Hicret Olayı Sebep ve Sonuçları

Hicret Olayı nasıl gerçekleşmiştir, Hicret Olayı tarihi hakkında bilgi.

Sözlükte bir yeri terketmek, göç etmek anlamlarına gelen bu kavram, islâmî ilim­ler terminolojisinden Hz. Peygamber’in ar­kadaşları ile birlikte Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayına verilen ad.

Hz. Muhammed (SAV.) 610-622 yılları arasında, islâmı doğup büyüdüğü Mekke1 de yaymaya gayret etti. Bu süre zarfında bazen az, çoğu zaman da ağır bir şekilde Mekkeli müşriklerin muhalefeti ile karşılaş­tı. Bu baskı giderek artıyordu. Son yıllarda Müslümanlar için Mekke de çekilmez hâle gelmişti. Müşrikler, Müslüman olmaların­dan başka hiç bir suçu olmayan bu kişile­re çok ağır muamelelerde bulunmaya baş­lamışlardır. .

İşte arzedilen sebeplerden dolayı Hz. Peygamber (S.A.V.), Müslümanları müşrik­lerin elinden kurtarmak ve daha rahat bir ortamda islâmı yayabilmek için çeşitli ça­relere başvurdu. Muhtelif kabile reisleri ile görüştü, ancak bunların hepsi sonuçsuz kaldı. Bu arada Hz. Peygamber Medineli

lerle temasa geçti. Bunlarla birinci ve ikin­ci Akabe biatini gerçekleştirdikten sonra Medine’ye ashabı ile birlikte göç etmeye karar verdi. Çünkü Medineliler Akabe’de yapılan bilhassa ikinci biatla Hz. Peygambe­ri ve arkadaşlarını müşriklerden koruyacaklarına söz vermişlerdi.

Mekkeli Müslümanlar, muhtemelen Zil­hicce ayının sonuna doğru küçük gruplar hâlinde Medine’ye doğru yola çıktılar. Kı­sa bir süre sonra Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekr ile hizmetçileri ve ailelerinden başka Mekke’de hiç bir Müslüman kalma­dı. Bu sırada Mekkeli müşriklerin ileri ge­lenleri bir araya gelerek bir durum değer­lendirmesi yaptılar. Burada Hz. Peygam-ber’in Mekke’den çıkıp gitmesinin tehlike­ler doğuracağı, hatta ileride Medineliler ta­rafından Mekke’nin istila edilebileceği ileri sürüldü. Bu yüzden en çıkar yolun Hz. Pey­gamber’in öldürülerek hicretine mani olunması olduğuna karar verildi. Hz. Pey­gamber, müşriklerin bu kararını Rakîka binti Seyf b. Hişam vasıtasıyla öğrendikten son­ra yakın arkadaşı Hz. Ebû Bekr ile birlikte Medine’ye hicret etmeye karar verdi. Hz. Peygamber, müşriklerin şüphelenmemesi için kendi yatağına yeğeni Hz. Ali’yi bıraktı ve bir gece Kur’ân-ı Kerîm okuyarak yola çıktı. Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekr ile Sevr dağında bir mağaraya sığındı. Müşrikler, Hz. Muhammed (S.A.V.)’İ öldürmek için pe­şinden adamlar gönderdiler. Ancak mağa-a      ranın ağzına örümcekler ağ gerdiği; bura­da bir ağaç bittiği ve bu ağacın dallarına güvercin yuva yapıp yumurtladığı için on­ları öldürmeye gelen kişiler, burada insan olamaz diyerek, mağaraya girmekten vaz geçtiler. Mağaranın kapısına gelen takipçi­lerin sesleri duyulduğunda Hz. Ebû Bekr bir ara endişelenmişti. Bu olay Kur’ân-ı Kerîmi de şöyle anlatılıyor: “Muhammed’e yar­dım etmezseniz bilin ki, inkâr edenler O’nun Mekke’den çıkarıldıklarında ma­ğarada bulunan iki kişiden biri olarak Al­lah O’na yardım etmişti. Arkadaşı Ebû Bekr’e: Üzülme Allah bizimledir, diyor-du.Allah da O’na güven vermiş, görme­diğiniz askerlerle O’nu desteklemiş, in­kâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir, Allah güçlüdür, hâkimdir.” (Tevbe:9/40)

iki arkadaş mağarada üç gün üç gece kaldıktan sonra, takibin biraz gevşemiş ol­duğuna kanaat getirdiler. Daha sonra ön­ce yaptıkları anlaşmalarına uygun olarak kendilerine develer getirildi. Hz. Ebû Bekr­in kızı da onlara yol azığı tedarik etmişti. Se­yahat on gün civarında sürdü. Bu ara Me­dine’ye Hz. Peygamber’in hicret için Mek­ke’den ayrıldığı haberi ulaşmıştı. Medineli­ler her gün evlerinden çıkıyor ve Mekke1 den geleceklerin görüleceği bir tepe üze­rinde O’nu bekliyorlardı. Nihayet bir gün Hz. Peygamber’in küçük kervanının gözük­tüğü haberi Medine’ye ulaştı. Müslüman­ların neşesi sonsuzdu. Küçük kervan, Kü­ba köyü yakınında bulunan Seniyyetüî-veda denilen tepeye geldiğinde Müslümanların tezahüratı ve sevinçleri doruk noktasına ulaşmıştı.

Hz. Muhammed (S.A.V.)’in Kubaya geli­şi, 622 miladî yılının 20 Eylül’üne rastlar. Hz. Peygamber Küba’da bir mescit yaptır­dı. Burada Hz. Peygamber 10 günden faz­la bir süre kaldıktan sonra bir cuma günü yola çıktı. Ranuna vadisinde Benî Sâlim yurduna geldiklerinde Hz. Peygamber as­habına cuma namazının farz kılındığını ha­ber verdi ve burada ilk cumayı kıldılar. Na­mazdan sonra Medine’ye doğru yola çıktı­lar. Hz. Peygamber, Medine’ye geldikten sonra devesi Halid b. Zeyd’in evinin önün­de çöktüğü için ilk olarak ona misafir oldu. Bu sahâbî, Emevîler zamanında İstanbulun fethi için İstanbul’a kadar gelmiş ve bu­rada şehit düşmüştür, istanbul’un Eyüp semti ile Eyüp Sultan Camisi adlarını on­dan almışlardır.

Leave a Reply