Egzistansiyalizm Varoluşçuluk Nedir?

Egzistansiyalizm akımının özellikleri nelerdir, Egzistansiyalizm kurucusu kimdir, Egzistansiyalizm hakkında bilgi.

Bilhassa 2.Dünya Savaşı yıllarında ve sonrasında Fransız filozof ve romancı Sartre’in neşriyatı ile yaygınlaşan felsefi akımın adı. Yeni düşünüş tarzı değildir. İnsanı ilk defa kendi kendisini tanımaya yönelten Sokrat’a kadar çıkarılır.

Başka felsefi sistemler gibi, kendinden önceki düşünce şekillerine karşı çıkmak suretiyle doğdu. Ancak varoluşçular fikirlerini doğrudan bir felsefi sistem olarak ortaya koymadılar. Bir sistem çerçevesi içine sığdıramadıkları görüşlerini daha ziyade edebi eserlerinde ya da şahsi hayatlarını anlatan günlüklerinde ifade ettiler.

Esasen bu felsefenin öncüsü Danimarkalı Kierkegaard, varoluş gerçeğinin sistem halinde anlatılamayacağını söyler.

Egzistansiyalizm, vücudun değil, mevcut olanın felsefesidir. Bununla varlığın özü değil, varoluş hali kastediliyor.

Egzistansiyalizmin iki temel prensibi vardır: Öz (essence) ve vücut (existence). 19. yüzyıla kadar klasik felsefe Öz’ün üstünlüğünü kabul etmişti. Egzistansiyalizm, varoluşu egzistansiyalizmön plana alır.

Ancak genel olan varlıktan hareket etmez, mücerret kavramlarla ilgilenmez. Mücerredi müşahhas şekilde anlamaya çalışır. Felsefi sisteme gidilmesi yerine egzistansiyalist fikirlerin edebi eserlerde işlenip anlatılması bundandır. Varoluşçuluğun mücerrede karşı oluşu Kierkegaard’ın Descartes’e ait meşhur”Düşünüyorum o halde varım” formülüne itirazından açık şekilde görülür. Varlığı düşünceden çıkarmak tezada düşmektir. Çünkü düşünce varoluştan sonra gelir.

Egzistansiyalizm’e göre varoluş varlığın mevcut şekli değildir. Esasen varoluş bir hal değil harekettir, imkandan gerçeğe geçiş hareketidir. Gerçek varoluş da ancak hürriyet içinde meydana gelir. Egzistansiyalistlere göre ancak kendi kendisini serbestçe seçen, kendi varlığını yapan, kendi kendisinin eseri olan insan varoluş sahibidir. Önceden kabul edilmiş her çeşit prensip reddolunur.

insan ne olacağını kendisi seçer. Bu seçişle özünü yaratır. Seçme içinse önce var olmak gerekir. Buna göre insanda varoluş özden önce gelir. Tohumdan ne çıkacağı bellidir ve kendi kendini seçmez, insanın ise ne olacağı bilinemez, o kendi kendisini seçer, tayin eder. Kendisi dışında olan ve kendisini çevreleyen şartlara karşı istediği şekilde hareket eder. Sartre’a göre bu geçiş yaşamaktır. Dünyamızı biz seçmiyoruz ama aradaki mutluluk ve ızdırapları biz yapıyoruz ve bundan sorumluyuz.

Varoluş katilik kazanmış, nihai şeklini almış gayeye ulaşmış bir hal tanımaz.
Bu felsefeye göre varlık insan için tanınandan ibarettir, ötesi yoktur.
Egzistansiyalistler Allah’a inananlar ve inanmayanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Dine inanan kolu Pascal tarafından kurulmuş, Kierkegaard, Jaspers ve Gabriel Marcel tarafından da geliştirilmiştir.

Allah’a inanmayan egzistansiyalistlerin başında Alman Martin Tleidegger gelir. Onu Sartre, Simon de Beauvoir ve George Bataille takip eder.
iki görüşün arasındaki en büyük fark, Allah’a inananlara göre varoluşun sonsuzluğa, inanmayanlara göre ise hiçliğe açık oluşudur. Bu sonuncu görüş l. Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da meydana gelen köklerinden kopmuş, geçmişe ve tarihe güvenini kaybetmiş ahlaki değerlerden uzak topluma yabancılaşmış, halkla olan ruhi bağlarını koparmış, mutsuz, gelecek­ten ümitsiz, ölümün devamlı tehdidi altın­da yaşayan gençlik arasında Sartre’in esereleri ile yaygınlaştı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir