Haram Nedir, Haram Olan Şeyler Nelerdir?

Dinimizde haram olan davranışlar nelerdir, Kurana göre haram kavramı nedir.

Haram, kelime olarak helâlin zıddı olup yasak demektir. Hemen hemen bütün din, hukuk ve ahlâk sistemlerinde yasaklar, çirkin, ayıp ve suç telakki edilen davranışlar vardır. Eşyada helâl ve mübah oluş asıl olup, haram kılma yani yasaklama belli bir ihtiyacın ve zorlamanın sonucudur. Haramın çerçeve­sini oldukça sınırlı tutan İslâm dini, bu ko­nuda akıl, can, ırz, mal ve din şeklindeki beş temel esasın korunmasını gaye edin­miş, sadece gerekli gördüğü durum ve alanlarda yasaklar koymuştur. Yasaklar menfî mükellefiyetlerdir. Mükellefiyet ise, insan denen kemâle namzet müstesna varlığın üstlendiği bir emanet, tâbi olduğu bir imtihan ve denemedir.

Haram, Şâri’nin yani dinin vaz’edicisi olan Allah’ın kesinlikle ve mutlaka vaz ge­çilmesini istediği şeydir. Haramı işleyen, Al­lah’a karşı gelmiş olur ve günah kazanır. Haram işlemeyen ise Allah’a itaat etmiş olur ve mükâfat kazanır. İslâm âlimlerinin çoğuna göre, bir şeyin haram olması için Allah’ın veya Hz. Peygamber’in o.işi kesin­lik ifade eder bir tarzda yasaklamış olması kâfidir. Hanefilere göre ise yasaklayan de­lil sağlamlık ve hükme delalet yönlerinden kat’i ise o şeye haram, zannî ise “tahrîmen mekruh” denilir.

Bir şeyin haram oluşu, Kur’ân’da ve Sün­nette o şeyin “haramdır, helâl değildir, yapmayınız, kazınınız…” gibi ifadelerle ya-saklanmasıyla veya o şeyin yapılmasına bir cezanın öngörülmüş olmasıyla sabit olur. Meselâ Kur’ân’da “İçki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları şeytanın işinden birer pisliktir, bunlardan kaçınınız” (Maide, 90) ayeti birinciye, “Ye­timlerin mallarını haksız yolla yiyenler, karınlarına ancak ateş yemiş olurlar. On­lar çılgın bir ateşe gireceklerdir.” (Nisa, 10) ayeti ikinciye birer örnektir. “Eşyada asıl olan mübah oluştur” ilkesi’gereği, hakkında yasaklık bulunmayan şeyler ise mübah ve helâldir.

Bir şeyin haram kılınışı, ya o şeyin aslın­da mevcut bir kötülük ve zarar sebebiyle­dir ve buna “bizzat kendisi sebebiyle ha­ram (haram liaynihi)” denilir ya da haricî bir kötülük bulunması veya harama yol açmakta olması sebebiyledir (haram ligayrihi). içki, kumar, zina, hırsızlık birinci, zina­ya yol açan fiiller, cuma ezanı vaktinde alış­veriş vb. ikinci gruba giren yasaklardır. Biz­zat haram olan şeyleri işlemek günah ol­duğu gibi harama götüren yollara tevasül etmek, haramın işlenmesine imkân hazır­lamak ve yardımcı olmak da günahtır. Ne­tice itibarıyla haramın işlenmesine yol açan hile ve desiseler, dolambaçlı yollar da böy­ledir. Çünkü bütün bunlar, o şeyin haram kılınmasının esasına, gaye ve hikmetine ay­kırıdır.

Dinin koyduğu haram hükmü o şeyin çir­kin ve zararlı oluşu, kötülüklere yol açma­sı gibi bir takım hikmetlere dayanır. Nitekim Kur’ân’da yasaklar belirtilirken zaman za­man sebepleri de zikredilmiştir. (Bkz: Ba­kara, 219, 222, Maide, 90-91, isra, 32) Fa­kat haram kılınışın gerekçe ve hikmetleri in­sanlarca her zaman bilinmeyebilir veya kavranılmayabilir. İlim ve tekniğin ilerleme­si, araştırma ve gözlemler, dinin emir ve ya­saklarının hikmetlerini kavramamıza yar­dımcı olsa da, nihaî çözüm getiremez. Çün­kü dinin açık ilkeleri, değişmez, sürekli ve evrensel mahiyette olup iman esasları ile bir bütünlük arzeder. Halbuki ilim ve tec­rübe giderek değişmekte ve gelişmekte olup henüz son sözünü söylememiştir. Bu sebeple Müslüman’ın Allah’ın emir ve ya­saklarına, yarar veya zarar hesabı yaparak değil, kulluğunun tabiî bu gereği olarak uy­ması gerekir. Bu, dinî kuralların en başta gelen özelliklerinden biridir.

Haram ve helâl kavramları dinî bir vasıf-lama olup dinin esası ile yakından ilgilidir bu sebeple, haram veya helâl kılma yalnız Allah’a ait bir haktır. Allah Kur’ân’da Hz. Peygamber’e hitaben “Niçin Allah’ın he­lâl kıldıklarını kendine yasaklıyorsun” (Takrim, 1) şeklinde bir sual açarak ikazda bulunmuştur. Bir başka ayette ise, bizlere hitaben “Diliniz yalana alışmış olduğu için her şeye “Şu haramdır, şu helâldir” demeyiniz, zira Allah’a karşı yalan uydur­muş olursunuz. Allah’a yalan isnatta bu­lunanlar hiç bir zaman kurtuluşa ere­mezler” (Nahl, 116) buyurulmuştur. Bu se­bepledir ki büyük İslâm âlimleri helâl ve ha­ram konusunda hassas davranmışlar, hak­kında kesin delil bulunmayan şeyler için “haram” demekten kaçınmışlar, “mekruh, çirkin, hoş değil…” gibi ifadeleri tercih et­mişlerdir. Bununla birlikte bu nevî sakıncalı işlerden de kaçınmak gerekir. Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde “Helâl apaçık belli, haram da apaçık bellidir. Bunların arasında, halktan bir çoğunun helâl mi haram mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Dinini ve namusunu koru­mak için kim bunlardan da kaçınırsa kur­tuluşa erer… Dikkat ediniz ki her hüküm­darın bir korusu vardır. Allah’ın korusu da haramlarıdır” buyurmuştur. Allah’ın “yasak bölge” olarak ilan ettiği haramlar, aslında kişiyi insan olma vasfından uzak­laştıran çirkinliklerdir. Allah, haramları et­rafına tel örgü çekmekle çevredeki bahti-‘ yar insanları korumak istemiştir.

Leave a Reply