Hz. Muhammedin İnsanlarla İlişkileri

Hz. Muhammedin İnsanlarla İlişkileri

Peygamber efendimizin toplum ile ilişkisi nasıldı, Hz. Muhammedin insanlar ile ilişkileri kısaca.

Peygamber Efendimiz yediden yetmişe her yaşta ve her meslekteki kişilere sıcak bir ilgi göstermiş, insanlar arasındaki ayrıcalıkları ortadan kaldırmış, oluşturduğu yeni toplumda herkese hakkını vermiştir. Müslümanları her gün daha mutlu, daha müreffeh bir hayat seviyesine ulaştırmak onun en başta gelen çabaları arasındadır.

Müminlerin birbirlerini şefkatle bağrına basması, samimi bir sevgi ile birbirlerini sevmeleri, bir binanın tuğlaları gibi birlik içinde kenetlenmeleri, sıkıntıda ve neşede, darlıkta ve bollukta değişmeyen bir tesanüt hissiyle birbirlerini kucaklama ve desteklemeleri, birbirlerine haset etmemeleri, kin beslememeleri, gururdan, kibirden kaçınmaları, gösterişten uzak durmaları, mahviyetli davranmaları Onun başlıca tavsiyeleri arasındadır. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, Peygamberimiz’in, toplum ilişkilerinde hakim kılmayı istediği prensipler, “adalet, şefkat, merhamet, müsamaha, cömertlik ve yardımlaşma…” gibi yüksek faziletlerdir.

Peygamberimiz, yoksullara çok yakınlık gösteriyor; zenginlere, mağrur olmamalarını, sahip oldukları maddi başarıların fakirlerin emeklerinin eseri olduğunu söylüyordu. “Alnının teri kurumadan işçiye ücretini ödeyiniz!” diyerek Müslüman işverenlere talimat veriyordu. İşçilere de yaptıkları işi en sağlam bir şekilde yapmalarını tembih ediyordu. Bir gün, üst-başlarından yoksul oldukları anlaşılan bir grup insan, peygamberimizi ziyarete gelmişti. Bu durumdan müteessir olan Peygamberimiz derhal ashabını harekete geçirdi ve bu yoksul kimselere gereken yardımın yapılmasını sağladı.

Toplumla ilişkilerde hitabet, konuşma önemlidir. Peygamber Efendimiz konuştuğu zaman ağır ağır, tane tane konuşurdu. O konuşurken söylenileni anlamamak mümkün değildi. Dinleyenler adeta ezberleyebilirdi. Hitabettiği kişiler sayıca az olsun-çok olsun konuşmasında sade, zarif, tabii ve samimi bir üsluba sahipti.

Davetlere mümkün mertebe katılır, her fırsatta insanların içine girer, onlarla iç içe, her konuda sohbet ederdi. Nitekim ashabtan Zeyd b.Sabit Hazretleri diyor ki: “Biz Peygamber Efendimiz’in huzurunda otururken, dünya işlerinden bahsetsek O da bize katılır ve dünya işlerinden bahseder; ahiretten bahsetsek bize o yolda öğütler verir ve hattâ yemekten bahsetsek yine tevazu ve güzel huylarının eseri olarak bize katılır, bizim açtığımız sohbete her bakımdan iştirak ederdi”. Katıldığı davetlerde sırf arpa ekmeği ve hurma bile olsa onu şevkle yer ve ev sahibine herhangi bir sıkıntı vermezdi.

Peygamberimiz sık sık çarşıya pazara çıkar, dükkanlara uğrar, bazen ölçüyü tartıyı eline alarak nasıl tartılıp ölçülmesi gerektiğini esnafa gösterir, alışverişte dürüst olmalarını tavsiye eder, üretici ve tüketicinin aldanmadan alışveriş yapmalarını sağlardı.

Her müşkili olan kişi endişesizce Peygamberimizin huzuruna girer, sorusunu sorar, cevabını alırdı. Hastalarla ilgilenir, geçmiş olsun der, ağır ise telkinde bulunur, cenazeye gider, yakınlarına taziye verir, teselli ederdi. Komşuyu düşünmek imanın bir gereği idi. Peygamberimiz, tabiatındaki yüksek nezaketin bir eseri olarak kadınlara da son derece nazik davranırdı, kadınlara ait meseleleri daha ziyade zevceleri vasıtasıyla öğretirdi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir