Hz. Muhammed’in Şiire Olan İlgisi

Hz. Muhammed’in Şiire Olan İlgisi

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV) Şiir anlayışı nasıldı, Hz. Muhammed ve şiir hakkında bilgi.

Mescid-i Nebi’nin yapılışında Peygamberimiz de bir işçi olarak çalışıyordu. Kendisine: ‘-Ne olur siz istirahat buyurunuz, kerpiçleri biz taşıyalım Ey Allah’ın Rasulü!” diyenlere: “-Siz de başka kerpiç ve taşları taşıyın” der ve aralıksız taşımaya devam ederdi. Tabiî ki bu durum, Muhacirler ve En-sar için enerji kaynağı idi. Çünkü bu mescid yükselişi, ilerlemeyi, cemaatleşmeyi simgeliyordu, umutlu istikbalden müjdeler sunuyordu.

Müslümanlar’ın, artık, korku ve endişe içinde kırda, mağaralarda, gözden ırak yerlerde namaz kılmaya mecbur kaldıkları günler gerilerde kalmıştı. İşte bu şanlı mabedin yapımını adım adım takip eden Peygamberimiz, sevinç içinde -Abdullah b.Reva-ha’ya ait olduğu sanılan şu beyitleri okuyordu: “Ey Rabbımız! Yüklenip taşıdığımız şu kerpiç yükü, Hayber’in hurma ve üzüm mahsulleriyle dolu yükünden daha hayırlıdır. Ve daha temizdir. Şüphesiz ki hakiki hayır ve menfaat, ahiret ecir ve sevabıdır. Allahım! Sen Ensar’a ve muhacirlere merhamat buyur.”

Benû Temim hey’eti Medine’ye geldiler ve mescide giderek -biraz da sert bir üslupla-Hz. Peygamber’i evinden çağırdılar. Hz. Peygamber bunların kabalığını hoş görerek yanlarına çıktı. Benu Temim, şair ve hatiplerine izin verilmesini istediler. Hz. Peygamber müsaade verdi. Bunun üzerine Benu Temim’e ait şâir ve hatipler kendi kabilelerini öven şiirler söylediler, nutuklar verdiler. Bunlara karşı Hz. Peygamber’in emriyle hatip olarak Sabit b.Kays, şâir olarak da Hassan b.Sabit ve Kâ’b b.Malik cevap verdiler. Sonunda kafilenin ileri gelenlerinden Akra b.Habis, ts-lâm şâir ve hatiplerinin kendi hatip ve şâirlerinden üstün olduğunu, onların söylediği sözlerin daha parlak, daha etkili ve daha anlamlı olduğunu; ayrıca ifadelerinde bir tatlılık, bir akıcılık bulunduğunu itiraf etti. Böylece Benû Temim hey’eti topyekün Müslüman oldular.

Ka’b b.Züheyr, câhiliye devrinde ünlü bir , şâir olarak tanınırdı. Kardeşi Buceyr Müslüman olmuştu. Ancak Duna Ka’b’ın cam fena halde sıkılmış ve onu hicveden bir şiir yazıp göndermişti. Buceyr, bunu Rasûl-i Ekrem’e de göstermişti. Kâ’b bu şiirinde Hz. Peygamber’e hakaret ediyor, onun hakkında “memur” tâbirini kullanıyordu. Araplar bunu, cinlerle ilişki kuranlar hakkında kullanırlardı. O devirde hitabet ve şiir kılıçtan daha keskin iki etkili silâhtı. Ve Ka’b, bu silâhı İslâm’ın aleyhine olarak harekete geçirmiş, esasa ilişkin huşlara ve kutsal değerlere saldırmıştı. Hz. Peygamber, şahsı ile ilgili hususları bağışlardı, ama ortada kutsal değerlere bir hakaret söz konusu ise hemen harekete geçer ve mütecavize haddini bildirirdi. İşte bu sebeple Peygamberimiz Kâ’b b.Zü-heyr hakkında gıyabında idam karan verdi, nerede bulunursa hemen idam edilecekti. Kardeşi Buceyr, şayet Kâ’b gelip Müslüman olursa bağışlayıp bağışlamayacağını Rasûlüi-lâh’tan sordu. Hz. Peygamber’in bağışlayacağını öğrenince kardeşine Medine’ye gelip Müslüman olmasını, aksi halde durumunun kötüye gideceğini bildirdi. Bir gün Peyganı berimiz mescidde sohbet ederken Kâ’b bir bedevi kıyafetiyle huzura girdi, Müslümar oldu ve bey’at verdi. Sonra da Kâ’b gelip dı bey’at etseydi bağışlar mıydınız?” diye sor du. “Evet” cevabını alınca “tşte KâM huzurunuzdadır” diyerek kendisini bildirdi Şâir, o sırada irticali olarak bir şiir söyled “Peygamber dünyayı aydınlatan bir meş’a ledir, ışık saçarak etrafı aydınlatan bir nuı dur, şerri kesmek üzere gönderilmiş Allah ın bir kılıcıdır…” mısralanna gelince Peygam berimiz son derece hoşlanmış ve memnuni yetinin bir belirtisi olarak sırtındaki bürdt yi (hırkayı) şaire armağan etmişti. Bu sebepL bu şiir ileride “Kâside-i Bürde” diye şöhn yapmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir