Hasan Mellah Özeti

Hasan Mellah kimin eseridir, Hasan Mellah romanı özeti, Hasan Mellah hakkında bilgi.

Fas kıyılarına yakın Kartacena ka­sabasında Sinyor Alfons adında bir zengin vardır. Kızı Cuzellayı Pavlos adında bir tüccara vermek ister. Fakat kız bu Pavlos’tan nefret etmektedir. Bir gece uykusu kaçmıştır, ya­tağında bir tıkırtı duyunca kalkmak ister. Sanki biri pencere önündeki ağa­ca tırmanıyor gibidir Gelen herif sürmeyi açtıktan sonra başını uzattı. Cuzella bunun genç bir adam olduğunu gördü. Kendisini uyur gibi göstermek için gözlerini yumdu. Herif bir kere etrafa göz gezdirdi. İçeri doğru sürüne sürüne pencereden girdi.

Uzun boylu, nahif endamlı, güzel­ce çehreli bir adam ise de arkasında yırtık pırtık, yağ içinde bir gemici gömleği ile ayağında bin yamalı bir gemici pantalonu, başında da yamuk yumuk bir şapka vardı. Cuzella ise hem kendini uyur göstermek için gözlerini kapamaya lüzum görür, hem de mutlaka gözlerini kapatmayarak, hırsızın hareketini muayene eder idi. Bir aralık hırsız hala etrafına göz gezdirir iken gözlerine rastgelmesin mi? İkisi dahi birbirlerine değil, göz bebeklerine baktılar.

Bu adam Hasan Mellah, yani Gemici lakabiyle maruf Hasan’dır. Hasan bir Fas emirinin oğludur. Babasını düş­man öldürmüş, Hasan da Madrit’te denizcilik tahsil etmiş, Zamanla da babasının büyücek hisselerine sahip olduğu Pavlos ticaret şirketinin hissedarları arasına geçer. Bu şirket beş ortaktan ibaret olup, asıl reisleri ihtiyar Pavlos’tur. Ortakların her biri hisseleri derecesine göre poliçelerine Pavlos adını yazarlar, fakat altına iki veya üç nokta koyarlar. İşte Hasan iki noktalı Pavlos imzasına selahiyet iken, Cuzellâ’yı almak istiyen ve asıl adı Domeniko Badya olan melun ve sahtekar tüccar imzasını üç nokta ile Pavlos diye Cuzellâ ile göz göze gelip onun uyumadiğini anlayınca Hasan Mellah kıza aşkını ilan eder. Cuzella onu resminden tanımış ve sevmiştir. Hasan niçin korsan kıyafetinde bulunduğunu anlatır. Babasının öcünü almaya giderken düşmanları peşine düşmüşler, o da ister istemez bir korsan gemisine binmek zorunda kalmıştır.

Hasan’la Cuzella bu şekilde anlaşıp vedalaştıktan sonra Hasan babasının katilini yok etmeye karar verir. Fakat Pavlos (Domeniko) daha önce dav­ranıp   Hasan   tarafından imişçesine adam göndererek Cuzella’yı kaçırır. Hasan hemen bir gemi donatıp ardına düşer. Bu arada İskenderiye’de dört top mermisini birden havada çarpış­tırmak gibi kimsenin yapmayacağı bir hüneri gösterdiğinden, Esma adlı bir esir kızı gemisine alır.

Acaba Hasan, filhakika Cuzella’dan vazgeçti mi? Vallahi bilemeyiz. Bildi­ğimiz bir şey varsa yalnız şudur ki Esma’nın karşısında biçare Hasan gaşyo­lup gitmişti. Kızın gemiye gelişi zaten akşam üzeri olduğundan biraz sonra artık gece dahi hulûl etmiş ve bun­lar birbirinin yüzünü görmemeye alış­mış olduklarından güverte üzerinde Alanzo’nun tertibiyle bir genç muço aşağıya inerek lambaları’ yaktı. Hasan ise yüzüne bakınca o güneş gibi par­lak çehreyi Esmayı guruptaki misillü kıpkırmızı buldu.

Bir saat sonra tekrar kamaraya in­diği zaman kızı deniz tutması ile ken­dinden geçmiş buldu. Gözler kapan­mış ve üst kirpikler alt kirpiklerle birleşerek yanacıklarının başlangıç­larına hücum eylemişlerdi O kadar da hafif nefes alırdı ki, göğsünün inip çıkması hemen hissolunmıyacak ka­dar idi. Hasan bu hali görünce hevesi cinnet derecesinde arttı. Kızın yanına sokulup o kadar hülyalarda bulundu ki, bu hülyaları tasvire hicap hali gerçekten manidir.

Bu hal ile beraber Esma bir aralık 3 gözlerini açıp yanında Hasan Mellah’ı görünce: efendim, aman efendim, öleceğime diye Hasan’a hitap etmesinmi? O halde Hasan’a ne oldu? Kızı kolları arasına alıp Bir şey yok diye tesliyete gayret etti. Lakin o oynak vücudu ele avuca sığar mı? Deniz hastalığı tesiriyle balık gibi çırpınır. Çırpındıkça Hasan’ın dahi yüreği çırpınır. Bir hal ki medet Allah, bir heves ki aman Allah.

Böylece, Hasan uzun maceralardan sonra, Cuzella’yı bulur. Fakat rakibini ele geçirecekken kaçırır. O, bir müddet daha melanet yapacak fırsat bulduktan sonra hak ettiği cezaya uğrar. Şam’da hükumetin eliyle kıvrana kıvrana can verir. Roman şu satırlarla son bulur:

Kıssadan murad hissedir. Bu hisse ise herkes için başka surette olmayıp belki herkes hissesini kendi istediği gibi alacaktır.  Kıssamızdan her kim ne hisse almış ise aldığı hisse kendisine mübarek olsun.