Buruc Suresi Hakkında Bilgi

Buruc Suresi fazileti, Buruc Suresi meali ve anlamı hakkında bilgi.

Burûc, burç kelimesinin çokluğudur. Yıl­dızlar anlamına gelmektedir. İlk ayet burç­lardan söz ettiği için sureye bu isim veril­miştir.

Süre Mekke’de Şems sûresinden sonra Tin suresinden önce nazil olmuştur. Yirmi-iki ayet, yüz doksan kelime ve dört yüz elli sekiz harftir.

Sure de “Uhdud ashabı”nın başına ge­lenlerden söz ediliyor, İslamdan önce Al­lah’a iman eden bu müminlere zalim, katı kalpli, azgın ve putperest kasaba halkının uzunca çukurlarda yaktıkları ateşlerle na­sıl eziyet ettiklerine işaret ediliyor. Aynı za­manda iman kuvvetinin yapılan bütün zu­lümlere rağmen yüceliğini koruduğuna dik­katler çekiliyor.

Önce yaratıp sonra diriltenin Allah oldu­ğu, O’nun için ikinci defa yaratmanın birincisinden daha güç olmadığı; ilahî kudretin insanı her tarafından kuşattığı, Kur’ân’ın Lehv-i mahfuz’da ilâhî himaye altında ko­runduğu ve onu kimsenin değiştiremiyeceği, indiği gibi muhafaza edileceği bildirili­yor.

mı da güneş ve ay gibi gök cisimlerine iba­det ederlerdi. Araplar içinde melekler ve cinlere tapanlar da vardı. Onlardan bir kıs­mı da melekleri Allah’ın hızları olarak kabul ediyorlardı. Araplar içinde atalarına ibadet edenler de vardı. Bu yüzden kabirler üze­rinde İslâm’da mescid yapılması yasaklan­mıştır.

Araplar arasında dehrîler de vardı. Kur’ân-ı Kerîm bunlardan şöyle bahsediyor: “Hayat ancak bu dünyadaki hayatımız­dır; ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zama­nın geçişi yokluğa sürükter, derler. On­ların bu hususta bir bilgisi yoktur. Sa­dece böyle sanırlar.” (Câsiye 45/24)

Câhiliyye döneminde Arap Yarımadasın­da mecusiler, Yahudiler ve Hıristiyanlar da vardı.

O dönemde bu bölgede sayıları az da ol­sa tevhid üzere olan ve kendilerine hanif denilen kişiler de bulunuyordu. Bunlar Hz. İbrahim’in dinine mensup kişiler olarak bilinmektedir.

Bu bölgede yaşayanlardan bazı kişiler de Allah’ın varlığını kabul ettikleri halde müşrik kabul edilmişlerdir. Bunlar, Allah’ın kendilerinin müşrik olmalarını istediğini, eğer putlara hakkıyla ibadet ederlerse Al­lah’a daha çok yaklaşacaklarını iddia edi­yorlardı. Kur’ân-ı Kerîm bunlardan şu şekil­de bahsediyor: “Dikkat edin, hâlis din Al­lah’ındır; O’nu bırakıp da putlardan dost­lar edinenler: onlara (putlara), bizi Al­lah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah, şüphesiz yalancı ve inkârcı kim­seyi doğru yola eriştirmez.” (Zümer 39/3.)

Câhiliyye dönemine ait itikadi, amelî ve ahlaki her türlü tevhid inancına ters düşen batılın saçma düşünceler Kuran-ı Kerîm tarafından kaldırılmıştı.