Baskı ve Basım Teknik Tarihi

- in Bilim ve Teknoloji, Genel
0

Matbaa basım teknik tarihi, Kağıda baskı nasıl yapılır, Matbaa baskı tarihi hakkında bilgi.

Basım, el veya makineyle basmak suretiyle kağıt, karton, kumaş, muşamba gibi maddeler üzerine yazı, resim, renk veya şekil basma işidir.

İnsanlar çok eski zamanlardan beri yazdıkları yazıları çoğaltma, bu işi daha kısa bir zamanda yapma ihtiyacını duymuşlardı. M. Ö. 5000 yıllarından beri, Yakın, Orta ve Uzak Doğu’da düz ve silindir şeklinde damgaya benzer kalıplar kullanılmaya başlanmıştı. Fakat bunlarla ancak bazı resim ve işaretler basılıyordu. Yazı en erken M.Ö. 4000’e doğru kullanılmıştır.

Yazı basma İşinde de, önceleri sert bir yüzeye tersine oyulmuş harfler yumuşak bir kile basılıyor, böylece doğru okunabilecek şekilde bir tablet elde ediliyordu. Sonradan bu tableti kurutup sertleştiriyorlardı. Mezopotamya’da Sümerler, Akadlar,’ daha başka kavimler bu şekilde çalışarak bir sayfa kalıbı elde edebiliyorlardı. Ninova yakınlarında yapılan kazılarda Sargon kralının bu şekilde yapılmış tuğla kitaplardan meydana gelen Kral Kütüphanesi ortaya çıkarılmıştır.

Kağıt Üzerine Baskı Tekniği

Kâğıt üzerine ilk baskıyı yapan millet Çinliler’dir. Bugün için eldeki en eski kitap Çin’in Kansu ilinde bulunan, üzerine harfler kazılı ağaç blokları kullanılarak basılmış bir kitaptır. Üzerindeki bir kayıttan bu kitabın 868 yılında Uang Çie tarafından basılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Tahtanın üzerine harfleri tersine kazara kalıplar hazırlanıyor, sonra bu kalıpların üzerine çini mürekkebi sürülerek kağıda basılıyordu. Fakat bu pek pratik bir usul değildi. Eldeki kalıp bir kitabın yalnız bir sayasını basmaktan başka bir işe yaramıyordu. Bu işin hızlandırılması, işe yarar bir hale getirilebilmesi için tek tek harf kalıpları yapmak, gerektiği zaman bu harf kalıplarını ikinci bir yazıyı kolayca dizilebilir hale getirmek lazımdı.

İşte Pi Şeng adlı bir Çin demircisi yanmış kilden veya madenden harf kalıpları yapmayı düşündü. Böylece, her harfi ikinci, üçüncü kere, hatta birçok kereler kullanabilecekti. Pi Şeng bu düşüncesini gerçekleştirdi, bununla baskı yapmayı başardı. Önceleri bu harfleri pişmiş topraktan döküyordu. Fakat bu şekildeki kalıplar dayanıklı olmuyor, birkaç kere kullanıldıktan sonra kırılıyor, aşınıyor, dağılıveriyordu. Ondan sonra, harflerin daha dayanıklı olması için kalıpları bakırdan, kurşundan dökme yoluna gidildi.

Gutenberg’in İcadı:

Avrupa’da ağaç kalıpların üzerine harfleri oyarak baskı yapılabilmesi ancak kağıt yapma tekniğinin Doğu’dan Batı’ya gelmesiyle mümkün oldu. Bu çeşit baskıların bugün çocukların patates üzerine kalıp yaparak bastıkları patates baskısından pek farkı yoktu.

Avrupa’da ilk defa baskıyı yapanın kimler olduğu bugün için kesin olarak bilinemiyor. Tek tek harf kalıplarını yan yana getirerek kelimeleri, kelimeleri yan yana getirerek satırları, satırları alt alta koyarak da sayfaları meydana getirebilecek usulün bulunması baskı işlerini çok kolaylaştırdı.

Bu çeşit harfleri baskıda kullananların ilki pek çoklarına göre Hollnda’nın Haarlem şehrinde doğan Laurent Coster (1370-1440) dir. Coster bu harflerden meydana getirdiği sayfalarla sekiz sayfalık bir kitap basmayı başarmıştı. O yıllarda Panfilo Castaldi (1398-1470) adlı bir İtalyan da tek tek harflerle baskı üzerinde çalışmalarda bulunuyordu. Fakat bu usulü ilerletip işe yarar bir hale getiren Johann Gutenberg (14001468) oldu. 1440 yıllarında Gutenberg madeni harfler dökerek bazı baskı denemelerinde bulunmaya başlamıştı.

1450-1455 yılları arasında Johann Fust adlı bir zengin ve Peter Schöffer adlı bir yardımcıyla beraber çalışarak Lâtince bir din kitabı bastı. 300 tane basılan bu Kitab-ı Mukaddesin bugün elde ancak 45 nüshası vardır. Gutenberg bundan sonra bazı din ve gramer kitapları daha bastı.

Bu yeni sanat ve iş kolu kısa zamanda bütün Ren vadisinde yayıldıktan başka, Gutenberg’in çıraklarının İtalya’ya gitmesiyle orada da gelişmek imkanını buldu. O kadar ki, 15. yüzyılın ikinci yarısında İtalya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve ispanya gibi Avrupa memleketlerinde basılan kitapların sayısı kısa zamanda 30.000 i buldu.

Fransa’da ilk defa basımevini 1469 yılında Sorbonne’da iki Alman işçisi kurdu. Macaristan’da ilk basım evi 1473, İngiltere’de Londra’da 1476’da, Hollnda’da 1540’ta, Türkiye’de ise Türkçe kitap basan ilk Türk basım evi 1726 yılında İstanbul’da kuruldu.
18. yüzyılın ortalarına kadar harflerin büyüklükleri her hangi bir esasa dayanmıyordu, keyfî olarak seçilmişti. 1737’de Fournier adında bir Fransız bir ölçü esası buldu, bunu da 1780 yılında Didot adlı bir Fransız ıslah etti. Bu esaslar Berlinde Berthold tarafından tipometre denilen yeni bir esasa uyduruldu.

Gutenberg’in harf dökme makinesini icat ettiği günden itibaren basım işleriyle uğraşanlar aynı zamanda dökümcülük de yapıyorlardı. Harflerin kalıplarını hakkaklara veya kuyumculara kazdırmışlar, bunların dökümlerini de kendileri yapmaya başlamışlardı.

ilk bağımsız harf dökümcüsü 1577 yılında Frankfurt’ta Egenolff olmuştur. Bu özel yazı kazıcıları ellerindeki âletlerle günde 2000-4000 harf dökebiliyorlardı. Döküm işini ilk defa makineleştiren 1828’de İngilizler olmuşsa da bu sistemin geliştirilmesini ilk defa New York’ta Lauritz Brandt adlı bir Danimarkalı ‘sağlamıştır. Zamanla bu çeşit harf kalıbı döken makineler günde 40-50.000 harf dökebilecek derecede gelişti.

İlk Dizgi Makinesi:

Avrupa’da ilk dizgi makinesini’ yapmaya f teşebbüs eden William Church adlı bir Amerikalıdır. 1822’de yapılan bu makine tuşlara basarak önceden yerlerine konulmuş olan harfleri elle ayarlamak suretiyle yan ya’ na diziyordu. Bu makine 1869’da Brüksel’de Kari Kastenbein tarafından ıslah olunca 1 din/cm.2, veya kısaca 1 bari denilir.

Pratik alanda bari çok küçük bir birim olduğundan bar ve milibar adlarındaki katları kullanılır. 1 bar (mega-bari) 106 bariye, 1 milibar (kilobari) de İQ3 bariye eşittir. Ayrıca günlük hayatta santimetre kare başına kilogram (kg./cm.2) veyahut, daha kısa bir deyişle, kilogram kullanılır.

Çivilerin uçlarının sivri olması, basıncın daha küçük bir alana toplanmasını sağlar, böylece çivi tahtaya kolayca işler. Bir şeyin batmaması istenilen yerlerde ise, kuvveti dağıtmak için, daha geniş alanlar kullanılır: Karda yürürken batmamak için ayaklara geçirilen kayaklar, ağır yük taşıyan kamyonlarda kullanılan geniş yüzlü çift lastikler gibi.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir