Hz. Muhammed’in Adaleti Hakkında Bilgi

- in Dini Bilgiler, Genel, Sosyal Bilimler
0

Peygamber efendimizin adaleti nasıldı, Hz. Muhammed (SAV) adalet anlayışı hakkında bilgi.

Peygamberimiz adaletli insandı, kimsenin haksızlığa uğratılmasına göz yummazdı. Esasen, doğrulukla adalet birbirini tamamlayan iki güzel haslet olup, bunların her ikisi de Peygamberimiz’de kemal derecesinde idi. Gençliğinden beri herkes onu “emîn: güvenilir” olarak biliyordu.

Ticaret arkadaşları onun hakkında “Ne kimsenin hakkını yerdi, ne de kimseye hakkını yedirirdi. Hak konusunda hatır-gönül dinlemezdi” derler. Hz. Peygamber açıkça İslami davetle emrolunduğunda Safa tepesinden Kureyşlilere: ” Size şu dağın ardından düşman atlılarının gelmekte olduğunu söylesem inanır mısınız?” deyince; ” Evet inanırız, çünkü sen hayatında asla yalan söylemedin” cevabını veriyorlardı.

İnkarcılar Mekke dönemi boyunca Peygamberimiz’i, “şair, mecnun, sihirbaz, büyücü” diyerek iftiralarla lekelemek istemişler, yabancılara onu böyle tanıtarak İslam’ın yayılma hızını kesmek istemişler, fakat ona asla “yalancı, hain” diyememişlerdir. Hatta Peygamberimiz’in mektubunu Şam’da alan Bizans imparatorunun: “Daha Önce bu adamın yalanına rastladınız mı?” sorusuna, Peygamberimiz’in baş düşmanlarından olmasına rağmen Ebû Süfyan: ” Hayır, asla!” diye cevap vermek zorunda kalmıştır.

Cenab-ı Hak, Peygamberimiz’e, “Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et!” talimatını vermiş, Peygamberimiz de hayatı boyunca sıratt müstakimden ayrılmamıştır.
Bir kere Mahzumiler’den bir kadın, hırsızlık etmişti. Yüksek bir aileye mensuptu. Bu yüzden Kureyşliler bu kadının ceza görmesine taraftar olmamışlar, Hz. Üsftme’yi tavassut için Peygamberimiz’e göndermişlerdi. Çünkü Peygamberimiz Hz. Üsame’yi çok severdi. İşte bu esnada Rasûl-i Ekrem Hazretleri, şöyle buyurdu: ” (Bugün medeniyetlerinden hiçbir eser kalmayan eski milletler) İsrailoğulları, bu gibi taraf tutmalar yüzünden helak oldular. Bunlar fakirler üzerine en şiddetli cezaları tatbik eder, nüfuzlu ve zengin olanları cezasız bırakırlardı… Şayet kızım Fatıma aynı suçu işleseydi, gereken cezayı ona da verirdim.”

Rebeze’den Medine’ye gelmekte olan Satlebeoğulları’ndan bir grup insan, şehrin yakınında bir yerde konaklamışlardı. Peygamberimiz onlarla karşılaştı ve satın almak istediği bir devenin fiyatını sordu. Pazarlık yapıldı. Peygamberimiz, deveyi alarak Medine1 ye döndü. Fakat topluluk, deveyi satın alanın Hz. Peygamber olduğunu bilmiyorlardı. Parasını almadan deveyi verdikleri için tartışmaya giriştiler. İçlerinden bir kadın: “- Niçin tartışıyorsunuz? Bu kadar parlak alınlı adam hiç görmedik. Dikkat etmediniz mi? Onun yüzü ayın on dördü gibi parlamaktaydı” dedi. Kadın bu sözleriyle deveyi satın alanın, kendilerini aldatacak yaratılışta olmadığını anlatmak istemişti. Aradan çok geçmedi, hava kararmak üzere idi, bu sırada bir zat geldi, bir miktar yiyecekle devenin bedeli olan parayı getirdi ve bunları Resulüllah’ın gönderdiğini söyledi. Topluluk ertesi gün şehre girdiğinde Peygamberimi, meseidde ashabına nasihat etmekle meşguldü. Bu esnada Ensar’dan bir zat, Salebcoğullan’ma geçmişte akrabasından binni öldürdüklerini, şimdi onlardan birinin öidüı ülmesi gerektiğini söyleyince Peygamberimiz: ‘i Hayır, bunu yapamazsınız! Bir evlad babasının suçu yüzünden öldürülemez diye buyurdu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir