Gayb Nedir?

Gaybı kimler görebilir, Gayb hakkında ayetler nelerdir, Gayb ilimi hakkında bilgi.

(Gâbe) kökü sözlükte görünmemek kay­bolmak manasınadır. Güneşin batması, görünmemesi de bu kelimeyle ifade edilir.

Gayb, görünmeyen demektir. Dindeki terim anlamı ise insanın duyu organları ve aklı ile bilinemeyen, insanın bilgisinin ulaşamadı­ğı şeyler demektir.

Hem fertlerin ve hem de bütün insanlı-‘ ğın bilgileri sınırlı olduğu ve sürekli geliştiğinden dolayıdır ki gayb kavramını izâfî(gö-resel, nispî) olan ve olmayan diye ikiye ayırmak zorunludur. İnsan bilgisinin ulaşama­dığı şeylerden bir kısmı şartların değişmesiyle bilinebilecek şeylerdir. Bir kısmı ise hiç bir zaman bilmek mümkün olmayacak şeylerdir. Bu yüzden alimler gaybı öteden beri ikiye ayırarak tarif edegelmişlefdir: ,

Nispî (izâfî göresel) gayb: Bazılarınca gayb iken bazılarınca gayb olmayan veya bir zaman gayb’ iken başka bir zaman gayb olmayan şeyler. Meselâ benim kalbimden geçenler başkası için gaybdır. Bir cahile gö­re bir bilginin bildiği şeyler gaybdır. Yine bundan 100 sene öncekilerin bildikleri ba­zı şeyler bugün gaybdır. Gaybın bu kısmı­nın bilinip bilinememesi bazı şartlara bağ­lıdır. Şu hâlde bunlar gerçekte gayb değil­ Bilgi edinme imkânlarının yetersizliğin­den dolayı gayb olmaktadırlar. Gaybın bu kısmına, ilmî faaliyetler sonucu muttali olmak insan için mümkündür. Fakat bir gaybı keş­fedince arkasından başka bir gayb ortaya çıkmaktadır. Bu da bizim bu tür gaybın sı­nırlarını çizmemizi imkânsızlaştırmaktadır.

Mutlak Gayb (gerçek gayb): Ferdin ve­ya insanların beşerî imkânlarla bilmesi mümkün olmayan şeylerdir. Bunları ancak Allah bilir. Çünkü onun ilmi her şeyi kuşat­mıştır. Bu yüzden Allah’ın bir ismi de “Al-lamu’l Guyub” gaybları bilendir. Bu tür gay­bın delili olmadığından insan ancak Allah bildirdiği takdirde bilgi sahibi olabilir. Kur’ân-ı Kerîm’deki, gaybın ancak Allah ta­rafından bilinebileceğini ifade eden şu ayet­lerde gaybın ikinci kısmı kastedilmektedir: , “Allah size gaybı bildirmez” (Ali İmrân:l79). “Gaybın anahtarları onun (Al­lah’ın) kalındadır. Gaybı ondan başkası bilmez” (Enâm: 59) “De ki, gayb ancak Allah’a aittir” (Yunus:20). “Göklerin ve ye­rin gaybı Allah’a aittir” (Hûd:123, Nahl:77) (Ayrıca bkz:Nem!:165).

Allah gaybdan dilediğini peygamberine bildirir. O bildirmediği takdirde peygamber­ler de gaybı bilemez: “O gaybı bilendir. Kendi gaybını razı olduğu peygamberler hariç kimseye bildirmez” (Cin: 27). “Bun­lar gayb haberleridir, sana vahyediyoruz” (Hûd:49), Âl-i İmrân:44, Yusuf:102)

Şu ayet Allah bildirmedikçe peygambe­rin de gaybı bilemeyeceğini gösterir: “(Ey habibim) de ki size Allah’ın hazineleri ya-nımdadır demiyorum, gaybı da bile­mem” (Enam: 50, Hûd: 31)

Gayb şimdiki zamana ait olduğu gibi geçmişe ve geleceğe ait de olabilir. Önü­müzdeki duvarın arkası gayb olduğu gibi, tarihî olaylar ve gelecekte meydana gele­cek olaylar da bizim için gaybdır.

Gayb konusuyla ilgili önemli bir mesele de gayba iman konusudur. Bir ayette tak­va sahibi müminlerin özellikleri anlatılırken gayba iman ettikleri ifade edilmektedir (Bakara:3). Bundan maksat şudur: Görülen, müşahede edilen şeyler için iman söz konusu olamaz. Çünkü iman tasdik yani doğ­rulamadır. Doğrulama ve yalanlama ise du­yu organlarıyla algılanan şeyler için değil, haberler için söz konusudur. Ahiret Allah, melekler, kutsal kitapların inişi gibi iman esasları duyu organlarıyla algılanamaz. An­cak delil ile bilinebilirler. İşte bunlar vahiy­le peygamberler vasıtasıyla insanlara bil­dirilmekte ve mümin bunu doğrulamakta­dır. Müminler varlık âleminin sadece du­yularla algılanan şehadet âleminden ibaret olmadığını, duyularla algılananların ötesin­de başka âlemlerin var olduğunu kabul ederler. Hatta bazı hikmet erbabı, duyularla algıladığımız âlemin, metafizik âlemin idra-kimizdeki görüntüsü olduğunu kabul eder­ler. Bu görüş, maddenin gerçekte enerji olup bizim onu duyularımızla anlamlandı­rarak algıladığımız ve şekil verdiğimiz şek­lindeki modern fizik teorisiyle uyuşuyor gö­rünmektedir.

Leave a Reply