İsmet İnönü Kimdir, İsmet İnönü Hayatı

İsmet İnönü kimdir, İsmet İnönü hayatı, eserleri Hakkında Bilgi.

Mustafa İsmet İnönü 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir’de doğmuş, 25 Aralık 1973 de Ankara’da ölmüştür. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde İsmet İnönü kadar uzun süre, (16 yıl) Başbakanlık yapan bir başka politikacı yoktur. İnönü, Cumhurbaşkanlığında da 12 yıl bulunmuştur ki bu konuda da Atatürk’ten sonra (15 yıl) ikinci gelir.

19’UNCU YÜZYIL SONLARINDA TÜRKİYE

İsmet İnönü, Atatürk’ten 3 yaş küçüktür. Doğduğu yıllarda Türkiye’nin, daha doğrusu Osmanlı imparatorluğunun başında ikinci Abdülhamid bulunuyordu. 1877-78 Osmanlı – Rus Savaşı (93 Harbi)nin etkileri sürüyor: İngiltere, Osmanlı imparatorluğumu yıkmaya çalışıyor, Anadolu’daki Ermenileri isyan ettirmeye uğraşıyordu. 1882 de İngiltere Mısır’ı işgal etmiş, Tesalya Yunanistan’a, Tunus Fransa’ya bırakılmıştı. Bu dönemde, 1897 yılında Türk – Yunan Savaşı çıkmış, Yunanistan’ın yenilgisiyle bitmişti.

Mustafa ismet in babası Mehmet Reşit Bey 1884te İzmir’de Sorgu Yargıcı (Müstantik) göreviyle bulunuyordu. Malatya’nın Kürümoğulları ailesinden olan Reşit Bey 1880’de, İstanbul’da Çevriye Hanımla evlenmişti. Çevriye Hanım’ın babası, Bulgaristan’ın Deliorman Bölgesindeki Razgrad Kasabası’ndan öğretmen Hasan Efendi’dir. Aile ismet_inonu1877-78 Savaşından önce İstanbul’a göçmüştü, Süleymaniye Camii yakınına yerleşmişti. İsmet Paşanın 1916 da evlendiği Mevhibe Hanım da Razgrad’-hdır.

Küçük Mustafa ismet, Reşit Bey’in beş çocuğundan ikincisi olarak, İzmir’in «İngiliz Yokuşu» denilen sokağında (Şimdiki adı: 842’nci Sokak) gözlerini dünyaya açtı. Beş yaşındayken babası, Sivas’a tayin edildi.

Mustafa İsmet önce mahalle mektebine gitti. Bu mektebi altı ay içinde bitirdi. Daha, küçük yaşlarında askerliğe merakı vardı. Bunun için, 1892’de Sivas Askeri Rüştiyesi’ne (8 yaşındayken) girdi.

Son sınıfta hesap (aritmetik) öğretmeni, İsmet’i sınıfta bıraktı. Bu olay, küçük İsmet’in üzerinde kötü etkiler yerine, olumlu tepkiler yarattı. Yaz tatilinde o kadar çok çalıştı ki, 1895’te Askeri Rüştüye’den birincilikle mezun olduğu gibi, Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Erkanı Harbiye Mektebinden çıkıncaya kadar, okuduğu bütün okullarda sınıfının hep birincisi oldu. Dört yıllık Askeri Rüştiyeyi bitirdikten sonra Sivas’taki Mülkiye İdadisinde bir yıl okudu. 13 yaşındayken   İstanbul’a   gitti.   Halıcıoğlu’ndaki   Mühendishanei Berri Hümayun adlı topçu okuluna, yarışma sınavını kazanarak (1897’de) girdi. Başarılı bir öğrenim döneminden sonra 1901’de Harbiye’nin topçu bölümüne geçti. Sahra topçusu olarak teğmen rütbesiyle 1903’te Harbiye’yi bitirdi. Bu okuldan sonra, Pangaltı’daki Harbiye Mektebinde bulunan Erkanı Harbiye Mektebi’ne (Kurmaylar Akademisi) ayrıldı.

O yıllarda İstanbul’da, Valide Camii karşısındaki küçük bir evde kiracı olarak oturmaktaydlar. Sonra bir-iki yıl hava değişimi için Boğaziçi’nde, Rumelikavağı’nda oturdular. Burası, ona büyük bir doğa sevgisi, doğaya yakınlık duygusu verdi. Altı yıl, yaz tatillerini İzmir’de, küçük dayısının yanında geçirdi. Daha Sivas’tayken Fransızcaya merak sarmış, İdadî ve Harbiye’de bu dili adamakıllı ilerletmişti. Yaz tâtillerinde, önündeki sınıfın en zor derslerini çalışıp hazırladığı için, yıl içinde yabancı dil çalışmalarına ayıracak zaman bulabiliyordu. Erkânı Harbiye Mektebi’ne geldiği zaman Al-mancanın da gerekliliğini anladı. O dönemlerde askerlik denilince akla Alman ordusu geliyordu. Alman uzmanlar Osmanlı Ordusu’ndakl eğitimi ele almışlardı. İsmet İnönü, bir arkadaşıyla birlikte, Almanca öğrenimine başladı. Bu arkadaşı kendisinden iki sınıf üstteki Ali Fuat Erden’di.

Erkânı Harbiye Mektebi, yakın bir zamanda ülkeyi kurtarma görevinin kendilerine düşeceği ni bilerek yetişen gençlerle doluydu. Enver Paşa, İsmet’in bu mektebe girdiği yıldan bir yıl önce mezun olmuştu. Mustafa Kemal son sınıf öğrencisiydi. Ali Fuat Cebesoy, Asım Gündüz, Ali İhsan Sabis, Kazım Karabekir, Fethi Okyar gibi, ilerideki yıllarda Türkiye’nin kaderini ellerine alacak kişiler Harbiye’de toplanmıştı, ismet. Erkanı Harbiye Mektebini yine sınıf birincisi olarak, 1906 yılında bitirdi. Çektiği kur aya Edirne çıktı.

Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2’nci Ordu’ya giderken Fransızca, Almanca kitaplarını da kocaman bir sandığa yerleştirip yanına almıştı. Tâyin edildiği 8’inci Sahra Topçu Alayı’nın 3’üncü Bölüğü’ne katıldı. 1907 yılının yaz ayları Rumeli’de pek hareketli geçti. Orduların talim ve eğitimini ilerletmek için İstanbul’dan seçme heyetler gönderildi. Bu arada 2’nci Orduya da Ferik Cevat Paşa atandı. Cevat Paşa geniş ölçüde uygulama, manevra ve konferanslar düzenliyordu. Yüzbaşı İsmet Bey’i, kendi karargahının devamlı kurmay subayı yaptı. Genç yüzbaşının ayrıca Topçu Fırkası ‘nda (Tümen) verdiği tabiye ve topçuluk derslerine, Cevat Paşa ile Tümenin en yüksek rütbeli subayları da geliyordu. Bir süre sonra bu görevlere, alaylara ve tugaylara problemler vererek çözdürmek ve hepsine bakmak işi de eklendi. En az sekiz saatlik sürekli çalışmadan sonra tâtil günleri de çalışmak zorunda kalıyordu.

İsmet Bey kıta hayatında hemen dikkati çeken bir kimse oldu.   Çevresinde,   kendisine karşı derin bir saygı besleniyor; subay arkadaşlarıyla ülkenin siyasal durumunu görüşüyorlardı. Bu davranışları, Yüzbaşı İsmet Bey’in iki defa ihtar cezası almasına neden oldu. Bir defa Topçu Fırkası’nın komutanı, bir başka defa Ordu Komutanı bu konuda onunla konuştular. Fakat olayı ileri götürmeden kapattılar. 1907 yılının sonlarında Abdülhamid’i devirmek vb. ülkeye özgürlük getirmek için kurulan gizli İttihat ve Terakki adlı cemiyet Edirne bölgesine kadar uzanmıştı. Daha çok, ordu subaylarını etkisine alan gizli cemiyet, 1876 Kanunu Esasisi (Anayasa)nın uygulanmasını istiyordu. Edirne’de parlayan ve adı duyulan genç yüzbaşı da cemiyetin dikkatini çekmişti.

Bir gün Selânik’ten Refet Bey adında, süvari sınıfından bir jandarma yüzbaşısı geldi. Yüzbaşı ismet Beye, Ali Fuat Erden aracılığıyla mektuplaştığı Fethi Okyar’dan bir mektup getirmişti. Refet Bey ona, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne giriş usullerini, yemin tarzını anlatarak tüzüklerini verdi. İsmet Bey bu gizli ihtilal cemiyetine girdi. Bir görev dolayısıyla İzmir’e gidince İttihat ve Terakki’nin İzmir’deki yöneticileri Süleyman Askeri ve Dr. Nâzım ile tanıştı. Dönüşte Selânik’e geldi. Fethi Beye ve Mustafa Kemal Bey le görüştü. Bu görüşmesi, ileride kurulacak Türkiye Cumhuriyetinin temellerini atacak iki insanın dostluğuna başlangıç oldu.