Harut ve Marut Melekleri Hakkında Bilgi

Harut ve Marut ayeti, Harut ve Marut kimdir, Harut ve Marut hakkında bilgi.

Harut ve Marut, Bakara suresinin 102. ayetinde zikredilen iki melektir. Bu ayette “Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular. Oysa Süleyman, küfre gitme­mişti. Fakat o şeytanlar, küfre gittiler in­sanlara büyü ve Bâbîl’de Harut ve Marat adlı meleklere indirilen şeyleri öğre­tiyorlardı. Halbuki onlar, biz ancak fitne­yiz (imtihan için gönderilmişiz), sakın si­hir ve büyü yapıp da küfre gitmeyin de­medikçe kimseye bir şey öğretmiyorlar­dı. Fakat bunlar, onlardan erkekle karı­sının arasını açacak şeyler öğreniyorlar­dı. Ama onlar, Allah’ın izni olmadan bü­yü ile kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine yarar vereni değil, zarar ve­reni öğreniyorlardı” buyrulmaktadır.

Bu konuda, rivayet tefsirlerine kadar gir­miş bir çok hikâye ve kıssalar mevcuttur. Zira bu kıssalarda bu iki melekle ilgili anla­tılan şeyler, meleklerin de günah işledikle­rini göstermektedir. Halbuki melekler, gü­nah işlemekten korunmuş varlıklardır. Ya­pılan bu rivayetlerin ise aslı yoktur. Çünkü Rasulullah’tan bu konuda ne sahih ne de zayıf hiç bir hadis rivayet edilmemiştir. Ri­vayet tefsirlerine giren bu uydurma hikâye­ler. Israiliyattan ibarettir.

Ayetin doğru olan yorumuna gelince: Meleklerin insanlara öğretmesi, ya vahiy ya da ilham yolu ile olur. Hârût ve Mârût, Cib­ril gibi vahiy melekleri olduğu konusunda kesin bir delil yoktur. Bilakis bu ayet, Hâ-rût’la Mârût’u kendilerine inzai olunan iki melek olarak açıklamaktadır. Bu da bu iki meleğin, ikinci derecede meleklerden oldu­ğunu göstermektedir. Binaenaleyh bunla­rın öğretmeleri, ilham cinsinden olan şey­lerdir, ilham ise herkese olabilir. Bâbîl hal­kına ilham yolu ile öğretilen şeyler, hatti za­tında sihir değildi. Lâkin sihir olarak kulla­nılabilecek cinstendi. Bunun için melekler, bizim öğrettiğimiz şeyler, fitneye müsait olan şeylerdir. Kötüye kullanılmamalıdır. Zi­ra kötüye kullanmak, küfürdür, demişlerdi.

İşin aslına bakılırsa, haram olan hiç bir ilim yoktur. Şerrinden korunmak için sihri bilmek bile haram değildir. Ancak yapmak haramdır. Meleklerin hayır için öğrettikleri hakikatler, inkarcılar ve şeytanların elinde şer için kullanılabilmektedir. Nitekim ilk de­fa Bâbilliler, bunu kötüye kullanmışlardır. Bunu da karı-koca üzerinde denemişlerdir. Ayet, sihrin en büyük etkisinin ruhlar üze­rinde olduğunu da açıklamaktadır. Zira si­hir ve büyü, fikirleri bozmakta, kalpleri çel­mekte, ahlakı ve cemiyeti perişan etmek­tedir. Kur’ân sihrin varlığını kabul etmekte ve yapılmasını da yasaklamaktadır. Olma­yan bir şeyin yasağı da olmaz. Bu sebeple sihrin aslı yoktur diye aldanmamak, sihir­den ve sihirbazlardan sakınılmalıdır.

Kur’ân’a göre bilmek ve öğrenmek ayrı, bilinen bir şeyi yapmak ve kullanmak ayrı­dır. Bilmek ve öğrenmek, korunmak açısın­dan, bilmemekten daha iyidir. Hârût ve Mâ-rût’un bilmeleri ve öğretmeleri de bu nev: îdendir. Melekler ancak, emrolundukları şeyleri yaparlar ve asla günah işlemezler.