Hoca ve Talebe İlişkisinde Ölçü Nedir

Hoca ve Talebe İlişkisinde Ölçü Nedir

Öğretmen ve Öğrenci Münasebetinde ölçü hakkında bilgi.

İlim öğretme ve öğrenme sahasında çalışan hoca ile talebe, çok ulvi bir gaye için yola çıkmış bulunan kimselerdir. Hoca, bu kervanın başı ve yol göstericisi; talebe de irfan yokuşudur. Hoca, ilim yolunda karşılaşılacak zorlukları ve talebenin ayağına bağ olacak şeyleri anlatarak uyarmalı; ilim öğrenmeye talip bulunan kimse de bu ikazları kırılmadan kabul etmelidir. İrfan kafilesinin üstat ve tilmizleri şöyle hareket etmelidirler:

a) Hoca, okuttuğu ilmi, Allah rızası için talim etmeli; faydalanmayı değil, fay. dalı olmayı şiar edinmelidir. Talebe de rütbe ve makam, aş ve maaş gibi maddi ve dünya ile ilgili heveslere kapılmadan ve sırf “Hakk’ın rızası için halka hizmet” gayesi ile okumalıdır.
b) Hoca, müşfik bir baba gibi hareket etmeli; tilmizlerine bilgi ile beraber ilmin şerefini korumayı telkin etmelidir. Thlebe, hocasına karşı babaya gösterilen saygıdan daha fazlasını göstermelidir. İlim şehrinin kapısı bulunan Hz. Ali (R.A.), “Hocanın hakkım en büyük hak olarak gördüm ve her Müslüman’a da bu hakkı korumayı tavsiye ediyorum” demiştir.

c) Hoca, talebeye vereceği bilgiyi kıskanmadan öğretmeli ve onda kalacak noksanlığın hitap edeceği kimselere de yansıyarak zararlı olacağım hatırdan çıkarmamalıdır. Thlebe de ücretsiz, külfetsiz ve zahmetsiz olarak kazandığı bu bil-
~ gilerin kıymetini takdir etmeli ve zamanını boşa geçirmemelidir.
d) Hoca, ilim pırlantasını kimin boynuna takacağım iyi tayin etmeli, ehil olmayanlara bilgi vermemelidir. Bereketli nisan yağmuru, arının ağzında bala, yılanın ağzında zehire dönüşür. Bizi bu noktada uyaran Peygamberimiz, “timin âfeti unutmak ve onun kaybolması ise, ehil olmayanlara öğretmektir” buyurmaktadır.
e) Thlebe, dinî bilgilerin birisi üzerinde saplanıp kalmamalı; akait, tefsir, hadis, fıkıh ve sair fenlerden yeterince nasibini almalıdır.
f) Talebe, hocasının bir hatasını duyarsa onu münâsip bir şekilde tevil ve izah etmelidir. Üstadının hatalı bir hareketini görecek olursa, terbiyesini bozmamalı ve fakat o yanlış işte hocasının peşinde yürümemelidir.
g) Thlebe, ilmî bir hususta çözemediği bir mes’eleyi hocasına sorabilir. Fakat bildiği bir şeyi sorup da onun zamanını israf etmemelidir. Hele hocası ile, ilmî münakaşaya girişmemelidir. Zirâ bu yakışıksız davranış, kişiye dalâlet kapışım açar.
h) , ilmi, temiz kalbli, kusurdan uzak ve hayırhâh bir âlimden öğrenmelidir. Böyle bir zât, sözleriyle, “Kaal” ilmini, hareketleri ile “Hâl” ilmini öğretir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir