Kurana Göre Dostluk Kavramı

Dostluk nedir, İslam dininde dost-dostluk kavramı nasıldır, Dostluk üzerine yazı.

Dostluk kavramı Kur’ân’da velî, halil, bi-tâne gibi kelimelerle ifade edilmiştir.

Velî sözlükte aralarında başka bir şey bu­lunmayan bitişik şeyler anlamına gelir. Te­rim olarak ise yer, bağlılık, arkadaşlık, yar­dım ve inanç yönünden tam bir yakınlık ma­nası ifade eder. Halil ise sevgili ve dost de­mektir. Bitane ise, sırdaş anlamına gelir.

İnsan, diğer insanlarla yaşamak zorun­da olan sosyal bir varlıktır. Bu yüzden iliş­kide bulunduğu kişilerden bazılarıyla dost olacaktır. Fakat bir mü’min dostlarını tesa­düfen değil bazı kriterlere göre seçmek zo­rundadır. Çünkü insan dostlarının her yön­den etkisi altındadır.

Müminin gerçek dostu Allah, peygam­ber ve diğer müminlerdir.

“Sizin dostlarınız ancak Allah, Rasü-lü ve iman edenlerdir” (Maide: 55) “Mü­min erkekler ve mümin kadınlar birbir­lerinin dostudurlar” (Tevbe: 71) “Allah iman edenlerin dostudur. Onları karan­lıklardan nura çıkarır” (Bakara: 257).

Mümin ne kadar yalnızlığa itilse, insan­lardan ve din kardeşlerinden vefasızlık gör­se bile yalnızlık duygusuna kapılmaz. Ger­çek dostu Allah’ın onu yalnız bırakmayaca­ğının şuurunda olur. Hz. Peygamber’in dost olması ise bizi dünya ve ahirette gerçek mutluluğa ulaştırmak için kendini feda edercesine gayret göstermesindendir. Mü­minler ise inanç ve din kardeşliğinde birbi­rine kurşunla perçinlenmiş ve kenetlenmiş bir bina gibidirler. Peygamberimizin başka bir ifadesine göre tek bir beden gibidirler. Bir organın rahatsızlığından bütün beden etkilendiği gibi,bir müminin probleminden bütün mü’minler etkilenir. Bu dostluk men­faate dayanmayan samimi ve” hasbî bir dostluktur.

Müminlerin kâfirlerle, zâlimlerle, Yahu­dilerle ve Hıristiyanlarla dost olmamaları­nı, onlara sırlarını vermemelerini emreden pek çok ayet mevcuttur. Onlar, gerçek ma­nada ancak birbirlerinin dostu olabilirler. Meselâ: “Müminler, müminler dışındaki kafirleri dost edinmesinler” (Âl-i İmrân: 28)

“Ey inananlar, Yahudileri ve Hıristi-yanları dost edinmeyin. Onlar birbirleri­nin dostudurlar. Sizden kim onları dost tutarsa o onlardandır. Şüphesiz Allah zâ­lim toplumu doğru yola iletmez.” (Mai­de: 51)

Ayrıca bkz: Nisa: 139,144; Araf: 27; En-fal: 73; Âl-i İmrân: 118.

Kötü dostun gerçek yüzünün ahirette or­taya çıkacağını belirten şu ayet, insan dav­ranışlarında çevre faktörünün önemini be­lirtmesi açısından mühimdir.

“O gün zalim ellerini ısırıp “ne olaydı keşke ben peygamberle gideydim, vah bana ne olurdu keşke dost edinmesey-dim (o) beni, bana gelen zikirden (Kur! an’da) saptırdı” der (Furkan: 27-29).

Kur’ân-ı Kerîm düşmanlıkların nasıl dost­luğa çevrileceğine dair çok önemli bir tav­siyede bulunur: “iyilikle kötülük bir ol­maz, (sen kötülüğü) en güzel şeyle sav. O zaman (bakarsın ki) seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir” (Fussilet: 34)

Bir de Allah dostu olma mutluluğuna erenler vardır ki Kur’ân onlar için çok bü­yük müjdeler vermektedir: “iyi bilin ki, Al­lah’ın velilerine (dostlarına) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” (Yunus: 62) (S.POLAT)