Dinimizde Birlik ve Beraberliğin Önemi

İslam dininde birlik ve beraberlik, Birlik ve beraberlik ile ilgili yazı.

İslam tevhid dinidir. Kuran-ı Kerim, bir çok ayette insanları tevhide ve iman kardeşliğine davet etmektedir, itikad prensip­lerini tevhid üzerine kuran İslam, insanların toplum hayatını devam ettirebilmeleri için birlik ve beraberlik içinde bulunmala­rını vazgeçilmez bir esas olarak kabul et­miştir. Kuran-ı Kerim, bütün insanlığı dallı budaklı büyük bir aile olarak, takdim eder. (Hucurât 49/13.)

Kur’ân-ı Kerim, insanlık mutluluğunu, iç­timai ve milli hayatın kuvvetlenmesini inanışların ve davranışların tek cepheli oluşun­da; kanaat ve fikir birliğinde olduğunu belirtmiştir. Yüce Allah insanlar arasında bir­lik ve beraberliğin temini için bütün müminieri kardeş olarak ilan etmiştir. (Hu­curat 49/10.) Ayrıca yine Kur’ân-ı Kerîm, Müslümanların hepsini: “Toptan Allah’ın ipine (Kur’ân-ı Kerîm’e) sarılın, ayrılma­yın.” (Al-i lmrân:3/103) mealindeki ayetle kendi etrafında birleşmelerini emretmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de birlik ve beraberlik hakkında çok sayıda ayet-i kerîme vardır.. Bunlardan bazılarının meali şöyledir: “Ken­dilerine belge geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın.” (Âl-i Im-rân 3/105.) “Allah’a ve Peygamberine ita­at edin; çekişmeyin, yoksa korkar ve ba­şarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gi­der. Sabredin, doğrusu Allah sabreden­lerle beraberdir.” (Enfâl 8/46)

Kur’ân’ı Kerîm’in ilk müfessiri olan Hz. Muhammed (S.A.V.) de Müslümanların bir­lik ve beraberliği hususunda hassasiyetle durmuş, hatta Mekkeli muhâcirler ile Medineli ensarı kardeş ilan ederek fiilen on­lar arasında birliği tesis etmiştir. Rasulullah (SAV.)’ın birlik ve beraberlik hakkındaki hadislerinden bazılarının meâli şöyledir: “iki birden, üç ikiden, dört de üçten da­ha hayırlıdır. Cemaatle birlikte olunuz. Zira Allah ümmetini hidayet üzere top­layacaktır.” (Müsnedi, 5/145) “Benim ümmetim-veya Muhammed’in ümmeti-sapıklıkla toplanmayacaktır. Allah’ın yardımı cemaatledir. Her kim cemaatten ayrılırsa şüphesiz cehenneme ayrılmış olur.” (Tırmizî, Sünen 4/466).

Kur’ân-ı Kerîm’in getirdiği ibâdet ve ah­lâk prensiplerine dikkat edilecek olursa he­men hemen hepsi, inananlar arasındaki bir­lik ve beraberliğin güçlendirilmesine yar­dımcı olacak mahiyettedir. Nitekim bütün Müslümanlar namaz, oruç, zengin iseler zekat ve hac gibi ibadetlerle mükellef tutul­muşlardır. Camiye giden zengin-fakir, âmir-memur, genç-ihtiyar herkes omuz omuza saf tutarak namaz kılmaktadır. Kısaca bü­tün Müslümanların inandıkları Allah bir, izinden yürüdükleri Peygamber aynı, ezan­ları, kıbleleri, kitapları aynıdır. Bu bakımdan Müslümanlar arasında birlik ve beraberli­ğin olmaması için hiç bir sebep yoktur.

Kur’ân-ı Kerîm, Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin önemini belirtmekle beraber, insanın fıtratında mevcut olan ser­best düşünceye karşı olmamıştır. Diğer bir deyimle hür bir tartışma ortamı kurulması için insanların kendi aralarında rahatça tar­tışmalarını hoş karşılamıştır. Ancak fikir ay­rılıklarını toplumun bütünlüğünü zedeleye­cek mahiyette olmamasını öngörmüştür. İs­lam, fikir ayrılığı ile gönül ayrılıklarını- birbi­rinden ayırmıştır. Fikir ayrılığı, tefrikaya yol açan kötü bir şey olmayıp hakikati arayıp bulmaya vesile olan bir şeydir. Şu hâlde Kur’ân-ı Kerîm’in ve sünnetin ruhuna ters düşmeyen, toplumun yapısına zarar verme­yen, tevhit inancını sarsmayan fikir ayrılık­ları caizdir.

Leave a Reply