanacak barış antlaşması 1920’ye kadar geciktirilmişti. Bunun en büyük sebebi yurdumuzu paylaşmak isteyenlerin kendi aralarında yaptığı pazarlıktı. Mondros Mütarekesinden sonra Yunanistan da Türkiye’den pay istiyordu. Paris Konferansında büyük devletler Yunanlılar’ın İzmir’i işgaline karar verdiler.

İzmir 15 mayıs 1919’da işgal edildi. Böylece, bir yandan Paris’teki barış konferansı devam ederken bir yandan da Türkiye, Mondros Mütarekesi’ne dayanılarak, yer yer işgal edilmeye başlandı (Bk. Mondros Mütarekesi).

En sonunda, 1920’de Fransa’da Sevres şehrinde imzalanan Sevr Barış Antlaşması ile, yurdumuzun büyük bir kısmının Yunanistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya arasında paylaşılması kabul ediliyordu. (Bk. Sevres Barış Antlaşması). Osmanlı hükumeti bu ağır şartlara boyun eğmişti.

Milli Hareket Başlıyor:

Adana, Urfa, Maraş, Antep’i Fransızlar, Antalya ile Konya’yı İtalyanlar, Ege Bölgesinin birçok kesimlerini Yunanlılar, İstanbul’u da İngilizler işgal etmişlerdi. Bu durum bütün Türkler’in kalbinde bir kurtuluş savaşına başlama ateşini uyandırmıştı. Yer yer, belki de birbirlerinden habersiz olarak, çeşitli dernekler kuruyorlardı. Hepsinin de hedefi düşmanı yurdumuzdan sürmek, bağımsızlığımızı yeniden kazanmaktı. Bu dernekler şunlardı:

1 — Trakya – Paşaeli Cemiyeti (Edirne ve yakınlarında kurulmuştu.)
2 — Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Milliye Cemiyeti (Merkezi İstanbul’da olan bu cemiyetin Erzurum, Elazığ gibi illerimizde şubeleri vardı.)
3 — Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti (Trabzon’da).
4 — Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti (Merkezi istanbul’da olan bu cemiyetin de şubeleri vardı).
5 — Redd-i İlhak Cemiyeti (İzmir’de işgalden bir gün önce kurulmuştur.)

Ayrıca, yurdun hemen hemen her yerinde İtilaf ve Hürriyet, Sulh ve Selamet dernekleri de vardı. Yalnız, bütün bu teşekküller üç, beş kişinin birleşmesinden meydana gelmişti, yurdu bir bütün olarak düşünmüyorlardı. Trakya-Paşaeli Cemiyeti hiç olmazsa Doğu Trakya’yı kurtarmak istiyor, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Karadeniz kıyılarında kurulacağı tahmin edilen Rum – Pontus devletine karşı halkı uyanık bulundurmaya çalışıyordu. Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Milliye Cemiyeti de bir hücum karşısında doğu illerimizi korumayı tasarlıyordu. Bunların bütün yurt ölçüsünde sonuç veremeyeceği açıkça belliydi.

Öte yandan, zararlı dernekler de kuruluyordu. Bitlis ve Elazığ’da Kürt Teali Cemiyeti kurulmuştu. Maksadı yabancı devletlerin yardımıyla bir Kürt hükumeti kurmaktı. İstanbul’da İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştu. Bunların maksadı yurdumuzu İngilizler’in himayesine vermekti. Gene İstanbul’un ileri gelenlerinden bir kısmı da Amerikan mandasını, yani yurdumuzda Amerika hükümranlığını istiyorlardı. Kısacası, herkes ne yapacağını bilmez bir halde bulunuyor, ülkede çok büyük bir çoğunluğun içi kan ağlıyordu.

Mustafa Kemal (Atatürk) İş Başında

Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak istiklal-i tartıma malikiyetle temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, beşeriyet-i mütemeddine muvacehesinde uşak olarak kalacaktır diyen Atatürk sayesinde yurdumuz düşmanlardan temizlenmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir