Hidayet Nedir?

In Dini Bilgiler, Genel, Sosyal Bilimler 6 views

Hidayet sözlük anlamı nedir, Hidayete ermek nedir, Hidayet hakkında bilgi.

Hidayet lügatte, lütufla yol göstermeye denir. Hediye de buradan gelmiştir. Kur’ândaki kullanımlarına bakarak Allah’ın insan için olan hidayetinin dört çeşidinden söz edilmiştir.

Birincisi: Akıl, zekâ ve zorunlu bilgiler­le donanmış her varlığa bütün cinsleriyle yayılmış olan hidayet. Her varlık bu hida­yeti taşıdığı oranda bir değer sahibidir. “Rabbimiz, her şeye yaratılışını verip sonra da yol göstericisini verendir. 20/50.”

İkincisi: insanlara peygamberlerin dille­riyle ve Kur’ân’ı indirmek suretiyle çağrıda bulunarak Allah’ın yol göstermesidir. “Biz, onlan emrimize çağıran imamlar olarak atadık.. 21/73.”

Üçüncüsü: ihtida eden kimselere mah­sus kılınmış olan yardım, tevfik. “ihtida 

edenlerin hidayetini Allah arttırır ve on­lara takvalarını verir. 47/17.”

İhtida, insanın hür bir biçimde, ister dün­ya ile ister ahiret ile ilgili işleri araştırması­na mahsus bir iştir. “Gerçekten inanan­ları ve iyi iş işleyenlere imanları sebebi ile, Rabbi onlara yol gösterir. 10/9.”, “Al­lah’ın akıl verip elçi göndererek çağrıda bulunduğu kimseler, doğru yolu bulmuş olanlardır. 7/178.”

Dördüncüsü: Allah’ın ahirette cennete doğru yol göstermesidir. “Allah yolunda öldürülenlerin amellerini Allah yitirme­yecek, onlara yol gösterip işlerini düze­ne koyacak ve onları anlatıp duyurduğu cennete sokacaktır. 47/4-6.”

Bu dört hidayet bir sıraya göre düzenlen­miştir. Zira birinci hidayet türünü elinde bu­lundurmayan, ikincisini de bulunduramaz. Böylelerinin yükümlü olması doğru olmaz, ikinci tür hidayete sahip olmayan, üçüncü ve dördüncüsüne de sahip olmaz. Dördün­cü tür hidayeti olan kimse bundan önceki üç hidayet türüne de sahip demektir. Üçün­cüsüne sahip olan kimse, ondan önceki iki hidayet türünü elde etmiştir. Bununla be­raber, bazen birinci tür hidayet verilip de kendisinde ikinci ve üçüncü tür hidayetin meydana çıkmadığı da olur.

insan, sadece çağrı yapmak ve yolları­nı tarif etmek suretiyle bir kimseye hidayet verebilir. “Şüphesiz sen, elbette doğru yolu tarif ediyor ve doğru yola çağırıyor­sun…”, “Her toplumun doğru yolu tanı­tıcısı ve ona çağırıcısı vardır.”

Allah’ın peygamberde ve diğer insanlar­da olmadığını duyurduğu ve bu kimselerin gücü dışında kaldığını hatırlattığı her hida­yet çağrı ve yolu tanıtma dışında kalan hi­dayettir. Bunlar, aklı vermek, tevfik, cenne­te koymak tarzındaki hidayetlerdir. “Ey Mu-hammed, onlara hidayet vermek sana düşmez. Fakat Allah dilediğine hidayet verir. 2/272.”

Kur’ân, kâfirlere, fasıklara, zalimlere tev­fik ve yardım etme anlamına gelen hidaye­tin verilmeyeceğini haber veriyor. “Ve Al­lah, zalimler topluluğuna yol göstermez (yardım etmez) 2/257, ayrıca 2/264, 5/108.”

Hidayet iki şeyi gerektirir: Biri, yol gös­tericinin yolu göstermesi, diğeri yol göste­rilenin yolu görmesidir. Ancak, bu iki unsrur-la hidayet tamamlanmış olur. Bazen yol gösterici yolu gösterir, fakat yol gösterilen yolu görmez. Bu durumda ikinci unsurun yokluğuna bakılarak “hidayet etmedi” an­lamına yol göstermedi denilebilir. Fakat yol göstericinin yolu gösterme işini yaptığı dik­kate alınarak “hidayet etti” anlamına yol gösterdi denilebilir. Kâfirlerin, fasıkların ve zalimlerin Allah’ın hidayetinden (tevfik ve yardımından) mahrum bırakıldıklarını ifade eden ayetlere de bu iki açıdan yaklaşımda bulunmak mümkündür. Buna göre, kâfirle­rin, Allah’ın hidayetini kabul etmediklerine bakılarak, Allah onlara hidayet etmemiştir denilmesi doğru değildir. Çünkü hidayeti ka­bul etmek, hidayetin gerçekleşmesi için ikin­ci tamamlayıcı unsurdur. Ama, Allah’ın on­ları içine alacak şekilde aklı ve nakli verdi­ği düşünülerek “Allah onlara hidayet etmiştir” denilmesi de doğrudur. Çünkü hi­dayetin ilk unsuru akıl ve naklin (yol göste­ricinin yolu gösterdiğinin delili olarak) ve­rilmesidir. Allah, hidayetin gerçekleşmesi için, yol göstericiliğin gereklerini yerine ge­tirmiş, ama insan kendine düşen işleri iş­lememiştir. Bunun için “Allah yol gösterdi, fakat o yolu görmedi” demek mümkündür. “Semud kavmine yolu gösterdik. Fakat onlar, gösterilen yolu görmemeyi (kör­lüğü) görmeye (hidayete) tercih ettiler… 41/17.”

Allah Kur’ân’da, iyi ve kötü yolu, ödül ve ceza yolunu akıl ve nakil ile tanıttığına bir çok kez işaret etmiştir. “Bize doğru yolu göster. 1/6”, “Elbette onlara bir yol gös­terdik. 4/68.” Bu ayetlerde sözü edilen yol göstermenin genel yol gösterme olup bu­nun da akıl ve nakilden ibaret olduğu söy­lenmiştir.

“Hûda” kelimesinin Kur’ân’da sık kulla­nıldığı görülmektedir. Lügat anlamı bakı­mından Hûda ve hidayet kelimeleri aynıdır. Fakat Allah, insana değil yalnız kendisine ait olan hidayeti Hûda kelimesiyle ifadeye dök­müştür. “İşte onlar Rableri tarafından verilen bir hidayet üzeredirler. 2/5”, “De ki, gerçek hidayet Allah’ın hidayetidir. 3/73”, “De ki, Allah’ın hidayeti işte asıl o hidayettir. 2/120.” Hidayetin ilk unsuru, Allah’ın hidayeti olduğuna göre, insanın hi­dayeti ikinci unsuru, yani Allah’ın hidayeti­ni kabul etme işi olacaktır. İşte bu ikinci un­suru yerine getiren kimse ihtida etmiş olur. Bu yüzden her hangi bir âlime uyan kim­seye de “ihtidâ eden” denir.

 

Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi sebep ve sonuçları nelerdir, Mekkenin Fethi
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir çeşitleri nelerdir, Mehir hangi durumlarda verilir, Mehir
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari kimin zamanında yaşadı, Molla Fenari kimdir
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet maturidi hayatı, Ebu Mansur Muhammet

Leave a reply "Hidayet Nedir?"


Top