Akıl Nedir?

In Dini Bilgiler, Genel, Sosyal Bilimler, Sosyoloji 7 views

Kurana göre akıl nedir, Akıl sözlük anlamı hakkında bilgi.

Akıl, genelde ilmi almaya yarayan yüce veya insanın bu güç sayesinde edindiği il­me denir. Hz. Ali, doğuştan ve kazanılan olmak üzere iki aklın bulunduğunu söyle­miştir. Eğer doğuştan akıl olmazsa, kaza­nılan aklın yararı olmaz. Tıpkı göz, ışığı en­gellediği zaman güneş ışığının yararlı ol­madığı gibi. Hz. Peygamber, “Allah akıl­dan daha değerli bir yaratık yaratma­mıştır” buyururken, doğuştan gelen veya verilen akla işaret etmiştir. Yine Hz. Mu-hammed, “Hiç bir kimse kendisini doğ­ruya ulaştıran veya değersiz olandan alı­koyan akıldan daha üstün bir kazanç el­de etmemiştir” buyururken, kazanılan ak­la işaret etmiştir. Bu akıl, yüce Allah’ın, “İşte bizim, insanlığa verdiğimiz misal­ler. Bu misalleri ancak ilim sahipleri an­lar ve düşünür.29/43” sözünde geçen ak-letme, ilim anlamına gelen kazanılmış akıl­dır.

Yüce Allah, kâfirleri akılsızlar diye yer­diği her yerde birinci anlamdakine değil, ikinci anlamdaki akla işaret etmiştir. Me­selâ, “Onlara (müşriklere) Allah’ın indir­diğine uyunuz denilince, onlar, ‘hayır biz atalarımızın kendisine alışkın ve bağ­lı bulduğumuz şeye uyarız’ derler. Ata­ları hiç bir şeyi bilmiyor ve doğruyu ta­nımıyor idi iseler de mi? 2/170 “, “İn­kâr edenlerin misali, ancak dıştan gelen bağırma ve seslenmeleri duyduğu için haykıra haykıra konuşan kimseye ben­zer. Onlar, sağırlar, dilsizler, körlere benzer. Böyle oldukları içindir ki akılla­rını kullanmazlar. 2/171”

Kur’an’ın bu ifadeleri, babalarını, atala­rını taklit edenlerin eğer babalarının ve ata­larının yapıp ettikleri ilme dayalı değilse ve ilmin gösterdiği yoldan edinilmemiş ise, ilim anlamına gelen akla dayalı bir iş olma­dığını anlatıyor. Dolayısıyla babalarının ar­dından giden kimseler, doğuştan gelen akılları kullanarak ilim edinmemiş ve yapıp ettiklerinde ilmin ışığına uymamış oldukları için, sağır, dilsiz ve köre benzetilmişlerdir. Bunların doğuştan gelen akla sahip olduk­ları herkesçe kabul edilmektedir. Böyle kimselerde bulunmayan şey, doğuştan ge­len akıllarını görme, işitme ve konuşma du­yularında sağlayamadığı verilere tatbik et­mekten ibarettir. İnsan kazandığını genel­de bu duyularıyla aldıkları veriler arasından edinir. Bu yüzdendir ki, sağırlar, körler, dil­sizler -eğer özel eğitim ve öğretime tâbi tutulmamışlarsa- kazanılmış akıldan yok­sundurlar. Bu gün sağırlara, dilsizlere, kör­lere uygulanan özel eğitim ve öğretim on­larda doğuştan gelen bir aklın varlığını ispatlamaya yeter. Çünkü bunlar, eğitim ve öğretim yoluyla bir takım davranışlara alış­tırdıklarından, daha da ötede akıl yürüt­menin çeşitli biçimlerine dayalı neticelere ulaştırılmaktadırlar. Meselâ, gazete çıkar­makta ve gazetedeki bilgileri okuyup de­ğerlendirmeye tâbi tutabilmektedirler.

Öyleyse Allah, “aklınızı kullanmıyor musunuz?” veya “akıllarını kullanmaz­lar” biçiminde bir hitap ile kimlere sesle­niyorsa, onları akıl gücünü kullanarak ilim edinemediklerini yapıp etmelerinde ilim ışı­ğıyla aydınlanan yolda yürümediklerini bil­dirmektedir. Bu anlamda ilmin ışığı, kazarer. Bundan ötürü Allah’ı unutmak ile ken­dini unutmak birbirine çok sıkıca bağlı, ay­rıymış gibi görünen ama aslında tek bir ta­vır olarak Kur’an’da takdim edilmiştir. “Sa­kın hâ, Allah’ı unuttukları için Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar fasıkların ta kendi­leridir. 59/19”

Kur’an, insanın bizzat özüne, aklına, kal­bine, nefsine ve ruhuna insanın dikkatini çevirmeyi ön planda tutar. Çünkü dinin aslı oradadır. Doğuştan insana verilen bu asla dikkat çekmesinin yanı sıra, Kur’an kazan­ma yoluyla elde edilecek akla da insanı teşvik etmekten geri durmaz.Kazanılan akıl, biri tecrübelerden edinilen ilim, diğe­ri de bizzat fıtrî akıl yetisi kullanılarak ka­zanılan ilim olmak üzere iki anlama gelir. “İnsanlara iyiliği emrediyorsunuz da, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz elinizdeki kitabı okuyup duruyorsunuz. Öyleyse hâlâ aklınızı kullanmıyor musu­nuz? 2/44”, “Biz bu örnekleri insanlara veriyoruz. Bunları ancak bilginler akle-der. 29/43”, “Eğer dinlemiş veya aklet-miş olsaydık, çılgın alevli cehennemlik­ler içinde olmazdık. 67/10”, “De ki, bi­lenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri hatırlanması ve bilinmesi gerekenleri kendine devamlı alır. 39/9”

Örnek olmak üzere meallerini verdiğimiz bu ayetler genelde insanın dikkatini mük­tesep aklın iki çeşidi üzerine de önemle çekmektedir. Kitabı okuyor olduğu halde, aklını kullanmaktan kaçınır gözükenlere uyarı yapılırken, kitapla verilmiş hazır tec­rübelerden yararlanıp sonuç çıkarılmadığı­na işitme veya akletme işi yapılsaydı, ce­hennemlikler içinde olunmayacağı haber verilirken de fıtrî akıl yetisi sayesinde insa­na sunulan naklî bilgiler ve deneyimlerden yararlanılarak bir sonuç çıkarılmadığına dikkat çekilmiştir. Eğer insan, fıtrî akıl ye-tisiyle yetinecek bir ortamda olsaydı, yüce Allah, “De ki, sizi yaratan ve size işitme­yi, gözleri ve gönülleri veren O’dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz. 67/23” ayetiyle insanı, az kadirbilir olmakla uyar-mazdı. Çünkü bu ayette geçen işitme, nak­li, geçmiştekilerin ve hâlen var olanların de­neyim birikimlerini; gözler, gözlem yapma­yı ve o yolla edinilecek ilmi; gönüller, var­lıklara yönelik iç bağlantıyı ve öz bilgisini temsil ederler. Akıllı insan bütün bu imkân­ların içinde olduğunu ve bunlardan yarar­lanmak gereğini duyan kimsedir. İnsan, yalnız fıtrî akıl yetısiyle veya yalnız tecrü­belerin taklidini yapmakla yetinmez. Yine insan sırf fıtrî akıl yetisi veya yalnız nakil ile yani Kur’an ve sünnet ile bu dünya or­tamında yetinemez. Bunlardan birinci hâ­le aldanma, ikinci hâle cehâlet denmiştir. Hem fıtrî aklın, hem de onun kullanımından sağlanacak aklın birlikte insanı insan ola­rak koruyabilecekleri Kur’an’dan anlaşılan kuşkusuz bir sonuçtur. (H.ŞAHİN)

Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi Tarihi Önemi Hakkında Bilgi
Mekkenin Fethi sebep ve sonuçları nelerdir, Mekkenin Fethi
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir Nedir, Mehir Hangi Durumlarda Düşer
Mehir çeşitleri nelerdir, Mehir hangi durumlarda verilir, Mehir
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari Kimdir, Hayatı ve Eserleri
Molla Fenari kimin zamanında yaşadı, Molla Fenari kimdir
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet Kimdir Hakkında Bilgi
Ebu Mansur Muhammet maturidi hayatı, Ebu Mansur Muhammet

Leave a reply "Akıl Nedir?"


Top