İslam Dininde Evlilik

Kurana göre evlilik nasıl olmalıdır, İslam dininde evlilik, Evliliğin dinimizdeki yeri hakkında bilgi.

Dünyevi hayatı ve uhrevi geleceği itiba­riyle, ferdin huzur ve saadetini temin kadar sağlam bir toplum tesisi de İslam dininin temel gayelerinden biridir. İşte bu sebeple gerçek ferdin eğitiminin ilk ocağı olan ve gerekse toplumun temel taşları sayılan ai­le müessesesine ve bunun başlangıcı olan evlenmeye (nikah) İslam ayrı bir önem ver­miş, Kuran da bu sahada gerekli bir takım genel ilke ve kurallar koymuştur. Evliliğin gerek ferdi, gerek toplumu ve gerekse in­sanlığı ilgilendiren bir çok hikmet ve gaye­si vardır. Bu cümleden olarak evliliğin ga­yesi, aileye huzur ve saadet,topluma da iyi bir nesil temin etmektir.

İnsanlığın devamı kadınla erkeğin beraberliğine bağlıdır. Bu­nun için de Kuran evliliği sağlam teminat (Nisa: 21) olarak vasıflandırıp insanları ev­liliğe teşvik etmiş, zaman zaman evliliğin çeşitli hikmetlerine temas etmiştir. “Allah size kendinizden eşler var etti, eşleriniz­den de sizin için oğullar ve torunlar ya­rattı ve sizi güzel şeylerle rızıklandırdı” (Nah1:72), “İçinizdeki bekarları köleleri­nizden ve cariyelerinizden iyi olanları ile evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah lütfuyla onları zenginleştirir. Allah’ın lütfü geniştir ve O her şeyi bilendir” (Nur: 32), “İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşleri yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet var etmesi (Allah’ın varlık ve kudretinin) belgelerindendir. Bunlarda, dü­şünen toplum için dersler vardır” (Rum:21) ayetleri böyledir.

Evlenme ile erkek ve kadının cinsî ihti­yaçlarını gidermeleri tabiî karşılanmakla birlikte evliliğin tek amacı bu değildir. Cin­si duygu, neslin devamı için bir araçtır. Ev­lilikte asıl amaç, karı-koca arasında kuru­lan çok yönlü ve karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma içerisinde islâmî hayatın yaşan­dığı en alt sosyal birimin oluşması ve bu or­tam içerisinde sağlıklı nesillerin yetiştiril­mesidir. Sağlam ailelere dayalı toplumlar da sağlıklı ve uzun ömürlü olurlar. Hz. Pey­gamberin “Evlenin çoğalın. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz­la övüneceğim” buyurması da bu anlam­dadır. Kur’ân’da (Bakara:221, Nisa:12-24) evlenilmesi haram olan kadınlar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bunlar üç gruptur: a)Nesep yönünden: Anne, kız, kızkardeş, hala, teyze kardeşin ve kızkardeşin kızları, torunları. b)Süt yönünden: Süt emziren an­neler, süt kızkardeşler c)Nikah yönünden: Üvey anneler, karıların anneleri (kayınvali­de, üvey kızlar, gelinler, iki kızkardeşin tek nikahta birleştirilmesi, evli hür kadınlar. Din farkından, üç defa boşamadan, çok evlilik sınırını aşmadan kaynaklanan diğer evlen­me engelleri de vardır.

Ailenin saadeti, çocukların eğitimi ve ye­tişme tarzı evleneceklerin birbirlerini seçer­ken kullandıkları ölçü ile yakından ilgilidir. Bunun için de Hz. Peygamber kadınla zen­ginlik, soyluluk, güzellik ve dindarlık sebe­biyle evlenileceğini söylemekle birlikte, eş seçiminde dindarlığın ölçü alınmasını tav­siye etmiştir. Kur’ân, karı-kocanın birbirine karşı hak ve sorumluluklarının olduğunu bil­dirir: “Erkeklerin kadınlar üzerinde hak­ları, kadınların da onlar üzerinde hakla­rı vardır. Ve erkekler onlardan bir dere­ce üstündür” (Bakara:228) ayeti ile “Al­lah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı erkekler kadınlar üze­rine hakimdirler” (Nisa:34) ayeti hem bu­nu hatırlatmakta ve hem de erkeğe “Ka­dınlarla iyilik ve güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız (sabredin hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok ha­yırlı kılmış olabilir” (Nisa: 18) emir ve tav­siyesinde bulunarak evlilik birliğinin korun­masında kocaya ayrı bir görev yüklemiş, ai­le hayatında sadakat, iyi niyet ve güzel ah­lakı ölçü almanın önemini belirtmiştir.

Kuran’ın evlilik birliğinde taraflara, bil­hassa kocaya yüklediği bir başka sorum­luluk da adalettir. Nitekim Kuran, Türkçesi kadınlar demek olan “Nisa” suresinin ilk ayetlerinde, evlenme ve aile hukuku ile ilgili hükümlerini bildirirken önce insanlığın ilk evliliğine ve ilk evlilik birliğine dikkati çe­ker. Bir tek aileden üreyip dünyaya yayılan bütün insanların, aslında aynı anne ve ba­badan gelmiş kardeşler olduğunş işaret eder. Daha sonra da “Şayet yetim kızlar­la evlendiğiniz takdirde onlar hakkında adaleti yerine getirmeyeceğinizden korkârsanız, size helal olan başka kadınlar­dan ikişer, üçer, dörder alın. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınız­dan korkarsanız bir tane alın. Yahut sa­hip olduğunuz cariyelerle yetinin. Hak­sızlık etmemeniz için en uygun olan budur” (Nisa:3) buyurur. Görüldüğü gibi ayetin maksadı kaç kadın alacağını belirt­mekten ziyade yetimlere zulmü önlemek için başka kadınlarla evlenme yolunu gös­termek ve bu kadınlar arasında da adale­tin sağlanmasını istemektir. Bu sebeple de­nilebilir ki, Kur’ân dördü geçmemek üzere ve oldukça güç durum ve şartlara bağlı ola­rak erkeğin birden fazla kadınla evlenme­sine (poligami, teaddüd-ü zevcat) izin ver­miştir. İzni adalet şartına bağlamış ve ada­letsizlik hâlinde tek kadınla evliliği (mono­gami) tavsiye etmiştir.

Çok kadınla evlenme adeti, İslam önce­si toplum ve dinlerin bir çoğunda bu arada Hristiyanlık ve Yahudilikte de meşru görü­len bir adetti. Cahiliyye döneminde de bir üst sınır olmaksızın erkeklerin diledikleri sa­yıda kadınla evlenmesi hakkı ve geleneği vardı, islâm dini bunu belli bir sayı ile ada­let şartı dahil bir takım hak ve sorumluluk­larla kayıtlandırarak insanlığı tek evliliğe doğru sevk etmiştir. Fakat çok evliliği de za­ruret hâlinde başvurulacak bir yol gördü­ğü için yasaklamamıştır. Çünkü birden fazla kadınla evlenme imkanı, kadının kısırlığı, hastalığı, savaşlar sebebiyle kadınların sa­yısının erkeklere oranla artması gibi olağan dışı durumlarda tarafların haklarını koruyu­cu daha adil bir yol olabilir. Ancak zorlayı­cı bir sebep ve hepsine karşı da adaletli davranma imkanı yoksa bir kadınla evlilik gerekir. Yukarıdaki ayet böyle anlaşılmıştır.

Leave a Reply