Hz. Muhammed’in Valileri Kısa Bilgi

Hz. Muhammed’in Valileri Kısa Bilgi

Peygamber efendimizin Valileri kimlerdi, görevleri nelerdi, Hakkında bilgi.

Hz. Peygamber çeşitli eyalet ve vilayetlerde asayiş, güvenlik ve adaletin sağlanması, sosyoekonomik hayatın İslam esasları doğrultusunda geliştirilmesi, İslam öğretim ve eğitiminin planlanması, vergilerin toplanması ve benzeri gayelerle valiler göndermiştir.

İslam’ın çevreye yeni yayılmaya başladığı Asr-ı Saadet döneminde Hz. Peygamber, valilerini sadece mülki amir olarak düşünmemiştir. Şehirlerde ve eyaletlerde halkın huzur içinde mutlu bir hayata kavuşması için mülki-idari görevlerini titizlikle sürdüren valiler, aynı zamanda bulundukları yerlerde Vergi Müdürlüğü, Eğitim Müdürlüğü, İhtisab Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü gibi hizmetleri de yürütüyorlardı. O günkü şartlar birkaç görevin bir insanda toplanmasını gerekli kılıyordu, özellikle halka İslami bilgilerin ve uygulamaların doğru bir şekilde öğretilmesi konusunu da üstlenen Peygamber devri valileri, bulundukları beldelerin eğitim-öğretimini planlıyorlar, öğretmenleri görevlendiriyorlar ve kendileri de gerektiğinde öğretmen olarak çalışıyorlardı. Bu anlamda o dönem valileri, aynı zamanda bir öğretmen, bir mtirşid, bir mübelliğ durumunda idiler.

Bu kadar çeşitli hizmet ve görevlerin bir şahısta toplanması, valilerde özel birtakım niteliklerin aranmasını gerektiriyordu: “Alim olmak, İslam hukuku alanında derin bilgi sahibi olmak, ictihad kabiliyetine sahip bulunmak, geniş görüşlü olmak, olayları iyi değerlendirecek sağlam bir muhakeme yeteneğine sahip olmak; halkla ilişkilerde şefkatli, ölçülü, merhametli, tutarlı, sempatik, iyi huylu ve hoşgörülü olmak…” bu niteliklerin başında geliyordu.

Hz. Muhammed (sav.) valilerini görev yerlerine uğurlarken onlara başarılı olmalarını sağlayacak öğütler veriyordu. Mesela: Halka kolaylık gösterilmesini, zorluk çıkartılmamasını, halkın işlerinin sür’atle görülmesini, bugün git yarın gel tarzında bürokratik engeller çıkartılmamasını, herkese eşit ve iyi davranılmasını, iltimastan kaçınılmasını, rüşvet alınmamasını, kanunların ürkütüp tehdit edilerek değil sevdirerek uygulanmasını; görevlilerin, mesai arkadaşlarıyla iyi geçinmelerini, bir meselenin varsa Kur’an’la, onda yoksa Sün-net’le, onda da yoksa içtihadıyla çözüme kavuşturulması… Bu tavsiye ve emirlerinin başında gelirdi.

Şüphesiz valilerin bu müşfik tutumları cezai müeyyidelerin ihmali anlamına gelmiyordu. Hikmet ve kolaylıkla davranıldığı halde kanunlara, nizamlara uygun davranmayanlar hak ettikleri cezaya çarptırılıyorlardı.

Hz. Muhammed (sav.) bazı büyük kabile reislerini Müslüman oldukları ve İslami düşünceye bağlı kaldıkları takdirde riyasetten indirmemiş, böyle kabilelere müşavir göndermekle yetinmişti. Yeni idari nizam içinde Medine-Site devletinin bir memuru olarak bu kişiler, Hz. Peygamber’e bey’at veriyorlar ve onun adına kabile fertlerini yönetiyorlardı. Bu Usul, taşrada İslamlaşmayı hızlandırıyordu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir