Hz. Muhammedin Vefakarlığı

Hz. Muhammedin Vefakarlığı

Peygamber efendimiz Hz. Muhammedin vefakarlığı nasıldı, Hz. Muhammet (SAV) vefakarlığı hakkında bilgi.

Resul-i Ekrem (sav.) vefakar bir insandı. Ahdinde dururdu, vaadinde sadıktı, sözünden caymazdı, kendisine ve çevresindeki ashabına yardımı dokunanları asla unutmaz, dostlarını sık sık arar, hal hatırlarını sorar, Müslümanlar’a da böyle yapmalarını tavsiye ederdi. Buna dair yaşanmış birkaç örnek nakledelim:

Ashabtan Abdullah b. Ebi’l-Hamsa anlatır: “Hz. Peygamber’le bir alışveriş yapmıştım. Kendisine: “Biraz bekle gelirim” dedim. Ancak O’na verdiğim sözü unutmuştum. Aradan üç gün geçmişti, hatırlayıp gittiğimde O aynı yerde hala beni bekliyordu.”

Bundan anlaşıldığına göre Peygamberimiz güvenilir, sözünde durur bir tacir idi. O, iş ortağım beklemekle kalmayıp başına bir şey gelip gelmediğinden endişe etmişti.
Bir kere Habeşistan hükümdarının elçileri, Peygamberimiz’in huzuruna gelmişlerdi. Peygamberimiz bunlarla yakından ilgilendi. Ashabtan bazıları: “Ey Allah’ın Resulü! Biz hizmete yetişiriz, siz istirahat buyurunuz” dediler. Fakat Peygamberimiz, bunlara şu cevabı verdi: “Bunlar, Habeşistan’a göç etmiş olan ashabıma yer göstermiş, ikram etmişlerdi. Şimdi bunlara karşılık ben de hizmet etmek isterim.”

Mut’im b.Adiy, Kureyş’li inkarcıların ileri gelenlerindendi. Vaktiyle Peygamberimiz, İkif yolculuğundan şehre dönerken, düşmanları onu şehre almak istememişlerdi; Peygamberimiz sıra ile birçok ileri gelen Mekkelinin himayesini istedi, fakat hepsi reddettiler. Ancak Mut’im kabul etti, oğullarını silahlandırarak Hz. Peygamber’i şehre aldı. Aradan yıllar geçti, Mut’im, Bedir Savaşında Kureyş’li diğer inkarcılarla birlikte Müslümanlar’a karşı savaştı ve öldürüldü. Hz. Peygamber’in şairi Hassan, bu zatın ölümünün ardından anlamlı bir mersiye yazmış, şiirinde onun vaktiyle Peygamberimiz’i himaye ettiğinden söz ederek iyilikle anmıştı.

Peygamber (sav.) kendi adına gösterilen bu vefakarlıktan son derece hoşnut oluyordu. Düşman esirlerine ne yapılacağı tartışılırken Peygamberimiz’in söylemiş olduğu şu söz de Onun vefakarlığının hangi noktalara vardığım göstermesi bakımından anlamlıdır: ‘-Şayet Mut’im bin Adiy sağ olup da benden esirleri isteseydi, fidye (kurtuluş akçesi) istemeden hepsini serbest bırakırdım.”

Hz. Peygamber, müttefiklerine karşı da vefalı idi. Hudeybiye Musalehasında Müslümanların yanında antlaşmaya katılan Huzae kabilesi, Kureyş’in yanında antlaşmaya giren Benu Bekir’in saldırısına uğramıştı. Kureyşliler de bu saldırıyı el altından destekliyorlardı. Huzae’liler durumu Hz. Muhammed’e ilettiklerinde O, derhal Kureyşliler’e ültimatom gönderdi ve peşinden ordu hazırladı. Bu olay Mekke fethinin sebebi olarak tarihe geçti. Böylece Peygamberimiz, saldırıya uğrayan bir müttefikini yalnız bırakmamış oluyordu.

Peygamberimiz, kendisini tanımak üzere taşradan gelen kabile temsilcilerini misafirhanelerde ağırlar, onlara yakınlık gösterir, öğretmenler tayin eder, maddi ihtiyaçlarını gidermekle ilgili vazifeliler seçer, kabilelerine döneceklerinde de azıklar hazırlatır, yeni elbiseler alıverir, bahşişler verir, İslam dinine ilgi duyarak Medine’ye kendisini ziyarete gelen bu insanları unutamayacakları bir vefa duygusu ile uğurlardı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir