Gasiye Suresi Anlamı

Gasiye Suresi meaili, Gasiye Suresi fazileti hakkında bilgi.

Mekke’de Zariyat suresinden sonra Kehf suresinden önce nazil olmuştur. Yirmi altı ayettir. Gasiye kelimesi, birinci ayette her şeyi kaplayan, insanları her tarafından ku­şatıp bürüyen ve dehşet içerisine alan kıyamet safhası manasına geldiği için sure­ye bu ad verilmiştir.

Bu sure insanı düşünceye, tefekküre ve ibret almaya sevkeden, ümit ve arzuya çe­ken, korku ve çekingenliğe götüren, hesap gününde görülecek hesabı hatırlatan sure­lerden birisidir. Bu surede üç önemli nok­ta üzerinde durulmaktadır:

1-Kıyamet gününde yüzlerin korku ve zil­let içerisinde, boyunlar bükük, bitkin düş­müş, kendinden geçmiş,,aşağılanmış ola­cağını, böylelerinin işe yarayacak iyi bir ameli, geçmişte Allah için övgüye lâyık bir davranışları olmadığı, hüsran ve vebalden başka bir şeyleri kalmadığı, bâtıl din, bozuk fikir ve inanç ile küfre saparak çalıştıkları, beyhude zahmet ve meşakkat çektikleri, bu yüzden çalışmaları kendilerine yorgunluk­tan, bitkinlikten ve zilletten başka bir şey sağlamadığı, çünkü bunlar dünyaları ve dünyevi arzuları için yoruldukları, karşılığı­nı da dünyada gördükleri, ahirette ise elle­ri ve yüzleri kara çıkıp, sonuçta azaba du­çar olacakları bildiriliyor.

2-Yüzlerinde sevinç ve mutluluk eseri olan bir başka simanın olacağını, bunların ise Allah’ın rızasına uygun yolda dünya ve ahirette faydası olacak amellerde bulun­dukları, bunun için de başta Allah’ın hoş­nutluğu olmak üzere rahat, emniyet ve şevkat içerisinde cennette kudret eliyle hazır­lanmış nimetlere nail olacakları anlatılıyor.

3-Surenin bundan sonraki bölümünde ise muhataplarının dikkatini devenin nasıl yaratıldığına bakmaları ve araştırmaları tav­siye ediliyor. Çöl ikliminde aşırı sıcağa, yiyecek ve içecek bulunmadığı zamanlarda, hörgücünün nasıl bir besin deposu görevi­ni yerine getirdiği, üç bölümden meydana gelen midesinin bir bölümünün gerektiğin­de kullanmak üzere 4 litre suyu nasıl depo ettiği, uzun ve az kavisli olan boynunun, üzerine yüklenen yükü kaldırabilmek için nasıl bir kaldıraç görevi yaptığı gözler önü­ne seriliyor. İnsanların gözlerini semaya çe­virip göğün nasıl yükseltildiğini, dağların nasıl dikildiğini, yerin nasıl yayıldığını, hü­lasa olarak kainat düzeni üzerinde insanlı­ğın düşünüp araştırma yapması isteniyor.