Dans Nedir, Tarihsel Gelişimi

Çeşitli ülkelerde dansın gelişimi, tarihçesi. Mısır, Yunanistan, Roma, Hindistan, Çin ve Japonya’da dasın gelişimi, tarihi.

M.S. 1. yüzyılda yaşamış Yunan filozoflarından biri, dansı şu sözlerle tarif ediyor: Dans, hareketlerle canlandırılan bir duygu, bir ihtiras veya bir heyecandır. Gerçekten de insan ne zaman büyük bir sevinç veya derin bir acı duysa bu ruhsal durumunu yalnız kelimelerle değil, vücudunun hareketleriyle de dile getirmeye çalışır.

Acıdan kıvranmak ya da Sevinçten yerinde duramamak, ruhumuzdaki heyecan olayını yansıtan en iyi deyimler olsa gerektir. İlkel bir içgüdüden çok, bilinçli bir karakter taşıyan bu hareketler, düzenli bir bütün olarak seyredilmesi hoş bir gösteri yaratırlar.

dansİnsan, içinden doğan bu duygu ve heyecan gücünü belirli bir ölçü ve ahenk düzeni içinde ifade etmesini bilmiş, böylece dans sanatı meydana gelmiştir.

Dil ve edebiyatın henüz gelişmemiş olduğu tarih öncesi çağlarda insan, ruhundaki tabiat vergisi güzellik anlayışım dans ederek canlandırmıştır. İlkel insan, için dans etmek, istek ve duygularının en iyi ifadesiydi.

İber Yarımadası’ndaki bazı mağaralarda rastlanan ve bundan 10.000 yıl öncesine, Cilalı Taş çağına ait resimler, bize bunun en güzel örneklerini vermektedirler. Hayvanların etrafında dans eden insanları gösteren bu resimler, vahşi hayvan avına çıkmış ilkel insanın öldürme iştahını çok güzel canlandırmaktadır. Sanat tarihçileri bu çeşit danslara Av dansı adını verirler.

Bugün, ilkel insan toplulukları arasında görülen Savaş dansı da yaygın dans gösterileri arasındadır. Elinde silahı, düşmanına saldırıp öldürmek ister gibi hareketler yapan oyuncu, savaşçı ruhunun heyecanını yansıtır.

Yine ilkel kabileler arasında Büyü dansı adı verilen ve ilkel insanın kendisinden sihirli bir kuvvet beklediği bazı danslara rastlanır. Oyuncu, bütün vücuduyla birtakım esrarengiz hareketler yapar, bu dansın ahenk ve temposu içinde iyi ve kötü ruhlara hükmetmek gücünü kazandığına inanır. Büyü dansı, her-şeyden önce büyücünün otoritesini yansıtır.

Yunanlılar Ve Romalılarda Dans

Uygarlığın ilk çağlarında dans, incelik ve ölçüden uzak düzensiz birtakım hareketlerden meydana geliyordu. Zamanla zevk ve duyguları incelen insanlar, heyecanlarını ifade etmek için daha düzgün ve ölçülü hareketler keşfettiler. Bu arada dansın dinsel duyguları da yansıtan bir niteliğe büründüğü görülür. Buna Kutsal dans adı verilir. Klasik çağlarda, Yunanlıların dansa büyük bir önem verdikleri bilinmektedir. Onlar dansı, müzik ve şarkının ayrılmaz bir parçası, bir sanat bütünü olarak anlamışlar ve böylece uygulamışlardır.

Yunan tragedya (trajedi)’larında rastlanan koro bunun en güzel bir örneğidir. Şarkıcılar, Lyre ve Çitara nağmelerinin eşliğinde şarkılar söyleyip dans ederlerdi. Klasik Yunan dansları arasında en ünlüleri Pirrhos Pyrrhos, Emmeleia, Kordas ve Sicinnis adı verilen danslardı, ilk olarak Aşil (Achillos)’in oğlu Pirrhos (Pyrrhos) tarafından yapıldığı için bu adı alan Pirrhos dansı kılıç, kalkan ve mızrakla yapılan bir çeşit savaş dansıdır.

Sicinnis dansı da, Bereket Tanrısının sevgisini kazanmak için yapılan bir köylü dansıydı. Bu dans, Satir denilen keçi ayaklı yarı insan, yarı hayvan Toprak Tanrısı kılığına bürünmüş oyuncular tarafından söylenip oynanırdı. Ama halkın en sevdiği dans Kordastı. Kordas, bir kadının çaldığı kastanyetin temposuna uyarak söylediği şarkıya göre bir çift tarafından yapılırdı.