Çerkez Hasan Vakası Sebep ve Sonuçları

In Genel, Kim, Kimdir, Osmanlı Tarihi, Sosyal Bilimler, Tarih 12 views

Çerkez Hasan Kimdir, Çerkez Hasan Vakası Sebep ve Sonuçları nelerdir, Çerkez Hasan Vakası hakkında bilgi.

Sultan Abdülaziz’in hal’ini takip eden çok buhranlı günlerde bir sürü devlet işleri yığılmış bulunduğundan devlet ricali geceli gündüzlü çalışmak zorunda kalıyordu. O sırada pek acil bir hal almış köyler meselesinin müzakereleri yapılıyordu.

On kişinin ölümü ve üç kişinin yaralanmasıyla neticelenen kanlı ve tüyler ürpertici bir vaka cereyan etmiştir ki bu, tarihimizde Çerkez Hasan Vakası diye anılır.

Çerkeş Hasan Rumeli’ye yerleştirilmiş Çerkeş beylerinden birinin oğluydu. Son yüz yıl içinde sarayın harem dairesinde esas unsuru teşkil etmekte olan Çerkeş kızları arasında Hasan’ın hemşiresi veya teyzesi de bulunmaktaydı. Bu kadının himayesiyle Hasan küçük yaşında saraya nüfuz etmiş ve sonra Harbiye mektebine girerek zekası ve istidadı pek kıt olmasına rağmen buradan mülazım rütbesiyle çıkmaya muvaffak olmuştu. Hususi hayatı pek çirkin olan Hasan, bütün vaktini meyhanelerde ve kumarhanelerde arkadaşlarıyla kavga ederek geçirmiş ve fena huyu ve hareketleriyle herkesin nefretini kazanmıştı.

O zaman tatbik edilen bir usule göre Harbiye mektebinden mülazım rütbesiyle çıkanlar, merkezi Bağdatta bulunan Altıncı Orduya giderlerse bir rütbe terfi ederlerdi. Bağdata gitmeyi kabul eder gibi görünen Hasan, yüzbaşılığı elde ettikten sonra gene sarayda Üçüncü Kadına olan yakınlığı nedeniyle mabeyin yaverliğine sokulmuştu. Serasker Hüseyin Avni Paşa Çerkez Hasan’ı Bağdata gitmek için sıkıştırmış, bir defa yanına çağırarak askeri usulü bozmamasını ve emre itaat etmesini ihtar etmişti. Bunun üzerine yüzbaşı asabileşerek Seraskerin üzerine yürümüş, fakat orada misafir bulunan biraderi Abdi Paşa araya girerek bir hadise çıkmasına engel olmuştu.

Bütün bu muamelelerden Seraskere düşman kesilen Çerkez Hasan, Abdülazizin tahtından indirilmesinden on gün kadar önce, Hüseyin Avni Paşa Şehzade Yusuf izzettin Efendiyle beraber Göksu mesiresinde bulunduğu esnada Seraskeri öldürmeye kalkışmış fakat arkadaşları onu bundan vazgeçirmeye muvaffak olmuşlardı.

Sultan Abdülaziz’in tahtından indirilmesi işi başarıldıktan sonra, hükumetin en kuvvetli şahsiyeti ve en yüksek askeri amiri sıfatıyla Hüseyin Avni Paşa hem eski Padişahın yakınlarını merkezden uzaklaştırarak umumi emniyeti sağlamak, hem de tatbik olunagelen askeri bir usulün bozulmaması hususunda otoritesini göstermek isteyerek artık mabeyin yaverliğinden açığa çıkmış olan Çerkeş Hasan’ı tekrar Bağdata tayin etmiş, onu büsbütün meyus bırakmamak için de kendisini ödevi başına gitmesi şartıyla bir derece daha terfi ettirerek kolağası rütbesine yükseltmişti.

Fakat yaradılışı icabı emre itaat etmeyi aklından bile geçirmeyen kolağası Hasan Bey, verdiği söze aykırı olarak ve gene saraya dayanarak bu defa da tayin edildiği yere gitmekten kaçınarak Şehzade Yusuf İzzettin Efendinin yaverliğine girmeye muvaffak olmuştu.

Bunun üzerine Serasker kolağasını hapsettirmiş ve bir müddet sonra Bağdata gitmeye razı olduğunu söylemesi üzerine, levazımını tedarik etmek için kendisini serbest kalmıştı. Fakat Seraskerden mutlaka öç almaya karar vermiş bulunduğundan vükelanın Midhat Paşanın konağında toplantılarını yaptıkları Perşembe günü akşamı, bu sefer daha esaslı bir hazırlıkla tekrar Hüseyin Avni Paşanın yalısına gitmiş, Paşanın toplantıda olduğunu öğrenince hiç vakit kaybetmeden İstanbul tarafına geçmiş ve Mithat Paşanın konağına gelmişti. Vükelanın yaverleri ve hademeler aşağıda oyun oynamakla meşgul bulunduklarından kolayca yukarıya çıkmış, Meclis salonunun kapısı önünde bir uşağa rastlamışsa da ona vükelaya acele bir diyeceği olduğunu, içeriye haber vermek üzere yaverlerden birini çağırmasını söylemiş ve böylece uşağı savdıktan sonra ansızın sofa tarafındaki kapıdan Meclis salonuna girmişti.

Vükela, yemekten sonra konağın üst katında bahçeye bakan büyük odada toplanmışlar müzakerelere başlamışlardı, içerde yalnız Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Tophane Müşiri Rıza Paşa, Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa, Hariciye Nazırı Raşit Paşa, Şerif Hüseyin Paşa, Halit Paşa, Defteri Ha-kani Nazırı Yusuf Paşa, Maarif Nazırı Cevdet Paşa, Sadaret Müsteşarı Sait Efendi ve sonradan Mir’atı Hakikat adlı tarihi yazan Mahmut Celalettin Paşa ve Sadaret Mektupçusu Memduh Bey bulunmaktaydılar.

Toplantı resmi mahiyette olmadığından bütün nazırlar davet olunmamışlardı. Bundan dolayı Şeyhülislam Hayrullah Efendi, Saffet Paşa ve Ticaret Nazırı Damat Mahmut Celalettin Paşa hazır değillerdi. Hatta bilhassa o gün kıyafetinde fevkalade bir zarafet göze çarpan Hariciye Nazırı Raşit Paşa, davetli olmadığı halde bir tesadüf eseri olarak mühim maruzatta bulunmak üzere Meclise gelmiş bulunuyordu.

Çerkeş Hasan, salonun içinde acele üç dört adım attıktan sonra durmuş ve davranmayınız diyerek bir elinde kama ve öbür elinde tabancasını ortadakilere göstererek o anda sedirde oturmakta olan Hüseyin Avni Paşanın göğsüne bir kurşun sıkmış ve Serasker ellerini yukarıya doğru kaldırarak harekete başlayınca tabanca kurşunları biribirini takip etmişti.

Hasan açık bulunan oda kapısına doğru da kurşun yağdırmaya başlamış, devlet adamları, neye uğradıklarını bilmeyerek, tamamıyla şaşırmış bir halde kimi sofaya kimi de yandaki odaya açılan kapılardan kaçışmaya başlamışlardı. Serasker can acısıyla sofaya kadar gittikten sonra yere yıkılmış, arkasını bırakmayan katili, Hüseyin Avni Paşanın üzerine yürümeye hazırlanırken Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa tutmaya davranmış, fakat kamayla bunun da yüzünü ve kolunu yaralamıştı. Mecalsiz kalan Paşa, Meclis salonunun yanındaki küçük odaya kaçarak Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa ile Halit Paşanın yanında saklanmıştı. Bir canavardan farkı kalmamış olan Çerkeş Hasan, hala tamamıyla can vermemiş olup kanlar içinde yatan Seraskerin üzerine çullanarak kamayla bütün vücudunu parça parça etmiş, sonra gene salona dönerek korkudan baygın halde uzanmış olarak bulduğu Hariciye Nazı Raşit Paşaya da bir kurşun sıkmış ve elinde ki kamayla boynundan yaralayarak, bu sevimli ihtiyarı da öldürmüştü.

Sonra üç nazırın saklı bulunduğu odanın kapısına dayanmış, bu sırada Mithat Paşa Kirlemelerinden Ahmet Afra yetişerek elim bir kurşunla bu zavallıda cansız yere serilmişti. Hasan bunu müteakip mütemadiyen odanın kapısını zorlayarak diğerlerine ilişmeyeceğini yalnız kendisini tutmaya çalıştığı için Ahmet Paşayı öldüreceğini söylüyordu. Sadrazam kendisine bir şey yapmayacağını bilmekle beraber hiddetlenmiş bulunduğundan bu arada bir fenalık çıkması beklenebileceğini, bu itibarla kapıyı açmayacağı cevabını vererek arkadaşlarıyla kapıya dayanmaktaydı.

Hademeler, yaverler, hatta o aralık gelen birkaç nizamiye askeri üzerine Çerkeş Hasan ateş ediyordu. Yanında beş tabanca vardı. Bunları kullanmakta büyük bir maharet gösteriyordu. Kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Boğuşma yarım saat kadar devam ettikten sonra askerlikten yeter sayıda zaptiye askerleri geldiğini görünce katil, karışıklık çıkararak yakayı kurtarmak için avizelerdeki mumları söndürmeye ve perdelere ateş vermeye başladı. Nihayet askerler, süngülerle katili arkasından hafifçe yaralayarak yakalayıp götürürlerken çizmesine saklamış olduğu başka bir tabancayı ansızın çekerek bir neferi ve merdivenin alt başında gördüğü Sadaret yaverlerinden ve Bahriye kolağalarından Şükrü beyi de öldürdü. Konak bir muharebe meydanı haline gelmiş, büyük bir kargaşalık hüküm sürüyordu. Böyle beş kişiyi öldürüp üç kişiyi yaraladıktan sonra canavar herif, Babı Seraskeri hapishanesine götürüldü. Yarasına bakmak üzere yanına götürülen doktora: Beni ya asacaklar ya kurşuna dizeceklerdir. Nafile yere yaralarıma baktırmak abestir, diyerek kendisini doktora baktırmamıştır.
Katil sorguya çekilince maksadının Hüseyin Avni Paşayı öldürmek olduğunu, ötekilerini ise kendini tutmak istediklerinden öldürmek zorunda kaldığını ifade etmekle iktifa etmişti. Cinayetini itiraf ettiği gibi suç üzerinde yakalanması, kanunen idam cezası vermeye kafi olduğundan Çerkez Hasan, üç dört gün sonra vükelanın kararıyla Bayazıtta asılmıştı.

Çerkez Hasan Vakası o zaman gerek memleket içinde, gerekse memleket dışında büyük bir heyecan yaratmıştı. Cinayetin sebebi hakkında da türlü türlü tahminler yürütülmüş ve söylentiler dolaşmıştır. O aralık intihar eden Sultan Abdülazizin intikamını almak için teşvik edilmiş olduğunu iddia edenler de olmuştur. Fakat anlaşılıyor ki bu cinayetin asıl sebebi, hunhar bir adamın Seraskere karşı beslediği şahsi kin ve garezden ibarettir.

Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi sebep ve sonuçları nelerdir, Mekkenin Fethi
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir çeşitleri nelerdir, Mehir hangi durumlarda verilir, Mehir
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari kimin zamanında yaşadı, Molla Fenari kimdir
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet maturidi hayatı, Ebu Mansur Muhammet

Leave a reply "Çerkez Hasan Vakası Sebep ve Sonuçları"


Top