escort bursa bayan escort beylikdüzü bayan bursa escort escort istanbul bayan escort istanbul bayan kayseri escort bayan mersin escort bayan bursa escort kocaeli escort ataşehir escort istanbul escort bayan bahis siteleri escort kayseri kayseri escort

İstanbul’un Fethi Sebep ve Sonuçları

In Genel, Osmanlı Tarihi, Sosyal Bilimler, Tarih 18 views

İstanbul’un Fethinin dünya tarihi açısından önemi, İstanbul’un Fethi gemilerin karadan yürütülmesi, İstanbul’un Fethi hakkında bilgi.

1. Mehmet gerekli olan bütün hazırlık­ları tamamladıktan sonra Edirne’den ha­reket etti (23 Mart 1453). Keşan mevkiin­de kendisine katılan Anadolu kuvvetleriy­le birlikte 5 Nisan 1453 günü İstanbul sur­ları önüne geldi. Ertesi günü, Haliç’teki Ayvansaray mevkiinden Yıldızkapı’ya kadar olan bütün suru kuşattı. Bu kuşatmanın önceki kuşatmalardan farkı, Osmanlı do­nanmasının da kuşatmaya katılması idi.

Kuşatma esnasında surların hali: Kuşat­ma öncesinde İstanbul surları tamir gör­müş, müstahkem bir duruma getirilmişti. Haliç kısmındaki surlar ise tek kat olduğu için zayıftı. Fakat Haliç, Sirkeci’den Galata’ya kadar zincir gerilerek kapatılmıştı. Bu sebeple Osmanlı donanmasının Haliç’e girmesi mümkün olmadığı için buradaki surlar emniyet altında bulunuyordu. Kara surları ise, çift duvarlı olup önlerinde 7 metreye yakın yontma taşlarla örülmüş bir hendek vardı. İç taraftaki ikinci sur da sağ­lam ve yüksekti.

İmparator, bu çift surlardan hangisinin savunma hattı yapılması gerektiği hakkın­da bir karara varamamıştı. Sonunda, sur­ların her ikisinin de kullanılmasına karar verildi.

Bizans imparatoru, savunmada bir ta­raftan surların tahkimi ile meşgul oluyor, diğer yandan da Cenevizliler’den gelecek yardımı bekliyordu.

Cenevizler’den İstanbul kuşatmasına katılmak üzere 700 cenkçi ile iki kadırga geldi. Bunlardan ayrı olarak papa üç bü­yük kadırga ile 200 asker ve erzak gönde­rildiğini bildirmişti. Ayrıca Sakız Ceneviz­lileri 2 gemi ile 700 asker, Venedikliler­den de bir gemi ile 300 asker gelmişti, ispanya ile adalardan da kuvvetler geldi.

1. Mehmet’in Edirne’de döktürdüğü bü­yük toplar, surları döğmek için Tekfur Sa­rayı ile Edirnekapı ve Topkapı karşılarına yerleştirilmişlerdi. En büyük top da Eğrikapı karşısına konulmuştu. Fakat bu kısım­daki surların çok kuvvetli olması sebebiyle bu top buradan kaldırılarak Topkapı’nın ku­zeyine yerleştirilmiştir.

On dört gruba ayrılan topçulardan üç grubu Tekfur Sarayı kısmında, ikişer gru­bu da Eğrikapı ve Edirnekapı, dört grup Topkapı, üç grup ise Silivrikapı mıntıkası­na yerleştirilmiştir. 2. Mehmed’in kararga­hı ise, Topkapı’nın gerisindeki sahada bu­lunan Maltepe tarafında idi.

Rumeli beylerbeyi Dayı Karaca Paşa ko­mutasındaki birlik, kara sularının sol ce­nahını, padişahın merkez kolu da Edirne­kapı ile Topkapı arasını teşkil ediyordu. Topkapı’dan Yedikule’ye kadar olan bölgede Anadolu beylerbeyi ishak Paşa ile Mahmud Paşa’nın komutasındaki birlikler bu­lunuyordu.

Osmanlı kara ordusu mevcudunun Ka­pıkulu ocakları, Rumeli ve Anadolu tımarlı sipahileri, azaplar ve gönüllüler olmak üze­re 100.000 ve 120.000 arasında olduğu sa­nılmaktadır.

Osmanlı donanması mevcudunun, nak­liye gemileri dahil olmak üzere büyük, kü­çük 150 parça kadar olduğu söylenir. Bu donanma, Baltaoğlu Süleyman Bey komu­tasında idi. Donanma, Haliç tarafı dışım da istanbul surlarının tamamını denizden kuşatmıştı.

Bizans’ın kara ve deniz kuvvetleri: Bi­zans İmparatorluğu ordusunun hazır kuv­vet mevcudu 5.000 idi. Kuşatmadan ön­ce imparatorun şehirde topladığı kuvvet sayısı ise 4973’dü. Buna yabancı Rum do­nanmasından 2000 gemi mürettebatının eklenmesiyle Bizans’ın savunma kuvveti 15.000’i buluyordu. Surlar, 27 savunma bölgesine ayrılarak her bir bölge ayrı bir komutana verilmişti. Jüstinyen ve Kanta-kuzen Topkapı mıntıkasını savunuyorlardı.

Bizans’ın donanma mevcudu 7 Bizans kadırgası, 8 Ceneviz, 15 Venedik ile 6 İtalyan gemisi ve muhtelif yerlere ait olmak üzere toplam 39 gemi idi.

6 Nisan’da başlayan kuşatma tertibatı 11 Nisan’da tamamlanmıştı.

1.Mehmed, kuşatma tertibatını tamam­ladıktan sonra, İslam geleneklerine uygun olarak Mahmud Paşa’yı Bizans imparatoruna göndererek savaşmadan şehrin teslim edilmesini teklif etmiştir. Konstantin ise, “şehri savunacağını yemin etmiş olduğu” cevabını vererek padişahın teklifini reddetmiştir.

Tunçtan yapılmış olan, uzun menzilli bu toplarla büyük çapta taştan gülleler atılı­yordu. Bizanslılar, halkın maneviyatını yük­seltmek için sarayda bulunan Meryem’in resmini sokaklarda dolaştırıyorlardı. Diğer toplar da atışa başlamışlardı. Kuşatmanın onuncu günü idi. Büyük toplardan birinin parçalanması etrafındakilerin ölmelerine sebep oldu. Bu top kısa sürede tamir edi­lerek atışa devam edildi. Topların surlar­da açtığı gedikler, Bizanslılar tarafından hemen onarılıyordu. imparator ise, surla­rı her gün dolaşıyor, savunmadaki asker­lere cesaret veriyordu.

İlk Hücum: 18 Nisan’a kadar yapılan topçu atışından, padişahın bulunduğu Bay­rampaşa Deresi tarafındaki surların zayıf noktasında bir gedik açıldı. Buradan ge­ce, dört saat süren bir yürüyüş yapıldı. Hü­cuma büyük savaş kuleleri katıldı ise de bu müteharrik kuleler düşmanın grejuva ateşiyle yakıldı. Askerlerin surlara merdi­venleri dayayarak çıkmak istemeleri de bir sonuç vermedi. Böylece birinci hücum ba­şarılı olamadı. Ayrıca Sirkeci-Galata ara­sındaki zinciri kırarak Osmanlı donanma­sının Haliç’e girme teşebbüsü de başarı­lamadı.

Deniz Savaşı: Bu başarısızlığı 20 Nisan günü yapılan deniz savaşı başarısızlığı izledi.

Papa, Bizans’a yardım olarak istanbul’a üç Ceneviz gemisiyle 1200 cenkçi gönder­miş, sonra da 30 gemi daha gönderece­ğini bildirmişti. Bu gemiler yolda Mora’dan içerisi savaş malzemesi, zahire ve şarap yüklü olan bir Bizans gemisi de katılarak İstanbul’a gelmekte oldukları, Osmanlı do­nanması tarafından haber alınmıştı. Padi­şahın emri üzerine Baltoğlu Süleyman Bey, 18 gemi ile Papa tarafından gönderi­len gemilere karşı gitti. Osmanlı donanma­sı ile düşman gemileri Yeşilköy açıkların­da karşılaştılar. Savaş başladı. Osmanlı donanması Haçlı gemilerini sarmıştı. Haç-hlar’ın Türk askerlerine attıkları ok, taş ve grejuva ateşi karşısında Osmanlı donan­ması sahile doğru çekilmek zorunda kal­dı. Savaş, Yedikule önünde tekrar başla­dı. Bu defa Osmanlı donanması, yabancı gemileri bir hayli sıkıştırdı ise de Bizans­lıların Haliç’te çıkardıkları iki Venedik ka­dırgası, yardımcı gemileri alarak Haliç’e girmeyi başardı. Baltaoğlu, bu başarıszlı-ğı üzerine görevinden ^lındı. Yerine Ham-za Bey tayin edildi.

Karada yapılan hücumda başarı sağla­namaması ve denizde donanmanın mağ-i lup olması Osmanlı askerinin maneviya-‘ tını sarsmıştı. Bunun üzerine bir savaş ! meclisi kurularak durum görüşüldü. Halil Paşa, düşmana dışarıdan asker ve malze­me yardımı yapılmasının kuşatmayı uza­tacağını söyleyerek, bu durum karşısında Bizans Imparatoru’ndan yılda 70.000 du-| ka altın vergi almak suretiyle kuşatmanın : kaldırılmasını teklif etti. Mecliste bulunan diğer zevat, Halil Paşa’nın teklifini uygun görmediler, savaşa devam edilmesine ka-,rar verdiler.

Haliç’e karadan donanma indirilmesi: jZaganos Paşa, maiyetindeki 15.000 kişi­lik kuvvetle Beyoğlu, Kasımpaşa ve Has-koy taraflarında Haliç ile karşı sahilde Ay-vansaray’a kadar olan kısmı gözetlemek­le görevli idi. Paşa, Hasköy ile karşı sahili birbirine bağlayacak bir köprünün yapılma­sı ile de görevli idi. Yapılacak bu köprü sa­yesinde surlarla Beyoğlu arasında irtibat kurulacaktı. Bunun için Haliç’teki düşman donanmasının, Haliç’e sokulacak bir kısım Osmanlı donanmasıyla yokedilmesi için yapılacak köprünün emniyet altına alınma­sı şarttı.

Galata Cenevizliler’i, hem Osmanlılara hem de Bizanslılar’a dost görünme siya­setini güdüyordu. Bir taraftan imparatora yardımda bulunurlarken, diğer taraftan Os­manlılara istedikleri savaş malzemesini, toplar için gerekli olan zeytinyağını ve di­ğer ihtiyaçlarını veriyorlardı.

Padişah, yaptırdığı top makinelerini Be­yoğlu sırtlarına koydurdu. Amacı, Haliç­teki düşman gemilerini top atışına tutmak­tı. Bununla beraber bir kısım Osmanlı do­nanmasının Haliç’e karadan indirilmesi şart olmuştu. Buna göre hazırlık başladı. Önce gemilerin karadan geçirileceği gü­zergah tespit edildi. Gemilerin geçeceği yol, Tophane sahilinden başlayarak Boğaz­kesen’den geçecek, güneybatıya dönüle­rek Lebon Pastanesi tarafını izleyerek Perapalas yanından Kasımpaşa’ya yani Ha­liç’e iniyordu. Bu tesbitten.sonra yol tes­viye edildi. Ağaçtan yuvarlak kızaklar ya­pıldı. Kızaklar, Cenevizlilerden alınan zey­tinyağı, sade yağ ve domuz yağlarıyla iyi­ce yağlandı. Bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra Miyrılan iki, üç ve beş kürekii 6 7 ve 72 gemi, Tophane sahilinden itibaren bir gece içinde (21/22 Nisan-1453) tesviye edilen yoldan Kasım­paşa’ya indirilmiştir. Gemiler indirilirken herhangi bir düşman taarruzuna uğranıl-maması için topçular ile okçu ve arkebuz-cular (tüfekçiler) tarafından himaye edil­miştir. Gemilerin Haliç’e indiğini gören düşman, hayrette kaldı.

İlk iş olarak, fıçıları birbirine bağlayarak, üstüne tahta döşemek suretiyle Hasköy-Ayvansaray arasında bir köprü yapıldı. Köprünün üzerine toplar yerleştirildi. Bu toplarla ve Haliç’teki Osmanlı donanma­sından atılan toplarla surlar dövülmeye başlandı. Diğer taraftan Galata’da Aios Teodoris Tepesi’ne yerleştirilen toplarla da Haliç’teki düşman donanması dövülmeye başlandı. Düşmanın en büyük gemisi ba-tırıldı. Haliç sırtlarındaki düşman topçusu­nun atışı ile iki Türk gemisi batırıldı.

İkinci Hücum: Surlara karşı top atışı ara­lıksız devam ediyordu. Eğrikapı tarafına ko­nulmuş olan büyük toplardan birisi, o kıs­mın sağlam olması sebebiyle Topkapı ci­hetine getirilerek sonucun buradan alın­ması kararlaştırıldı. Surların devamlı ola­rak dövülmesi sonucü padişah, tahribatın yeterli derecede yapıldığına kanaat getirdi.

Güneşin batmasından dört saat sonra, yine Bayrampaşa Deresi vadisindeki sur­lara ikinci bir taarruz yapıldı (6 Mayıs 1453). Bunun üzerine Venedik gemisinden alınan 400 gemici, bu kısımdan alınarak Topkapı surları tarafına hakledilerek burası takviye edildi.

12 Mayıs taarruzu: Bu taarruz, Tekfur Sarayı ile Edirnekapı arasındaki surlara ya­pıldı. Surlarda açılan gediğe taarruz edil­di. İlk hamlede başarı sağlanır gibi oldu ise de, düşman kuvvetleri tarafından püs­kürtüldü. Bundan sonra top savaşı, ok, kur­şun atışları, lağım kazıları ve müteharrik savaş kulelerinin surlara taarruz etmele­ri ile günler geçiyordu.

  1. Mehmed’in imparatora son teklifi- II Mehmed, genel hücumun yapılması za­manının geldiğini hesap ederek hücuma kalkmadan önce imparatora sulh teklifin­de bulunmaya karar verdi, imparatora el­çi olarak Isfendiyaroğlu Kasım Bey’i gön­derdi (23 ve 24 Mayıs). Padişah teklifinde genel hücumdan doğacak olan feci sonu­ca sebep olmamasını istiyor ve istekleri­ni aşağıdaki üç maddede özetliyordu:

1-Şehrin kendisine teslim edilmesi,

  • lmparatorun ve maiyetinin tümü, hazi­nesi ile sağ olarak istediği yere gitmesi ya da Mora despotluğunu kabul etmesi
  • Bizans ahalisinin de gitmek veya kal­makta serbest olduğu bildiriliyor. Aksi hal­de şehir savaşarak alınacak olursa hal­kın savaş esiri sayılacağı tebliğ ediliyordu

İmparator, padişahın bu teklifine cevap vermek üzere bir elçi gönderdi. Cevabın­da: Ne kadar vergi isterse vereceğini an­cak şehri teslim etmeyeceğini bildirdi

Padişah: “Buradan gitmem mümkün değildir. Ben, bu şehri ya zaptederim ya­da beni ölü veya diri olarak zapteder Eğer şehri sulh yolu ile teslim ederse, impara­tora Mora’yı,kardeşlerine başka eyaletle­ri vereceğim. Şehre savaşla girdiğimiz tak­dirde imparatoru ve etrafındakileri öldürüp halkı esir ederek malları yağma ettiririm”‘ cevabını verdi.

Macar kralının elçisi: 25, 26 Mayıs ta­rihlerinde bir Macar heyeti padişahın ka­rargahına geldi. Kral bu heyetle; Jan Hun-yad’ın naiplikten çekildiğini, Ladislas’ın kral olduğunu bildiriyordu. Jan Hunyad Sul­tan Mehmed’le yaptığı üç yıl süreli müta­rekeyi, idareyi krala devrettiği gerekçesiyle geri istiyor. Osmanlı hükümdarına ait olan anlaşmayı da iade ediyordu.

Macar heyeti, İstanbul kuşatmasının kaldırılmasını padişahdan rica etti Aksi halde Macarlar’ın Rumlar lehine hareket edeceklerini bildirdi.

1.Mehmed 27 Mayıs akşamı bir mec­lis toplayarak son durumu görüştü. Halil Paşa, önceden gördüğü üç Haçlı seferi­nin tehlikeler yarattığından sözederek İmparatorun ağır bir vergiye bağlanarak kuşatmanın kaldırılmasını” teklif etti Za­ğanos Paşa ile bazı âlimler ve Akşemsed-dın Halil Paşa’nın teklifini kabul etmeye­rek genel hücumun yapılmasına karar verdiler.

Genel Hücum Hazırlığı: Sultan Meh­med, deniz ve kara kuvvetleri komutanla­rını toplayarak onları gayrete getirecek yol­lu bir konuşma yaptı. Onlara, şimdiye ka­dar gösterdikleri gayretlerinden dolayı te

şekkür ettikten sonra, “istanbul’u fethet­meden geri dönmeyeceklerini, yapılacak olan son hücumda da kendilerinden bü­yük fedakârlıklar beklediğini, kazanılacak zaferin sağlayacağı faydaları ve şehrin tüm servetini kendilerine bırakacağını, İs­tanbul’un zaptının zorunlu bulunduğunu, pek yakında hücuma kalkacaklarını ve ga­yeye ulaşmadıkça sulh yapılmayacağını” beyan ederek kendilerini cesaretlendirdi.

Genel Hücum ve Şehrin Zaptedilmesi: 28 Mayıs’ı 29 Mayıs’a bağlayan gece ya­pılacak hücum için alınan tedbirler göz­den geçirildi. Padişah sabaha karşı iki re­kât namaz kıldıktan sonra kılıcını kuşanıp, atına bindi. Bu anda kuşatma ordusu da harekete geçti. O anda yoğun bir top atışı başladı. Sancak-ı şerîf kılıfından çıkarıldı ve herkesin görebileceği bir noktaya dikil­di. Genel hücum başladı (29 Mayıs 1453 Salı sabaha karşı). Asıl sonuç alınacak kı­sım, Topkapı-Edirnekapı arasında açılan gedikti. Padişahın merkez kolu bu gedik­ten hücum ediyordu. Birinci hücum iki sa­at, ikinci hücum ise 1,5 saat devam ettiği halde bir sonuç alınamamıştı.

Bu hücumlardan sonra, merkez kolun­daki Yeniçerilerle ihtiyat kuvvetleri ile sü­rüldü. Padişah da bizzat Yeniçerilerle be­raberdi. İmparator da cephede idi. Surla bir azimle savunan başkumadan Jüstinyen, elinden ve kolundan yaralanma­sı üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Hü­cum esnasında hendek önüne kadar gi­den Yeniçeriler, padişah tarafından orada durduruldu.

Okçuların ve arkebozcuların attıkları ok ve kurşunların himayesinde birliği hü­cuma kaldırdı. Yeniçeriler hendeği atlaya­rak surlara tırmandılar. Ulubatlı Hasan adındaki Yeniçeri kalkanını sol eliyle başı üstünde tutarak, sağ elinde palası olduğu halde surun üstüne çıktı ve Türk sancağı­nı tepeye dikti. Bunu 30 arkadaşı Yeniçe­ri takip etti ise de bunlardan 8’i öldürül­dü. Ulubatlı Hasan yaralandı. Bu haliyle diğer arkadaşlarına yardım etti ise de on­lar da öldürüldüler. Ayağı büyük bir taşa takılan Ulubatlı Hasan surdan aşağı düş­tü, düşmanın yukarıdan attıkları ok ve taş­larla şehid oldu. Surlara ilk sancağı diken­lerden biri de istanbul’un ilk sancakbeyi Karıştıranlı Süleyman Bey’di.

Yeniçeriler bundan sonra, topla tahrip edilen gedikten içeri girerek iki sur arasın­daki sahayı işgal ettiler. Bizanslılar geri çe­kilmek zorunda kaldılar. Suru savunan Bi­zans askerleri paniğe kapılarak kaçarlar­ken Bizans imparatoru yere düşerek çiğ­nenip öldü.

Haliç tarafındaki donanma askerlerimiz de Odun Kapısı’ndan içeri girdiler.

Topkapı-Edirnekapı arasından girilerek surların işgal edileceği bir sırada Karaca Paşa kolunda bulunan elli kadar Türk as­keri, Canbazhane kapısından içeri girmiş ve arkadaşlarına katılarak Rumlar’a bas­kınlar yaparak kaçırmışlardır. Böylece bu tarafın surları da işgal edilerek surla­ra Osmanlı sancaklarını dikmişlerdir..

1.Mehmed öğle vaktine doğru göste­rişli bir alayla at üstünde Topkapı’dan şeh­re girdi.

Roma imparatorluğu’nun 1125 yıllık başşehri olan istanbul, 54 gün süren ku­şatmadan sonra 29 Mayıs 1453 Salı gü­nü Fatih Sultan Mehmed tarafından zaptedilmiştir.

İSTANBUL’UN İŞGALİ

Mondros Bırakışmasından sonra (30 Ekim 1918) 7 Kasım 1918’de ingiliz albay Murphy komutasındaki bir itilâf askerleri kurulu istanbul’a geldi. 13 Kasım 1918’de ise itilaf Donanması (61 parça gemiyle) is­tanbul Limanı’na demirledi. Amiral Calt-horpe komutasındaki ingiliz askerleri Be­yoğlu ve Boğaz’daki kışlalara yerleşti. 16 Kasım’da 4000 kişilik bir Fransız birliği de Bakırköy’e yerleşti. Ayrıca italyan ve Yu­nan temsilcilerinin de yer aldığı bu itilâf güçleri Kasım ayı sonunda varlıklarını fiili işgale dönüştürdüler, işgal komutanlığı ku­rarak kentte iç güvenliği üstlendiler, işga­lin fiile dönüşmesi Meclis-i Mebusan’dâ tepkiyle karşılandıysa da padişah 21 Ara­lık 1918’de Meclis’i kapatarak tepkiyi ön­ledi. Bu arada İtilâf güçleri birçok Osmanlı aydınını tutuklayarak Malta’ya sürdü. Ana­dolu’da gelişen Ulusal Kurtuluş Mücade-lesi’ni engelleyemediği için saraya ve is­tanbul hükümeti üzerine baskı kuran ve yardım eden itilâf devletleri 4 Mart 1920’deki Londra Konferansı’nda İstan­bul’un işgalini yasallaştırdılar. Bir­çok itilâf askeri istanbul’da etkinliği ele aldı. Meclis-i Mebusan dağıtıldı. Ana­dolu mücadelesini önlemek için çeşitli davranışlar içine girildi. 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti’ne Sevres Antlaş-ması’nı imzalatarak Osmanlı Devleti’ni tam bir sömürge konumuna getirdiler. 26 Ağustos 1926’da başlayan Büyük Taarruz­un 9 Eylülde izmir’in kurtarılmasıya so­nuçlanması üzerine 11 Ekim 1922’de Mu­danya Mütarekesi’yle Trakya kurtarıldı. 6 Ekim 1923’te de son itilâf askeri İstanbul’u terketti. Böylece 5 yıl süren istanbul işgali sona erdi

Mutluluk Çubuğu Nedir ve Nasıl Kullanılır
Mutluluk Çubuğu Nedir ve Nasıl Kullanılır
Bu yazımızda halk arasında “mutluluk çubuğu” yani
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi sebep ve sonuçları nelerdir, Mekkenin Fethi
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir çeşitleri nelerdir, Mehir hangi durumlarda verilir, Mehir
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari kimin zamanında yaşadı, Molla Fenari kimdir

Leave a reply "İstanbul’un Fethi Sebep ve Sonuçları"


Top